Kaydet
|

Şimdi yeni bir sayfa açmak için önümüzde büyük bir fırsat var. Millilerimiz, 2026-2027 UEFA Uluslar A Ligi'nde ilk maçında yarın Kocaeli Stadyumu'nda Fransa'yla oynayacak.

Son dönemde iki defa karşılaşıp hiç kaybetmediğimiz Fransa'yı bir kere daha yenebilir miyiz?

Neden olmasın! Biz bir potansiyeli olan takımız. Fransa gibi açık oynayan dominant güçlere karşı "kaybedecek bir şeyi olmayan" ve "reaksiyon gösteren/kontra atak kovalayan" bir takım olarak çok başarılıyız. Malum; EURO 2020 elemelerinde Konya'da Dünya Kupası kazanmış, final oynamış Fransa'yı 2-0 yenip deplasmanda 1-1 berabere kalarak dünya devine unutamayacağı bir ders verdik. O gurur hâlâ hafızalarımızda tazeliğini koruyor. Yine neden olmasın?

Dünya Kupası'ndaki hüsrandan sonra Kocaeli'de Zinedine Zidane yönetimindeki yeni Fransa'ya karşı bu kolay mı?

Kolay diye bir şey dün de yoktu bugün de yok. 2020 elemelerinde Fransa'ya kök söktüren bu kadronun potansiyeli çok yüksek. Fransa'ya karşı geçiş oyununu ve savunma disiplinini harika uygulayıp, oyunu kurması ve kalabalık savunmaları açması gereken taraf olmamız halinde kazanmak kolay ancak finallerdeki taktik esneklik, zihinsel yorgunluk, baskıyı yönetememek ve bitiricilik sorunlarını çözmek şart. A Millî Takımımız dünya devine karşı yenilmezlik serisi yakalamak ve rüştümüzü yeniden ispatlayabilmek için aslında bu maç büyük bir fırsat.

Dilek bu ama, finallerdeki acı bir gerçek var üstesinden nasıl gelinir?

Daha önceleri de yazdığım gibi Dünya Kupası finallerinin getirdiği psikolojik baskıyı maalesef yönetemedik. Turnuvaya büyük umutlarla başlanması millîler üzerinde inanılmaz baskı oluşturdu. 24 yıl aradan sonra gittiğimiz Dünya Kupası finallerinde Avustralya'ya 2-0, Paraguay'a 1-0 kaybetmek ve gruplardan elenmek Türk futbol tarihinin en dramatik tezatlarından biridir. ..Ki; son maçta ABD'yi 3-2 yenmek prestijden öte bir anlam taşımamıştır. Oysa büyük turnuvalardaki konsantrasyon farkını, stress ve baskı sorunlarını yönetmeyi bilmemiz ve aşmak gerekiyor.

Son vuruş ve bitiricilik sorunu nasıl aşılır?

Avustralya ve Paraguay maçlarında 60 şut çekilmesine rağmen topu çizgiden geçirmeyi başaramadık. Buradan çıkarılması gereken ders; büyük turnuvalarda erken gol yeme ve dağılma psikolojisi... Paraguay maçının henüz 1. dakikasında yenilen şok gol, takımın bütün oyun planını altüst etti. Rakipten bir kişi fazla oynadığımız anlarda bile turnuva takımı olamamak, takım içi kırılganlık ve yanlış motivasyon sebebiyle toparlanamadık, gereksiz panik ve telaşa kapıldık.

Turnuva takımı olmaktan ne anlamalıyız?

Süreklilik... İstikrar... Tecrübe... Fransa gibi takımlar uzun turnuvaların ve finallerin stresini oynamaya alışkın profesyonellerden kurulu. Bizim oyuncuların en büyük eksiği bu. Bir maçı harika oynamakla, 10-15 günlük turnuva takviminde istikrar yakalamak farklı şeyler. Nitekim Avustralya ve Paraguay gibi dengimiz olan rakiplere karşı oyunu domine etmesi gereken taraf olduğumuzda iki maçta 60 şut atılmasına rağmen bu oranı tabelaya yansıtamıyoruz. Set hücumlarında son vuruş eksikliği, bitiricilik krizi, rehavet ve taktiksel tıkanıklık belimizi büküyor. Sıfır golle organizasyona veda edilmesi çok acı.Vincenzo Montella finallerdeki hatalardan ders çıkarıp hücum hattında mutlaka bir değişikliğe gitmeli.

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.