Üzülüyorum hem de çok üzülüyorum ve soruyorum; ‘’Ey sevgili Fatih Tekke var mısın yeniden meydan okumaya?’’
İçimden bir ses Fatih Hoca’nın ‘’Varım’’ diye haykırdığını söylüyor öyle de haykırmalı.
Muradım ve arzum bu. Neden?
Fatih Tekkeler kolay yetişmiyor. Keşke kolay yetişiyor olsaydı ama öyle olmadığını hikayesiyle anlatacağım size.
Ancak!
Önce şunun bilinmesini istiyorum:
‘’En kötü karar kararsızlıktan iyidir.’’
ÖNEMLİ BİR PROJE RAFA KALKTI
Hoca’yı ‘’Neden istifa etti?’’ ya da Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan’ı ‘’Neden önce sahip çıktı sonra arkasında durmadı?’’ diye sorgulamadan önce şu gerçeği iyi anlayalım.
Fatih Tekke; Galatasaray’daki Fatih Terim ve Okan Buruk örneklerindeki olduğu gibi Trabzonspor’un kendi hocasını kendi kaynaklarından yetiştirme ve bu alanda bir kültür oluşturmayı amaçlayan hayati bir projeydi.
Maalesef en güçlü ihtimal; başarılamadı.
Sonuç; maalesef hayal kırıklığı.
Yazık.
Oysa Ertuğrul Doğan ve ekibi projenin hayat bulması için hiçbir yatırım ve fedakarlıktan kaçınmadılar.
Daima Tekke’nin destekçisi oldular. Görünen buydu.
‘’Suçlu kim?’’ derseniz, tek başına Fatih Tekke ya da Ertuğrul Doğan demek hakkaniyetli olmaz. Niye?
VEDALAŞMAK PES ETMEK Mİ?
Siz, iyi niyetle bir hayal kurar, projelendirir, modeller, planlar, programlar, kadro mühendisliği gibi önemli yatırımlarla teknik adamın elini güçlendirecek hamleler yaparsınız ama futbol bu; teori pratiğe uymaz.
Ferencvaros maçı ve ardından Amed Diyarbakır travmasında görüldüğü üzere bütün güzel haslet ve beklentilerinizin üzerinden tır geçmiş gibi bir durum yaşarsınız, ümidiniz kırılır, bütün yatırımlarınızı çöp haline gelme endişesine kapılır ve yeni bir çıkış yolu için içinize sinmese de en radikal kararı alırsınız.
Reva mıdır bu değil ama futbolun adaleti bu.
Nitekim Fatih Tekke ve Trabzonspor gerçeği tam böyle bir olaydır.
İki taraf istemese de bazen vedalaşmak gerekir.
Ama vedalaşmak ‘’pes etmek’’ ya da ‘’günü kurtarmak’’ değildir.
Aksine kaotik süreçten gerek Trabzonspor ve gerekse Fatih Tekke’nin daha da güçlenerek çıkması için bir altın fırsattır.
KARAMAN DA DAYANAMADI
Bir şey daha... Teknik adamlık kolay değildir.
Kulakları çınlasın Ünal Karaman’ın. Trabzonspor’daki teknik direktörlük döneminde kulübe davet etmişti. Karaman’ın en güçlü olduğu dönemdi, o dönem. Ancak; bir buçuk saatlik sohbette anladım ki durum hiç de öyle değil. Meğer kan kusup da kızılcık şurubu gibi içiyormuş, Trabzonspor zarar görmesin diye susuyormuş Ünal Karaman. İnanın o gün dinlediklerimi yazsam bugün dahi olay olur ancak o sohbetti ve orada kaldı.
Tekke ya da herhangi bir teknik adam bir maçın sonucuna göre ‘’İstifa’’ mı eder, Trabzonspor camiasıyla helalleşmek mi ister? Hayır ama etti!
Aslında sebep belli:
1. Başarı zorunluluğu…
2. Yönetimsel ilişkiler…
3. Skora dayalı sabırsızlık…
4. Taraftar beklentisi…
5. Medya baskısı…
6. İstikrarsızlık ve uzun vadeli planlar yapamamak.
Altı ana başlıkta özetlediğim modern futbol ve profesyonel hayatta teknik direktörlerin yaşadıkları baskı başarıyı doğrudan etkiliyor. Gerçek bu!
Ayrıca futbolun vefası yoktur! Dün ne yaptığınıza bakmaz, her maçın kazanılmasını bekler.
Bazen kazanmak da yetmez daha dinamik ve daha dominant bir oyun bekler.
Olmadı mı? Ferencvaros Amed maçlarındaki gibi bütün krediler sıfırlanır, sosyal medyada çığ gibi büyüyen ‘’istifa’’ etiketleri ve olumsuz yorumlar psikolojik olarak yıpratır, inşa edilen onca şey bir anda çöker.
Yazık olur onca çaba ve emeğe!
GÖNÜLSÜZ ONUACHU
Tabii belirsizlik… İş güvencesi… Sürekli "gönderilecek mi?" spekülasyonların altında çalışmak da sarsar insanı. Böyle kriz anlarında oyuncu yönetimi de takım disiplini de zorlaşır. Yıldız oyuncuların egolarını yönetmek, yedeklerin huzursuzluğunu yatıştırmak teknik sorumluluğu artırır.
..Ki; Paul Onuachu da yaşandı bu…
Hem de sözleşmesi iyileştirilmesine rağmen yaşandı.
Oyuncunun düşen performansını ve gönülsüz oyununu Tekke’ye bağlayanlar, ‘’Tekke’nin golcüsü değil’’ diyenler var.
Hal bu ki Fatih Hoca hiçbir zaman Onuachu için ‘’Benim golcüm değil" ifadesini kullanmadı aksine oyuncusunu korudu.
Ancak taktiksel detaylar ve perde arkasında yaşananlarda Tekke'nin kendi dinamik, hareketli ve yoğun ön alan baskısına dayalı oyun sistemine tam olarak uymadığını düşündüğü için Onuachu'nun satılmasına onay verdiği iddiası ki, bu bile Paul’nun isteksizliğinin yönetilmesinin ne denli zor olduğunu açıklamaya yeter.
ŞİMDİ MEYDAN OKUMA ZAMANI
Futbol tarihi, yeşil sahanın sadece taktik tahtasıyla değil, zihinlerindeki ve omuzlarındaki devasa yükle savaşan iki farklı yüzünü gösteren teknik adam hikayeleriyle doludur.
En başta söylediğimi tekrar edeyim. Kesinlikle; en kötü karar kararsızlıktan iyidir. Pes etmek, Fatih Tekke’nin karakterine aykırıdır, asla pes etmemeli, Trabzonspor gibi yüksek baskılı bir camiada edindiği kriz yönetimi tecrübesi, onu bir sonraki görevinde çok daha dirençli ve kararlı kılacaktır. Böyle kriz anlarını; liderlik ve kariyer yönetimi için bir altın fırsat bilmeli; Tekke’yi dünya futbolunda elit kategoriye çıkaracak asıl meydan okuma için Avrupa kupaları hedefi olan bir kulüple küresel sahneye taşınmak için sabırlı ve kurumsal yapıya sahip kulüplerde taktiksel birikimini küresel ölçekte test etmeli. Bu Sir Alex Ferguson, Manchester United, Jose Mourinho, İnter, Fatih Terim, Galatasaray ve A Milli Takım, Diego Simeone (Atletico Madrid) örneklerindeki gibi Fatih Hoca’yı küllerinden doğurup bir futbol dehasına dönüştürmek adına harika bir basamak olur.

