Konya Selçuk Üniversitesi''nin düzenlediği iki gün süren "Osmanlı''da Spor" konulu sempozyumda "Çevgan, Cundi, Cirit" gibi atlı oyunlarımızdan, yaya koşucu peyklerden, denizlerde ve ırmaklarda yüzme fenninden, kılıç kalkan oyunlarından ve mübareze usullerinden, alıcı kuş avcılığından, aba Aba karakucak güreşlerinden, Abdülhamit Han''ın güreş sporuna verdiği önemden, modern güreşin Osmanlı''ya girişinden gibi başlıklarla çok sayıda bildiriler sunuldu.
Konuşmacıların ekserisi profesör, doçent ünvanlı tarihçiler, edebiyatçılardı. Bana göre çok önemli husus, konuşmacıların ekserisi atlı cirit oyunumuzdan söz etti. Osmanlılar''ın bilhassa boş zamanlarında atlarının ve binicilerinin savaş kabiliyetlerini kaybetmemek için her fırsatta, her yerde cirit oynamaları vurgulandı. Ne var ki; 1826 yılında devrin padişahının cirit oyununu yasaklamasına gelince konuşmacıların dili dolaşıyor, sesleri kısılıyordu. Padişahımızın bu yasaklama kararı, belli ki tarihi cirit oyunumuzu yaralamıştı. Konuşmacılar ancak, "Huzurda oynanan cirit oyununda padişahımızın sevdiği bir insan attan düşüp ölmüştü de..." diyorlar, ileriye gidemiyorlardı...
Bizim konuşmamız Osmanlı''da cirit ve güreş üzerineydi. Konuşmamızda dedik ki; "Bugünkü modern olimpiyatlarda konkurhipik atlarla yüksek mania atlama şampiyonası yapılmaktadır. 1948 Londra Olimpiyatları''nda bizde süvari kökenli asker biniciler, bu olimpiyatlarda dereceye girmişlerdi. Halbuki konkurhipik de dahil dünyada atlarla oynanan oyunların en üstünü atlı cirit oyunlarımızdır. Bu dün de bugün de böyledir... Her zaman yazar, konuşur, söyler dururdum. Modern Olimpiyatlar Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılsaydı, ya da cirit oyunu bizim değil de Amerikalılar''ın olsaydı, bu oyun bugün olimpiyatların bir numaralı oyunu olurdu. Osmanlı şehzadeleri de güreş tutmuş, cirit oynamıştır. 86 yaşında at sırtında Sultan Süleyman gibi sefere çıkanlar olduğu gibi dağlar, çöller aşan, kıtalar geçen, iklimler değiştiren padişahlar hep at üzerinde yürümüşlerdir. Ama son dönemlerde "At yıkılır, adam ölür", "Kalan sağlar bizimdir" gibi deyimlerimiz hep unutulmuştur" dediğimde müthiş bir alkış tufanı başlamıştı.
Zaten bu yasaklamaya halk uymamış, Birinci ve İkinci Cihan Harpleri''nin mağduru yüce milletimiz bu zor, külfetli oyununu bırakmamış, düğün, bayram ve Cuma günleri oynamışlardır. Ege yöremizde, Erzurum, Bayburt taraflarında ölüm-kalım günleri yaşayan bu emsalsiz oyunumuza Cumhuriyet hükümetimizin mutlaka sahip çıkması gerekir. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana başta olmak üzere büyük şehirlerimizde kurulan taklit binicilik kulüplerinde zengin sosyete çocukları cirit oynasalar daha şahsiyetli bir spor yapmış olurlardı.
Selçuk Üniversitesi''ni ve birlik beraberlik türküsünü söyleyen istisnasız bütün konuşmacıları candan kutluyorum.

