Nasıl ki bir binanın sağlamlığı temelinin sağlamlığına bağlıysa, toplumun huzuru da aile yuvalarının sağlamlığına bağlıdır.
İslâm’ın insan hayatına getirdiği hükümler, yalnızca ibadetlerden ibaret değildir. İslâm, insanın hem dünyada huzurlu ve güvenli yaşamasını, hem de âhiret saadetine kavuşmasını hedefler. Bu sebeple İslâm hukukunda insan ve toplum hayatının korunması için vazgeçilmez kabul edilen beş temel esas vardır. Bunlara “zarûriyyât-ı dîniyye” denir: Canın, aklın, dinin, neslin ve malın korunması. Bu beş esasın yaşatılmasında en önemli müesseselerden biri de ailedir...
Aile, insanın dünyaya gözlerini açtığı, sevgiyi, merhameti, edebi, imanı ve sorumluluğu öğrendiği ilk mekteptir. Sağlam aile, sağlam toplumun temelidir. Nasıl ki bir binanın sağlamlığı temelinin sağlamlığına bağlıysa, toplumun huzuru da aile yuvalarının sağlamlığına bağlıdır.
Canın korunması, İslâm’ın en önemli hedeflerindendir. Kur’ân-ı kerîm, haksız yere bir cana kıymayı bütün insanlığı öldürmek gibi ağır bir suç sayarken, bir canı kurtarmayı bütün insanlığı kurtarmaya denk tutar. Aile ise insanın can güvenliği ve huzuru için en önemli sığınaktır. Eşler birbirlerinin hayat arkadaşı, destekçisi ve koruyucusudur...
Aklın korunması da zarûriyyâtın temel unsurlarındandır. Akıl, insanı diğer canlılardan ayıran büyük bir nimettir. İçki, uyuşturucu ve aklı zedeleyen her türlü alışkanlık bu nimeti tehdit eder. Fakat aklın korunması yalnızca zararlı maddelerden uzak durmak değildir. Çocuklara doğru bilgi, güzel ahlâk, dinî şuur ve hayatı doğru değerlendirme kabiliyeti kazandırmak da ailenin görevidir.
Dinin korunması ise ailenin en büyük sorumluluklarından biridir. Çocuğun ilk dinî terbiyesi evde başlar. Anne-babanın namazı, Kur’ân’a bağlılığı, helâl-haram hassasiyeti ve güzel ahlâkı çocuk üzerinde uzun nasihatlerden daha tesirli olabilir.
Neslin korunması, sağlam evliliğin bir başka büyük gayesidir. İslâm, neslin meşru nikâh yoluyla devamını ve çocukların sevgi, şefkat ve güven içerisinde yetişmesini ister. Sâlih evlât, yalnız anne-babanın değil, bütün toplumun geleceğidir...
Malın korunması da aile huzurunun şartlarındandır. Helâl kazanç, israftan kaçınmak, kul hakkına riayet etmek ve aile fertlerinin birbirlerinin malına saygı göstermesi İslâm’ın öğretilerindendir. Mal bir amaç değil, hayatı sürdürebilmek ve hayırlı işler yapabilmek için bir vasıtadır...
Rabbimiz evliliğin hikmetini şöyle bildirir: “Kendileriyle huzur bulasınız diye size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması da O’nun delillerindendir.” (Rûm, 30/21) Bu âyet, aile hayatının üç büyük direğine işaret eder: Huzur, sevgi ve merhamet...
Evliliğin ilk yıllarında sevgi ve heyecan öne çıkabilir; yıllar ilerledikçe dostluk ve arkadaşlık güçlenir. Yaşlılık ve hastalık dönemlerinde ise merhamet, vefa ve fedakârlık daha büyük önem kazanır. Gençlikte birbirine güzelliğiyle bakan eşler, ihtiyarlıkta birbirine merhamet ve vefa gözüyle bakmalıdır.
Unutulmamalıdır ki sağlam aile, sadece mutlu bireyler değil; sağlam nesiller ve huzurlu bir toplum yetiştirir. Bugün aileyi korumak, aslında dini, canı, aklı, nesli ve malı korumaktır...

