Dünkü Türkiye Gazetesi''nde "İşte rakamlar, teklif edilen peşinat" başlıkları altında transfer sıralaması yapılmıştı...
Bazı futbolculara 50, bazılarına 100 milyar değer biçilmiş. Halilagiç, Emrah, Saffet''e 360, Nesim''e 320, Ahmet, Mehmet, Emre''ye 200 milyar teklif edilmiş...
Tabii ki, bu paralar fakir fukaranın cebinden çıkmaktadır... Herhangi bir il ya da kazamızda maç günleri sabahtan başlamak üzere stadların etrafında dolaşan avurtlarını birbirine geçmiş, ayak yalın, baş açık kabilinden sefalet görüntüleri insanı ürpertiyor... Orta gelirli bir seyirciye dahi tuzlu gelen biletler, yoksul ama fanatik seyircilere leblebi gibi satılmaktadır.
Bu aşırılığın elbette olumsuz sebepleri vardır...
Spor sayılmasa da futbol oyununa dünyanın her yanında rağbet vardır. Ama bizdeki gibi futbolla yatmak, futbolla kalkmak değildir.
Acı olsa da yazalım ki... Eski yıllarda güreşte Dünya Şampiyonaları İstanbul, Ankara stadlarında yapılırdı. Güreş maçları seyirciye uzak düşerdi, bu dezavantajlara rağmen tribünler güreş seyircisi ile dolardı. Halbuki modern Abdi İpekçi Spor Salonu''nda düzenlenen Dünya Güreş Şampiyonası''na üç günde üç seyirci gelmiyor.
Bugün dünyanın en üstün sporlarından biri olan atlı cirit oyunumuzdan kaç kişinin haberi var ki?.. Basketbolun haricinde kızlarımızın oynadıkları tenis, hentbol ve voleybol da ancak genç seyircileri çekebilmektedir... Bizim spordaki mazenesizliğimizin elbette sebepleri vardır. Düzeltmek için ilgililerin nabza göre şerbet vermeden gerekeni yapması gerekir. Spor ve müzik seyretmeye ve dinlemeye alışma meselesidir. Eğer avcılık da spor sayılıyorsa, parlayan bir kekliğe alıcı kuşu salmak, havada pervaz vurup kanat süzmek, tavşana uzanan tazının aksiyonlarını seyretmek, estetiği görebilmek, tabii ki anlamak, görebilmek meselesidir. Yazarı, çizeri basını TV''leri herkes futbol derse kimse başka sporlardaki incelikleri göremez ki.
Anadolu türkülerini, ağıtlarını, bozlakları, barakları da anlayanlar bulunmaz olur... Geçenlerde Selçuk Üniversitesi''nin düzenlediği sempozyumda, "Dünya Devleti Osmanlı"da sporun da, müziğin de, edebiyatın da, şiirin de, adaletin de, sosyal kültürün de en alasının var olduğuna bir daha iman ettim. Modern Türkiye Cumhuriyeti siyaset adamları, yöneticileri, asil geleneklerimize sahip çıkmalı, nabza göre şerbet vermemelidir. Medya ilerde mutlaka düzelecektir.
Bir zamanlar dünya şampiyonu güreşçilerimizin haber ve resimleri gazetelerimizin birinci sayfalarında manşet haberlerdi. Bugün o dönemin şampiyonlarından üstün nitelikte olan Hamza Yerlikaya''nın, Şeref Eroğlu''nun yürek hoplatan oyunları resimlense de ücra bir sütunda ancak yer bulabiliyor. Futbola evet, ama başka sporlara da değer verelim diyoruz.

