Suç zinciri…

A -
A +

Türkiye son bir asırdır sosyal hayatında yaşadığı büyük değişimin sonuçları ile yüzleşiyor.

 

Arıza özellikle genç kesimin toplumda sosyal kurumlarca (aile, okul, akrabalık, komşuluk vs. gibi) oluşturulmuş sosyal kurallar ve değerlerin benimsenmesi ve uygulanmasında.

 

Hayatın her yönünde hissettiğimiz “Toplumsal paradigma”daki hırpalanmadan nasibini almayan yok. “Yumuşama veya iklim değişikliği" adına partiler arası nezaket ziyaretleri böyle bir operasyondur.

 

Siyasi aktörler durdukları yeri değiştirerek sonuçları değiştiremez çünkü toplum durduğu yeri değiştiriyor. Yapmaları gereken toplumla çok güçlü bir temas ile değişimi takip etmek.

 

Ancak toplumun bunlara dönüp bakacak hâli yok.

 

Türkiye'de muhafazakârlığın (değerlerle barışık yaşamanın) toplumsal tabanı daralıyor. Bu daralma sadece siyasal muhafazakârlık ile sınırlı değil. Bu daralmanın sonuçları ile siyasetten sokağa aileden eğitime her alanında yüzleşiyoruz.

 

Toplum, en ağır imtihanı çocuklar ve gençler üzerinde yaşamakta. Okullarda ve kurumlarda verilmeye çalışılan ahlak kuralları sokakta her zaman karşılık bulmuyor.

 

Özellikle gençler üzerinden son zamanlarda yaşanan şiddet olayları Türkiye'nin değişen sosyolojisinin yönü için bir fikir veriyor.

 

Muhafazakâr değerlere” duyulan saygının buharlaşması ile tasfiye aracına dönüşen “Toplumsal değişimi” fark etmeyen ve dikkate almayan iktidarlar ve kurumlar teşkilatlarına format atarken toplumsal değişimi dikkate almak zorunda.

 

Bu operasyon için her kurumun toplumla teması sürdürecek bir “iletişim dili” kullanması gerekir.

 

Toplumdaki ahlaki erozyonu fark etmek için son birkaç haftanın şiddet envanterine bakmak yeterli. Olaylarının kamuoyunda yeterince tartışılmaması bile önceliklerimizin ters yüz olduğunu gösterir.

 

23 yaşındaki İTÜ mezunu Halit Ayar arkadaşını uğurlamaya gittiği Şişhane metro durağı önünde E.K ve E.Y kendisinden tehditle para istiyor. Reddedilince genç mühendis saldırganlar tarafından bıçaklanarak öldürülüyor.

 

Saldırganların daha önce “tehdit ve gasp” suçundan tutuklu bulunduğu cezaevinden iyi hâli(!) sebebiyle izin verildiği ve 15 suçtan kaydı olduğu ortaya çıkmış.

 

Balıkesir'de yaşanan olayda ise restoranda kurye olarak çalışan üniversite öğrencisi Ata Emre Akman, sipariş bıraktığı bir adresten dönerken henüz bilinmeyen bir nedenle E.Ö.’nün bıçaklı saldırısına uğradı. (11.05.2024)

 

Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde hayatını kaybeden Akman'ın cansız bedeni, Şehir Hastanesi morguna kaldırılırken görüntülerden kimliği tespit edilen E.Ö. (17) ailesiyle yaşadığı eve düzenlenen operasyonla yakalanıyor...

 

Kasten yaralama ve tehditten 6 ayrı suç kaydı bulunan ve çıkarıldığı mahkemede tutuklanan caninin babası da cinayetten dolayı 10 yıldır Buca Cezaevi’nde yattığı ve olay günü izinli olarak evinde bulunuyor.

 

Bu olayların ortak yönü “toplumla aidiyet duygusu kopan saldırganların arkasında arızalı bir aile, kabarık bir suç dosyası ve sokağa öç almak duygusu” bulunması.

 

Suç zincirinin baklalarını üst üste koyduğumuzda ortaya çıkan sonuç; her 100 bin kişiden 325’inin cezaevinde olduğu Türkiye, Avrupa Konseyi ülkeleri arasında en çok mahkûmun olduğu ikinci ülkedir. (2022) Ceza İnfaz Kurumu giriş ve çıkışlar karşılaştırıldığında öldürme suçundan girenlerin sayısı çıkanlardan daha yüksek. (31 Aralık 2020)

 

Ülkemizde var olan anlayış, yöntem ve uygulamaların şiddetle mücadelede çözüm olamayacağını belirten Şiddetle Mücadele Vakfı (HEGEM) Başkanı Sosyal Bilimci Âdem Solak, “Mücadele kolluk kuvvetleriyle değil, öncelikle sivil hareket olarak sürekli ve bir seferberlik şeklinde olmalı, başka türlü sonuç alınamaz” diyor.

 

UZUN SÖZÜN KISASI; “Bir cemiyetin sosyalize edemediğinin göstergesi ferde müspet ve beşerî bir kimlik kazandıramamasıdır. Bu durum bitmemiş bir binaya yerleşmek gibidir ki, yağmur-kar hep içeri girer…” Prof. Dr. Burak Gönültaş

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.
Yalınız Efe18 Mayıs 2024 10:45

Toplumsal olayların nedeni ekonomiktir. Adil paylaşım olmayan yani kapitalist toplumlarda suç artar ve hapishaneler dolar. Zengin yaşamaya özendiren mafyatik ve sosyetik film ve diziler, reklamlar birey psikolojisini etkiler. Özlediği hayatı yaşayamayıp hayal kırıklığına uğrayan bireyler suça yani uyuşturucuya, cinayete, hırsızlığa, gasba, fuhşa yönelir.