Manchester United nereye koşuyor? İngiliz devi, Sir Alex Ferguson sonrası tufan mı yaşıyor? İstikrar krizi neden önemli?
Sir Alex Ferguson demişken...
Kırmızı Şeytanlar, Ferguson yönetiminde 27 yılda 13 lig, dört FA Cup, iki UEFA Şampiyonlar Ligi (1999, 2008) ve Dünya Kulüpler Kupası (1999) kazandı. Ferguson 1999 yılında başarılarından dolayı Sir unvanına layık görüldü, 19 Aralık 2010’da Manchester United'i en uzun süre çalıştıran teknik direktör oldu ve 8 Mayıs 2013'te sezon sonu kariyerini noktaladı. Sonrası mı?
Dilerseniz önce bir genel bakış yapalım.
69 milyar 406 milyon 631 bin TL
Vay.. vay.. vay!
Paraya bakar mısınız?
Avrupa'da en yüksek transfer harcaması; net 1 milyar 190 milyon İngiliz sterlini yani 69 milyar 406 milyon 631 bin TL. Manchester United'ın son 10 yıldaki bu harcamasını Premier League ile Süper Lig arasındaki ölçeğe vurursak, iki lig arasındaki ekonomik uçurumu ifade etmek ancak, Süper Lig kulüplerinin toplam harcamasının 3–4 katı diye özetlenebilir.
İstikrar neden önemli?
Şimdi gelelim asıl meseleye...
Soru: İstikrar krizi neden önemli?
Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Osman Aşkın Bak ve TFF Başkanı sayın İbrahim Hacıosmanoğlu başta olmak üzere bütün kulüp başkanlarımızın dikkatlerine:
''İş bilenin kılıç kuşananın''
Futbol kulüplerinde istikrar, yalnızca saha sonuçlarıyla sınırlı değildir. İşin birçok parametresi mevcut. Şöyle ki;
1. Ekonomik boyut: Uzun vadeli planlama, sponsorluk gelirlerinin güvence altına alınması ve nokta transfer politikalarının sürdürülebilirliği.
2. İdari boyut: Yönetim kademesindeki sürekli değişim, karar alma süreçlerini zayıflaması ve kulübün kurumsal kimliğini aşındırması.
3. Sportif boyut: Teknik direktörlerin sık sık değişmesi, oyun felsefesinin oturtamaması; oyuncuların adaptasyon süresinin uzaması, saha içi kimyanın bozulması.
Değişim başarmak mıdır?
''İş bilenin kılıç kuşananın'' diye boşa söylememiş atalarımız. İngiliz devi Manchester United’ın son 10 yıldaki verileri, kulübün kurumsal istikrarsızlık döngüsünü dramatik olarak net biçimde ortaya koyuyor.
10 yılda 10 farklı teknik adam.
Transfer politikasında net bir çizgi oluşturamamak. Kadro mühendisliği yerine “yangın söndürme” hamleleriyle günü kurtarmaya çalışmak. Oyun felsefesinin oturmaması, başarıya dönüşmeyen 'istikrarsızlık paradoksu”.
..Ve, rekor harcamalara rağmen sportif olarak Avrupa Ligi dışında büyük kupa kazanılamamalarının yol açtığı finansal girdap.
Bu özetlenen tablo, kulübün sportif ve finansal anlamda nasıl bir “istikrarsızlık döngüsüne” girdiğinin açık göstergesi.
Kurumsal istikrar krizi
Ferguson sonrası, United’ın eksikliği daha da görünür hale geliyor. Bu, Manchester United'ın yalnızca teknik direktör veya transfer başarısızlığı değil, kurumsal istikrar krizi ve başarısız transfer politikaları.
..Ki, bu kriz çözülmedikçe, kulüp “geçmişin ihtişamı” ile “bugünün belirsizliği” arasında sıkışan problemler, ekonomik, idari ve sportif anlamda daha da büyüyerek devam edecek. Düşünün.
Değirmen insan öğütüyor
Son 10 yılda 10 farklı teknik adam... Kulüp, değirmen gibi insan öğütüyor. Öyle ki; kurumsal istikrarsızlık; organizasyonel performansın düşmesi, marka değerinin zayıflaması, oyun felsefesinin oturmaması; oyuncuların adaptasyon süresinin uzaması ve saha içi kimyanın bozuluyor olması.
Ferguson sonrası kriz
2013–2014 David Moyes, Fergie sonrası ilk denemeydi, 10 ay kalabildi. 2014 Ryan Giggs sadece 1 ay kalabildi, 2014–2016 Louis van Gaal, FA Cup kazandı, ancak ligde istikrarsızdı. 2016–2018 José Mourinho, Avrupa Ligi şampiyonluğu kazansa da, ligde gerilim yaşadı, tutunamadı. 2018–2021 Ole Gunnar Solskjær üç yıl kaldı, taraftar desteğine rağmen kupasız bir dönem geçirdi. 2021–2022 Ryan Giggs emanetçi olarak yeniden geldi, sadece 6 ay kalabildi, sistemi oturtamadı gitti. 2022–2024 Erik ten Hag, lig kupasını kazandı, istikrarsız sonuçlar sonu oldu. 2024 Ruud van Nistelrooy çok kısa görev aldı. 2024–2026 Ruben Amorim 14 ay kaldı, beklentileri karşılayamadı, ''Kimse bana işimizi öğretemez'' dedi, Ocak 2026’da görevden alındı. Şu an Darren Fletcher geçici olarak görev başında.
Sonuç; kalede, savunmada ve orta sahada sürekli değişen parçalar oyunun omurgasını zayıflatıyor. Rakiplerin güçlenmesiyle birleşen istikrarsızlık, United’ın Avrupa’daki rekabet gücünü erozyona uğrattı. Bu kriz çözülmedikçe, kulüp “geçmişin ihtişamı” ile “bugünün belirsizliği” arasında sıkışmaya devam edecek. Bilmem bu hikaye bizimkilerin ders çıkarması için örnek olur mu?

