Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Temiz Kopuş “Clean Break” değil “Temiz Batış!..”
0:00 0:00
1x
a- | +A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan AK Parti TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada İsrail’in kural, hukuk, değer ve sınır tanımaz politikalarına dünyanın gerekli reaksiyonu göstermediğini ifade ederek “Şımardıkça şımaran ve sadece bölge için değil insanlık için bir tehdit hâline gelen İsrail, Türkiye’yi de tehdit eden bir noktaya taşınmıştır” ifadelerini kullanmıştı.

İsrail’in soykırım ve savaş suçlarına reaksiyon göstermek yerine sessiz kalarak cesaretlendiren, şımartan dünyanın geri kalanı ile ipleri koparan ABD’den sonra Almanya ve İngiltere’dir.

Almanya bu tavrı ile BM Güvenlik konseyi üye seçimini kaybetmek ile dışlanırken ABD’nin durumu da farklı değil. Avrupa ülkelerinde Amerika’nın “güvenlik garantisine” olan güven çöktü. Yapılan araştırmada Avrupalıların sadece yüzde 10’unun müttefik olarak gördükleri ABD’nin yeni tanımlaması; “Zorunlu Müttefik…”

İsrail’in bütün Orta Doğu’yu kuşatan işgal süreci II. Dünya Savaşı'nın çıkmasına bahane edilen 1939 yılında Nazi Almanya’sı tarafından sahnelenen “Operation Himmler” adlı operasyon ile özdeşleşiyor. Muhtemelen sonuçları da aynı olacaktır.

31 Ağustos 1939'da II. Dünya Savaşının arifesinde Almanya Polonya’yı işgal için haklı bir nedeni olduğunu göstermek maksadıyla Polonyalı kılığına bürünen Alman güçleri Yukarı Silezya'nın Gleiwitz kentindeki Radyo İstasyonu'na düzmece bir saldırı yapar.

“Gleiwitz Vakası” olarak bilinen bu kışkırtma, II. Dünya Savaşı'nı başlatmak için Nazi Almanya’sının kurguladığı “sahte bayrak/false flag eylemleri dizisi’nin en iyi bilinen parçasıdır.

Orta Doğu’da benzer uyduruk gerekçelerle azmanlaşan İsrail'in saldırılarını değerlendiren Yahudi gazeteci Dr. Martin Gak “Sadece Güney Lübnan'dan bahsetmiyoruz. Suriye'nin bazı bölümlerini, Mısır'ın bazı bölümlerini kapsayan bir şeyden bahsediyoruz. İsrail'de son günlerde yarı finalin İran'a karşı, finalin ise Türkiye'ye karşı oynanacağı konuşuluyor." ifadelerini kullanmıştı.

Gak, “Yirminci yüzyılın ortasındaki Alman yayılmacılığından beri görmediğimiz kanserli bir milliyetçilik ve genişlemecilik” olarak değerlendirdiği İsrail saldırılarının geleceği de “sahte bayrak/false flag” eylemleri ile aynı sonu paylaşacak.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in İsrail ile iş birliğini tarihî bir hata olarak değerlendiren BM Filistin Özel Raportörü Albanese ikaz ediyor; “Siz İsrail’i seçmediniz, onlar sizi seçti. Korkularınızdan, güvensizliğinizden faydalanacak, kendine menfaat sağlamak için kullanıyor…”

Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti Meclisi Vekili Yasemin Öztürk “Rumlar tam manasıyla paçayı İsrail’e kaptırdı. Siyonist rejime toprak satarak ayakta kalacağını sanan Rum yönetimi ülkenin en stratejik kurumlarını İsrail’e tahsis etti…” demişti.

Madalyonun diğer yüzünde ise yetenekleri(!) masum çocuk ve kadınlara saldırmakla sınırlı İsrail, cephe genişleterek “görünür hedef hâline” geliyor... Kendi coğrafyalarında İsrail’in kayığına binen Kıbrıs Rum yönetimi ve Yunanistan’da rahat hareket edemeyecek.

1996 yılında Amerikalı Neo-muhafazakârlar tarafından barışçıl diplomasi yerine hazırlanan Clean Break “Temiz Kopuş” dedikleri sert güç politikasına dayanan İsrail’in saldırganlığına karşı Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan net bir yol haritası ortaya koyuyor.

Kıbrıs Adası'nda yakılmak istenen fitne ateşi ve gelişmeleri çok yakından takip ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "İhtirasları cüsselerini fazlasıyla aşan ufak tefek yapılar İsrail'in fitne kayığına binmiş, Siyonizmin taşeronluğunu üstlenmişler, güya Doğu Akdeniz'de birtakım ham hayallerin peşine düşmüşler…

Kimse macera peşinde koşmasın, kimse Siyonist katliam şebekesinin kuyruğuna takılmasın. Eğer, Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün hak ve hukukuna kastedilirse bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur…"

Hikmet Köksal'ın önceki yazıları...