Bizim Anadolu davulcu abdallarımızan birine "Namaz da kılar mısın?" diye sormuşlar. O da biraz öfkeli, "Bu da sual mi yani" demiş... Sabah gazetesinde gördüm, TJK Başkanı sayın Ömer Faruk Girgin''le Türk atçılığı üzerine uzun bir röportaj yapılmış. Bir ara sayın Tarım Bakanımız Yusuf Hüsnü Gökalp " İngiliz atı, Arap atı yarışları var da neden Türk atı yarışı yok?" diye sormuş. Burada kıymetli Bakan''a verilecek cevap abdalın dediğidir: "Bu da sual mi yani sayın Bakanım..." Türkiye Jokey Kulübü başkanlıklarında bulunan, Ata Barajı''nı inşa eden Ata şirketinin sahibi Cemal Kura, sadece Türkiye''nin değil, dünyanın en tanınmış atçılarındadır. Atçılığımız kadar ata sporumuz güreşe de yakınlığı olan bu muhterem zatla, yıllardır süren baraj inşaatı süresince karakucak güreşleri düzenledik. 5 bin çalışan, 6 yıl güreş seyretti, ozanları dinledi. Geçen hafta kulüp lokalinde karşılaştık. Amerika''dan henüz dönmüştü. Sadık Eliyeşil, Alpay Özoğul, Celalalettin Alkan, Yervant Ütücü, Orhan Özsoy gibi 15 kadar atçı bulunuyor ve yarış atçılığımız tartışılıyordu. Bahsi müşterek oyunlarında ABD''de yapılan kesinti yüzde 18; dünyada en yüksek kesinti yapılan ülkelerde bu miktar yüzde 25''ti. Türkiye''de ise yüzde 59''u bulmuştu. Kimseden çıt çıkmıyordu ki... Biz öteden beri Jokey Kulübü''nün, yani Türk atçılığının kötü yönetildiğini söyledik. Bu çıkışımızı Osman Atakol, Can Güven gibi atçılar da destekledi. Almanya, Fransa gibi ülkelerde dahi binekte, koşumda, ziraatte ve sporda hâlâ at enerjisinden yararlanılmaktadır. İngiltere''den İtalya''ya, Amerika''dan Japonya''ya kadar bir çok ülkenin emniyet teşkilatlarına da atlar hizmet verir.
Şartlarımıza göre ata en çok ihtiyacı olan ülkelerden birisi de biziz... Ve bize göre atlar yetiştirmemiz gerekiyordu. Ne yazık ki; 10 kadar devlet haramızın sayısı bu gün 3''e düşmüştür. Bizim devlet haralarımızda yetiştirdiğimiz asılları Türkmen olan Arap atlarımız, bizim yarışçılığımız, cirit oyunlarımız, koşum, binek, askeri ve emniyet teşkilatlarımız için yeterdi, idealdi. Yağı çok olan kasaplar gibi devrin Jokey Kulüp yöneticileri, şahsi ticaretleri için, kalitesiz İngiliz atları ile yarış yerlerini doldurdu. Yine ekseri Jokey Kulüp üyeleri, kendi menfaatleri için devlet haralarımızda yetiştirilen atlara düşman kesildi. Bu yüzlerce yıldan beri asaletini kaybetmeyen, secereleri, Cumhuriyet döneminde de pedigrileri bulunan atlarımıza yarımkan, yani piç diye bühtanlar, iftiralar ettiler; hâlâ da etmekteler.. Jokey Kulüp''ün kasıtlı yönetiminden dolayı, yeryüzünde hiç bir ülkede bulunmayan piç atlar (yarı Arap, yarı İngiliz) bizim ülkemizde koşturulmaktadır. Bazı kulüp üyeleri de bu atlara sahiplik yaptı. Tarım Bakanımız sayın Yusuf Hüsnü Gökalp, sanki Halep yolunde deve izi ararcasına, "Niye Türk atı yarışı yok?" diye soruyor. "Bu da sual mi yani sayın Bakanım?" Bazı at yetiştiricilik cemiyetleri kuruldu ama ya doğmadan öldü ya da Jokey Kulüp''e duhul ettiler. Halen Canik "Karadeniz", Orta Anadolu ve Ege rahvan atlarımız yöre ağaları, beyleri tarafından yaşatılmaya çalışılıyor. Bu Türkmen rahvanları, Amerika''da haralarda birer numune olarak bulunur ve binek olarak sevilir. İstanbul Hipodrumu''nda bilhassa çocuklar için yabancı menşeli, küçük boylu atlar bulunur. Aynı boylarda, ama daha asil, daha sevimli Türkmen rahvanlarının buralarda adı dahi anılmaz.. Jokey Kulüp yöneticileri arasında değerli atseverler de olmasına rağmen ekseriyeti yabancı hayranıdır. Hayatlarında cirit seyretmemiş, rahvan at görmemişlerdir. Atçılıktaki olumsuzlardan hiç bir gazete söz etmemiştir, edememiştir. Sayın Bakan Yusuf Hüsnü Gökalp, bir "atçılık şûrâ"sı düzenlemelidir. Herkes eteğindeki taşı dökmelidir. Ve görüşümüz odur ki; fil Anadolu''da işe yaramadığı gibi, develer büyüklüğünde İngiliz atları da bize göre değildir. Rahvanlarımız, kolu kısalarımız, Avşar Seyfileri, nesli kaldıysa eğer Kafkas atlarımız hâlâ hizmet vermekteler... Ve ille de Agel Teke Türkmen Tekeleri getirilip haralarımıza yerleştirilmeli. Onbinlerce yarış atlarının bir kısmı da bizimkilerden oluşsun diyoruz...

