Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Gayet net…
0:00 0:00
1x
a- | +A

Yok aslında özünde iyi biri, yok hayat onu bu hâle getirdi, yok aslında öyle demek/yapmak istemedi, yok şartlar onu gerektirdi… Her şeye bir gerekçe, her şeyin altında psikolojik sorunlar aramasak mı artık. Bazı insanlar gerçekten kötü, basbayağı kötü, açıkça kötü, bilinçli kötü, tercihen kötü…
Kimler mi?
Birilerinin sırtına basarak yükselenler.
Hak yiyerek karnını doyurmaya çalışanlar.
Can yakıp ısınmaya çalışanlar.
Yanlış yaptığında utanmayanlar.
Her şeyin, öncelikli olarak, onların hakkı olduğuna inananlar.
Davranışlarının sorumluluğunu almayıp sürekli başkalarını suçlayanlar.
Hep haklı olmayı, iyi olmaya tercih edenler.
Konumunu şahsi zevkleri, zaafları ve çıkarları için kullananlar.
Özür dilemeyi, kişilik kaybı sayanlar.
Kırdığı insanı değil, kaybettiği konforu özleyenler.
İç dünyasını büyütmek yerine, başkalarınınkini daraltanlar.
Başkalarının acısını küçültüp, kendi acısını kutsayanlar.
Dünyanın kendi etrafında döndüğünü zannedenler.
Vicdanı, şartlara göre açılıp kapananlar.

***
Sorumluluk almak yerine mağdur rolünü meslek edinenler.
Yaptığı kötülüğü “niyetim öyle değildi” ile aklamaya çalışanlar.
Herkese nasihat verip, kendine bir satır bakmayanlar.
İnsanları kullanıp, sonra “hayat bu” diyenler.
Sevilmeyi hak sanıp, sevmeyi angarya görenler.
Gerçekle yüzleşmek yerine hikâyeyi değiştirenler.
İyiliği borç, kötülüğü karakter sananlar.
Sınır görünce sevgisi bitenler.
Kendine gösterdiği anlayışı başkasına çok görenler.
Yaptığı her şeyi gerekçelendirip, başkasınınkini yargılayanlar.
Sessizliği olgunluk değil, kaçış olanlar.
Hataları ile yüzleşmemeyi ve değişmemeyi “ben buyum” cümlesiyle kutsayanlar.

***
Kendine bile dürüst olmaktan korkanlar.
Herkesi idare edip, kimseye sadık olmayanlar.
Güçsüzken yalvarıp, güçlenince unutanlar.
Affı talep edip, telafiyi reddedenler.
Yüzleşmek yerine susarak cezalandıranlar.
Güveni kırıp, güven beklemeye devam edenler.
Kendini merkeze koyup, bunu öz değer sananlar.
Herkesi yarı yolda bırakıp, buna “kendi yolum” diyenler.
İyileşmekten korkup, alıştığı acıyı savunanlar.
Vicdanını susturup, sesini yükseltenler.
Duygusal emeği yok sayanlar.
Kendi iç boşluğunu başkasının varlığıyla, parayla, etiketle doldurmaya çalışanlar.
Kendilerini iyi hissetmek için sürekli sizi kötü hissettirenler.
İliklerine kadar hasede bürünüp haset ettikleri o nimetleri veren Allah’a meydan okuyanlar…

Ninem diyor ki; Kavakta nar olmaz, kötülükte ar olmaz.

Halime Gürbüz'ün önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR