Bravo Okan Hoca’m. Doğru strateji, doğru tercih ve cesur oyun bu!
Büyük maçların büyük takımı… Geriye düştüğü maçı çevirmeyi bilen G.Saray, Şampiyonlar Ligi’ni hak ediyor.
Rams Park’taki gecede telaş ve panik daha nefes almadan Aslan’ın kalesine hançer gibi saplandı.
Ahh! Davinson Sanchez’in o kritik anda yaptığı hata, âdeta bir trajediydi. Savunma arkasına sarkan topa kafayla hamle yapmak isterken ıslak dokunuş, Ruggeri’nin arka direğe milimetrik ortası ve Giuliano Simeone’nin boşlukta yükselen kafası… 0-1.
Llorente’nin hediyesi
G.Saray pes etmedi; aksine, ateş gibi geri döndü. Barış Alper Yılmaz sol kanattan yıldırım gibi indi, Atletico savunmasını darmadağın etti.
Bravo Uğurcan… Korner geldi, tehlike kokusu yayıldı. Atletico’nun Alvarez’le kazandığı köşe vuruşunu Uğurcan Çakır yumruklarıyla savuşturdu. Sadece o mu?
Griezmann’a da geçit vermedi, jeneriklik kurtarışıyla kale direği gibi dimdik ayakta kaldı.
..Ve: Leroy Sane sağ kanatta Ruggeri’yi teke tekte adeta matador gibi ezdi geçti. Pasını ceza sahasına aktardı, geriden harika bindiren Sallai çizgiye inip topu yerden çevirdi… Llorente’nin ters dokunuşu, skoru eşitledi: 1-1. Ohh!
O gol, sadece bir beraberlik değil, Aslan’ın kükreyişi, G.Saray’ın geriye düşmenin acısını silip süpürdüğü an olarak ruhun yeniden doğuşuydu.
Tribünler ayağa kalktı
G.Saray oyuna ağırlığını koydu. Osimhen’in çapraz pası isabet etmese de, 3’e 3’lük hücumlarda gözler parladı.
Atletico yerleşmeye çalıştı, Koke’nin serbest vuruşunu Sallai kafayla karşıladı. Abdülkerim Durmaz savunmada başarılıydı, A.Madrid’in ikinci gol fırsatını engelledi. Savunmamız Sörloth’a fırsat vermediği gibi yerine giren Griezmann’ı da durdurmayı bildi.
Özetle şurası kesin: Bu takım, bu ruh, bu inançla G.Saray her şeyi başarabilir.
Maçın adamı: Sallai

