Kaydet
a- | +A

Yunanistan’ın Türkiye politikasında yıllardır değişmeyen bir yöntem var: Sahada oluşan yeni gerçeklikleri kabul etmek yerine eski tezleri mümkün olduğunca uzun süre siyasi ve diplomatik baskı aracı olarak kullanmak.

Fakat bu hafta yaşanan iki gelişme Atina açısından tablonun değişmeye başladığını bir kez daha gösterdi.

Biri Ege’de, diğeri Libya’da yaşandı.

İkisinde de Ankara’nın kullandığı araçlar farklıydı ancak sonuç benzerdi: Türkiye, karşısındaki oyunun kurallarını kabul etmek yerine oyun alanını değiştiriyor.

BİR İHA İÇİN İKİ F-16

28 Ağustos sabahı Yunan devlet kanalı ERT, bir Türk İHA’sının Atina FIR’ına girdiğini, Semadirek ile Limni arasındaki bölgede uçtuğunu ve Yunan hava sahasını ihlal ettiğini öne sürdü.

Atina’nın cevabı iki F-16 savaş uçağını havalandırmak oldu.

İlk bakışta Ege’de yıllardır gördüğümüz Türk-Yunan gerilimlerinden biri...

Ancak bu kez dikkat çekici olan kullanılan araçlar.

Yunan tarafı, 6 ile 10 mil arasındaki uluslararası hava sahasında devriye görevi yapan Türk jetlerini ve İHA'larını "ihlal" olarak nitelendirerek iç kamuoyunda mağduriyet algısı oluşturmayı hedefliyor. Ayrıca sivil havacılık koordinasyonu için belirlenen Atina FIR hattının askeri uçakları kapsamadığı gerçeği göz ardı edilerek, Türk uçaklarından uçuş planı talep edilmesi de Atina'nın dayatmaları arasında yer alıyor.
Başlık ResmiYunan tarafı, 6 ile 10 mil arasındaki uluslararası hava sahasında devriye görevi yapan Türk jetlerini ve İHA'larını "ihlal" olarak nitelendirerek iç kamuoyunda mağduriyet algısı oluşturmayı hedefliyor. Ayrıca sivil havacılık koordinasyonu için belirlenen Atina FIR hattının askeri uçakları kapsamadığı gerçeği göz ardı edilerek, Türk uçaklarından uçuş planı talep edilmesi de Atina'nın dayatmaları arasında yer alıyor.

Bir tarafta saatlerce havada kalabilen, keşif ve gözetleme yapabilen bir insansız hava aracı; diğer tarafta onu tespit ve önlemek için havalanan iki savaş uçağı.

Aslında Yunan basını kısa süre önce bu yeni denklemin Atina açısından oluşturduğu sorunu açıkça yazmıştı.

Yunan basınında yayımlanan analizlerde Türk İHA ve istihbarat uçaklarının Yunan Deniz Kuvvetlerinin hareketlerini, hava üslerinin reaksiyon sürelerini, radar emisyonlarını ve iletişim modellerini takip edebildiğine dikkat çekildi.

Daha çarpıcı ifade ise şuydu:

Türkiye, Yunan hava savunmasının vurucu zincirini haritalandırıyor.

Yani bir tehdit ortaya çıktığında hangi radarın ne zaman devreye girdiğinden, hangi üsten ne kadar sürede uçak kaldırıldığına kadar savunma mekanizmasının reaksiyon biçimi gözlemleniyor.

Üstelik bunun bir de ekonomik boyutu var.

Türk İHA’ları uzun süre havada kalabilirken Yunanistan’ın her müdahalede F-16 veya Rafale kaldırması yakıt, bakım, pilot mesaisi ve uçuş saati açısından çok daha yüksek maliyet oluşturuyor.

Bu nedenle Ege’de artık yalnızca savaş uçaklarının karşı karşıya geldiği eski denklem yok.

Türkiye insanlı savaş uçaklarının yanına İHA/SİHA’ları, sensörleri ve kesintisiz istihbarat kabiliyetini ekleyerek rekabetin maliyetini değiştiriyor.

Uluslararası hukuka ve 1923 Lozan Barış Antlaşması'na göre bir ülkenin kara suları genişliği ile hava sahası genişliği eşit olmak zorunda. Türkiye ve Yunanistan’ın Ege’deki kara suları 6 deniz mili iken, Atina yönetimi dünyada eşi benzeri olmayan tek taraflı bir uygulamayla hava sahasının 10 mile kadar uzandığını iddia etmeye devam ediyor.
Başlık ResmiUluslararası hukuka ve 1923 Lozan Barış Antlaşması'na göre bir ülkenin kara suları genişliği ile hava sahası genişliği eşit olmak zorunda. Türkiye ve Yunanistan’ın Ege’deki kara suları 6 deniz mili iken, Atina yönetimi dünyada eşi benzeri olmayan tek taraflı bir uygulamayla hava sahasının 10 mile kadar uzandığını iddia etmeye devam ediyor.

ATİNA’NIN "10 MİL" ISRARINDA YENİ DENKLEM

Meselenin diğer tarafında ise Yunanistan’ın yıllardır sürdürdüğü 10 deniz mili iddiası bulunuyor.

Yunanistan Ege’de karasularını 6 deniz mili olarak uygulamasına rağmen ulusal hava sahasının 10 mile kadar uzandığını savunuyor. Türkiye ise karasularının ötesindeki 6-10 mil arasındaki bölümü Yunan egemenlik alanı olarak kabul etmiyor.

Atina FIR konusunda da benzer bir yaklaşım sergiliyor.

Oysa FIR, egemenlik sınırı değil; uçuş bilgi ve hava trafik hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin teknik bir sorumluluk alanı.

Bu nedenle Yunanistan’ın “Türk ihlali” başlığı altında kayda geçirdiği her uçuş Ankara açısından bir Yunan hava sahası ihlali anlamına gelmiyor.

Türk İHA’larının oluşturduğu yeni durum da tam burada önem kazanıyor.

Atina 6 ile 10 mil arasındaki Türk uçuşlarını "ihlal" listesine yazmaya devam edebilir. Ancak Türkiye bu alanı uluslararası hava sahası kabul ederek kullanmayı sürdürdükçe Yunanistan’ın tek taraflı tezinin sahadaki karşılığı tartışmalı kalıyor.

Üstelik artık bunun için her seferinde pahalı savaş uçaklarının kullanılması da gerekmiyor.

Türkiye ise ulusal hava sahasının sınırının karasularının dış sınırıyla örtüşmesi gerektiğini görüşünde. Ankara, 1944 Chicago Sözleşmesi’nin devletlerin kara ülkesi ve karasuları üzerindeki hava sahasında egemenliğini düzenleyen 1 ve 2’nci maddelerine dayanarak, Ege’de 6 deniz mili karasuyuna sahip Yunanistan’ın ulusal hava sahasının da 6 deniz miliyle sınırlı olması gerektiğini savunuyor. Bu nedenle Atina’nın 6 ile 10 mil arasındaki bölgede gerçekleşen Türk askeri uçuşlarını “hava sahası ihlali” olarak kayda geçirmesi, Ankara tarafından hukuken geçersiz kabul ediliyor.
Başlık ResmiTürkiye ise ulusal hava sahasının sınırının karasularının dış sınırıyla örtüşmesi gerektiğini görüşünde. Ankara, 1944 Chicago Sözleşmesi’nin devletlerin kara ülkesi ve karasuları üzerindeki hava sahasında egemenliğini düzenleyen 1 ve 2’nci maddelerine dayanarak, Ege’de 6 deniz mili karasuyuna sahip Yunanistan’ın ulusal hava sahasının da 6 deniz miliyle sınırlı olması gerektiğini savunuyor. Bu nedenle Atina’nın 6 ile 10 mil arasındaki bölgede gerçekleşen Türk askeri uçuşlarını “hava sahası ihlali” olarak kayda geçirmesi, Ankara tarafından hukuken geçersiz kabul ediliyor.

28 Ağustos’taki olay bunun küçük fakat oldukça sembolik bir örneğiydi:

Türk İHA’sı uçtu, Yunan F-16’ları kalktı.

Atina’nın asıl endişesi de yalnızca o gün havada yaşananlar değil, bu tablonun ne kadar sık tekrarlanabileceği.

Atina Türkiye'yi sıkıştırmak isterken köşeye sıkıştı!
Başlık ResmiAtina Türkiye'yi sıkıştırmak isterken köşeye sıkıştı!

ATİNA’NIN İKİNCİ HESABI DA LİBYA’DA SARSILIYOR

Yunanistan açısından haftanın ikinci önemli gelişmesi ise Ege’nin çok daha güneyinde yaşandı.

Libya’da.

Atina uzun süredir Doğu Akdeniz stratejisini Türkiye’yi sınırlandıracak bölgesel ortaklıklar üzerine kuruyor.

Libya da bu politikanın en önemli parçalarından biriydi.

Türkiye 2019’da Trablus merkezli hükümetle deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat imzalayınca Yunanistan buna en sert tepki gösteren ülkelerden biri oldu.

Atina’nın sonraki dönemdeki hesaplarından biri oldukça açıktı:

Türkiye Batı Libya’da etkiliyse Yunanistan da doğudaki aktörlerle ilişkilerini güçlendirecekti.

Ancak bugün Ankara yalnızca Trablus’la konuşmuyor.

Bingazi’yle de konuşuyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’nin ulusal güvenlik danışmanı İbrahim Dibeybe ve Libya Ulusal Birlik Hükümeti Savunma Bakan Vekili Abdusselam Zubi ile bir araya geldi.
Başlık ResmiDışişleri Bakanı Hakan Fidan, Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’nin ulusal güvenlik danışmanı İbrahim Dibeybe ve Libya Ulusal Birlik Hükümeti Savunma Bakan Vekili Abdusselam Zubi ile bir araya geldi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ağustos ayındaki Libya ziyaretinde ortaya çıkan fotoğraf bunun en açık göstergesiydi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter ile Ankara'da görüştü.
Başlık ResmiDışişleri Bakanı Hakan Fidan, Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter ile Ankara'da görüştü.

Fidan önce Trablus’ta Başbakan Abdülhamid Dibeybe, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve diğer yetkililerle görüştü.

Ardından Bingazi’ye geçerek Halife Hafter, Saddam Hafter, Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Belkasım Hafter ile temas kurdu.

Yani Türkiye bir dönem karşı karşıya geldiği Libya’nın doğusundaki güç merkeziyle bugün doğrudan ilişki geliştiriyor.

Bu durum Yunanistan açısından önemli.

Çünkü Atina’nın Libya’daki en güçlü kozlarından biri, Türkiye’nin yalnızca ülkenin batısında etkili olduğu varsayımıydı.

O varsayım giderek geçerliliğini kaybediyor.

Atina Türkiye'yi sıkıştırmak isterken köşeye sıkıştı!
Başlık ResmiAtina Türkiye'yi sıkıştırmak isterken köşeye sıkıştı!

MISIR KOZU DA ESKİSİ KADAR GÜÇLÜ DEĞİL

Üstelik değişen tek denklem Libya’nın doğusu değil.

Mısır da artık Türkiye karşıtı Doğu Akdeniz cephesinin eski Mısır’ı değil.

Ankara-Kahire normalleşmesi ilerlerken iki ülke Libya konusunda birbirlerini dışlamak yerine ortak ve rakip çıkarlarını aynı anda yönetebilecek bir diplomasi arayışına girdi.

Hakan Fidan’ın Libya temaslarının hemen ardından Mısır’a gitmesi bu nedenle dikkat çekiciydi.

Bir dönem Libya’da karşı karşıya gelen Türkiye ve Mısır bugün aynı ülkenin geleceği konusunda görüşebiliyor.

Bu, iki ülkenin bütün çıkarlarının örtüştüğü anlamına gelmiyor.

Ancak Yunanistan açısından kritik olan zaten bu değil.

Atina’nın Türkiye’yi sınırlamak için kullandığı en önemli bölgesel aktörlerden biri artık Ankara ile doğrudan ve düzenli biçimde temas halinde.

Buna Libya’daki diğer gelişmeler de ekleniyor.

Türkiye, Libya, İtalya ve Katar arasında düzensiz göç konusunda oluşturulan dörtlü mekanizma ilerletiliyor.

Atina Türkiye'yi sıkıştırmak isterken köşeye sıkıştı!
Başlık ResmiAtina Türkiye'yi sıkıştırmak isterken köşeye sıkıştı!

Libya’da siyasi çözüm ve kurumların birleştirilmesi tartışılırken Türkiye hem batıdaki hem doğudaki aktörlerle masaya oturabiliyor.

Atina ise Türkiye’yi dışlamaya çalıştığı Libya denkleminde kendisini giderek daha dar bir hareket alanında buluyor.

AYNI HAFTANIN İKİ FOTOĞRAFI

Bu nedenle Ege’de yaşanan İHA olayı ile Libya’daki diplomatik hareketliliği birbirinden tamamen bağımsız okumamak gerekiyor.

Türkiye iki farklı sahada iki farklı araç kullanıyor.

Ege’de teknoloji ve maliyet üstünlüğü...

Libya’da çok yönlü diplomasi...

Yunanistan ise her iki alanda da Türkiye’yi sınırlandırmaya dayanan eski stratejisinin sonuçlarıyla karşılaşıyor.

Ege’de 10 mil iddiası devam ediyor ancak Türk İHA’ları sahada.

Libya’da Türkiye’yi Trablus’a sıkıştırma hesabı yapıldı ancak Ankara bugün Bingazi’yle de konuşuyor.

Mısır üzerinden Türkiye’yi çevreleme politikası izlendi ancak Kahire artık Ankara’yla Libya’yı görüşüyor.

Kısacası Atina’nın sorunu Türkiye’nin attığı tek tek adımlardan daha büyük.

Yunanistan Türkiye’nin hareket alanını daraltmaya çalışırken Ankara hem gökyüzünde hem diplomaside o alanı genişletiyor.

Bu haftanın Ege ve Libya fotoğrafı bize tam olarak bunu anlatıyor.

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.