Salah’ın transferinden sonra “Tek başına bir oyuncuyu sakın kahraman yapmayın. Bir takım oyunu içindeki durumu çok önemli” demiştim. İmzadan sonra dün akşama kadar bu söylediğim, yazdığım ana madde, dün akşam kendini gösterdi. Bu Salah denen süper oyuncu, ben bu yazıyı yazdırmaya başladığımda üç gol atmış, bir golün de asistini yapmıştı.
G.Saray seyretti
Ligin lideri ve son dört yılın şampiyonu Galatasaray ise âdeta Trabzonspor’un neler yapacağını merak eder gibi sahada izliyordu. Okan Buruk da Barış Alper’i bir devre kenarda tuttuğundan takım, pozisyon adına büyük fukaralık yaşıyordu.
Osimhen’in yokluğu asla ve asla Deniz’le kapatılamaz. Okan Hoca’nın santrforsuz bir oyun planı yapıp kalabalık bir orta sahayla yeni bir düzen kurması gerekmektedir. Trabzonspor işte bu zaafı çok iyi değerlendirdi ve yukarıda da değindiğim gibi Salah gibi bir yıldıza âdeta “Buyur, sahne senin” dedi.
Reis’in ilk icraatı
Tamam, Galatasaray önemli eksiklerle gelmişti Trabzon’a. Ama son dört yılın şampiyonu, hâlihazırda ligin lideri, böylesine zayıflıkla sahne almamalıydı.
Trabzonspor’un yeni hocası Reis, takımı her alanda, her aksiyonda topluca oynatıyor. Bunun daha önce bir zaaf olduğunu fark etmiş ki üzerinde ciddi şekilde duruyor.
Şimdi böylesine bir hezimet, lig tarihinde üst üste şampiyonluk kazanmış bir takımın yaşadığı bir durum değildir, benim hatırladığım kadarıyla…
Bu arada önemli bir konuyu daha vurgulamak isterim: Trabzonsporlu kardeşlerim, Uğurcan’ı ıslıklayıp protesto etmekten vazgeçin lütfen. Bu bir profesyonel futbolcudur. Sizin tarihinizde benzeri çok vaka vardır, haberiniz olsun…
Maçın adamı: Salah

