Kaydet
a- | +A

Hafta başında basın kuruluşları temsilcileri ile bir araya gelen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş toplumdaki doğurganlık hızının 1,48’e inmesinin Türkiye’yi yakın gelecekte bekleyen tehlike olduğunu belirterek “Bugün hanelerimizin yarısından fazlasında çocuk sesi duyulmuyor. Bu sessizlik toplumsal yapıdaki sessiz değişimi gösteriyor” dedi.

“Yeni normal” dedikleri “herkesin istediği gibi yaşadığı” bu sessiz işgalin bildiğimiz bütün ahlak sınırlarını zorlayan sonuçlarıyla yüzleşiyoruz. Toplumun artan boşanmalardan, bütün cephelerimizde yaygınlaşan şiddetten, büyük tehdit hâline gelen kumar ve bahis oyunlarının şamatasından “hanelerimizden çocuk sesi duyulmuyor…”

Nüfustaki kırılma tehlikesi sessiz ve giderek büyürken “Sanal Kumar” gibi bağırarak gelen tehditler var!.. Toplumdaki sonuçlarına baktığımız zaman sosyal medyanın uzakta yaşayan aile, arkadaşlar ile iletişim kurmak, onlarla vakit geçirme yerine “farklı adreslerde ikametin” hasarları ile yüzleşiyoruz.

Türkiye’de “sanal kumar” bağımlılığının yol açtığı acı olaylar giderek artıyor. Medyada, bir binanın beşinci katından atlayarak hayatına son veren Ş. Ç’nin intihara giden süreci yer aldı. “Uyuşturucudan kurtuldum ama kumardan kurtulamadım. Sattığımız evin parasını ailem annemin hesabında biliyor ama ben o paranın hepsini on günde yedim. Nasıl yedim, nasıl bitti o para!.. Hiçbir şey bilmiyorum…” diyor.

Gençlerde ve çocuklarda, çok fazla emek vermeden, fazla beklemeden hızlı para kazanma, çabuk zengin olma gibi hazza yönelik davranışların nasıl köpürtüldüğü biliniyor. Bakan Mahinur Özdemir Göktaş çocukların dijital alanda güvenliğini sağlamak ve bilinçli kullanım alışkanlıklarını kazandırmak maksadıyla 15 yaş altı altına yönelik sosyal medya düzenlemesi içeren “Torba Yasa” taslağının Meclis komisyonuna sevk edileceğini açıkladı.

“Torba Yasa” sadece alt yaş grupları için değil bütün yaş gurupları için zarurettir. Muhatap olduğumuz tahribat karşısında “Sanal bahis reklamlarını yasaklamak” da yetmez! Hayata dokunan daha güçlü tedbirler gerekiyor.

Türkiye’de kumar bağımlılığını ele alan “Enstitü Sosyal” yayınladığı “Türkiye’de Dijital Kumar” raporunda özellikle genç yaş gruplarında kumarla ilk temasın kişisel bir karar olmaktan çok “arkadaş çevresiyle” başlayan bir etkileşim ve sosyalleşme aracı olarak başladığı belirtiliyor. Üzerinde durmamız gereken, arkadaşla ilişkiyi kesmeden önce “arkadaşı arızalı hâle getiren kumarla temasını sağlayan ağları ve aracı kurumları” çökertmek gerekir.

Teması sağlayan aracı kurumlardan önce kolay yoldan para kazanmayı eğlence gibi sunarak gençleri “teşvik ve iştahlandırıp” şans oyunları tuzağına çeken dijital platformlardaki sanal kumar ve bahis siteleri, sosyal medya fenomenlerini zapturapt altına almaktır.

Sorumluluk ve bu kurumların hayatını zorlaştırmak herhangi bir mecrada yayınlanan tüm reklamları denetleyen “idari” otoritenindir. Ticaret Bakanlığı tarafından "Tüketicilerin haklarının korunması, toplumun, özellikle genç kesimlerin bu tür zararlı etkilerden uzak tutulması amacıyla çalışma ve denetimlerini aralıksız sürdüreceği” vurgulanmıştı…

Bağırarak gelen tehlikenin iyice görünür hâle gelmesi kurumsal yapıları da mücadelenin paydaşı yaptı. Bankalar kredi ve kredi kartı verirken sanal bahis siteleriyle ilişkili, açıklaması bulunmayan para transferleri bulunan müşteriler “riskli” olarak sınıflandırılarak kredi ve kart yolu kapanıyor.

Artık, nefes almak için dışarı çıkan çocuğa güvenlik alanını inşa etmek sorumluluğu aile temelli bütün kamu ve sosyal kurumlarınındır…

Hikmet Köksal'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR