Kaydet
a- | +A

İçinde bulunduğumuz Ramazan ayının son günleridir. Yeni belde olan Çukurova''nın eşli kalabalık köylerinden biridir. Yatsı ezanı okunur, köy camii cemaatla dolar. Bu köyde büyük - küçük herkes teravih namazını hiç kaçırmazlar. Ama caminin imamı ilk öğrendikleriyle yetinen, ham ervah bir hocadır. Müezzinlik görevini sürdüren molla da hocaya uygundur, yani ikisi de bir an önce teravihi bitirelim dercesine acelecidir. Her gün hızlı hızlı namaz kılarken, müezzin beriden, hoca minberde ihlası, fatihayı, zammi sureyi birbirine katarak geçmekteler. Namaz biter ama bilhassa cemaat de biter, yorgun düşerler. Teravih namazları bu şekilde devam ederken, bayramın yaklaştığı günlerde, omuzunda sazı bir ozan çıkagelir. Ozan, köyün ileri gelenleri tarafından iyi tanınan bir halk aşığıdır. Aynı zamanda Kur''an kurslarında yetişmiş, İstanbul Haseki Merkezi''nden icazet almış, dini bilgisi olan, adab ve usûlüyle Kur''an okuyan, hafız-ı kelam bir halk aşığıdır. Yatsı ezanı okunmuş, imam minberdeki yerini almış, cami yine doludur. Bu defa müezzinlik görevini misafir ozan yapmaktadır. Yeni müezzin usûl ve erkanıyla, davudi güzel sesiyle hiç de acele etmeyerek, tabiri yerindeyse kitabın kavli üzerine okuyup, gamet getirildikten sonra yerli yerinde rahat, huzurlu bir teravih kılınır. Herkes memnundur ama hoca temposunun ağırlaştığına, stilinin bozulduğuna içerlemiştir.

Sözü uzatmayalım, dağılmadan köy kahvesinde toplanan herkes aşığın sözünü - sazını dinlemek ister. Çaylar yudumlanırken, ozan da sazına düzen vermektedir. Daha kimse söze, aşık saza başlamadan yine bizim aceleci imam ortaya atılır. "Aşık sen halk aşığı mı, yoksa hak aşığı mısın?" diye biraz da kinayeli sorar. Mütevazî aşık soğukkanlı, yumuşak bir sesle "Hoca bize halk aşığı da, hak aşığı da diyenler vardır" der. Kızgın hoca, "Madem halk aşığısın, haydi bakalım hiç düşünmeden söyleyiver de görelim" der. Aşık, "Kime söyleyelim hocam?" diye sorunca, hoca devam eder; "Cemaate, namaza, ona - buna, bana hiç düşünmeden söyle de ne söylersen söyle..." Bunun üzerine cuşa gelen ozan, namaz kıldırma şeklini hicvetme fırsatını yakalayınca, sazın tellerine tezeneyi çifte çifte vurmaya başlar.

Dede Korkut, "At ayağı eşkin, ozan dili yeğin olur" der, efendim yazımızı bitirirken. Bu ozann bizim de yakından tanıdığımız Aşık Ahmet İmami olduğunu söyleyelim. Şair Eşref''in Neyzen Tevfik''in düşünerek yazdıkları ağır hicivlerden herkes sakınırdı. Abartmış olmayalım, aşığımızın irticalen söylediklerini, atışmalardaki başarısını kendisini tanıyanlar takdir eder. Aşık bağlamasının perdelerine basarak şöyle seslenir:

Mimber mihrap zor ile mi eğiliyor Hocam sana cami dar gibi

Yoksa evde çocuğun mu ağlıyor Acele bir işin var gibi gibi * * * Bin maşallah şimşek gibi şakırsın Fatihayı yarım yanlış okursun Cemaate azgın azgın bakarsın Haydi kalkın gidin der gibi gibi * * * Besmele çekersin kimse duymadan Rükuya varırsın belin eğmeden Secde eden alnın yere değmeden Çil horoz yemini yer gibi gibi * * * Aşık İmami der acelen ne ki Buna razı olmaz Hüdai baki Çeyrek secde yaptın, yarım da rüku Ardından yetişmek zor gibi gibi