- ABD, Suriye'de YPG ile ortaklık dönemini bitirerek örgütün Suriye devletiyle kademeli entegrasyonu ve askeri-ekonomik kapasitesinin zayıflamasını destekledi.
- Davos'ta ABD, Türkiye ve Katar temsilcilerinin de yer aldığı yeni bir "Gazze Barış Kurulu" oluşturarak İsrail'i dışarıda bırakan bir inisiyatif başlattı.
- İran'da yayılan protestolar ve ekonomik baskılar karşısında ABD, Tahran'a doğrudan askeri müdahale tehdidinde bulunarak bölgedeki tansiyonu yükseltti.
Dünya gündemi, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzenin artık taşıyamadığı yapısal krizlerle sarsılıyor. Kurumların etkisini yitirdiği, jeopolitik rekabetin gri alanlara kaydığı bir kırılma eşiğinden geçiliyor.
Tam da bu tabloda hafta, alışıldık "büyük başlıklar" yerine birbirine eklemlenen dosyalarla ilerledi. Suriye sahasında yeni bir denge arayışı konuşulurken, ABD Grönland üzerinden Avrupa’ya uzanan bir "rest" gösterdi. Davos ise bu iki hattın aynı vitrine çıktığı adres oldu.
HARİTA DEĞİŞTİ: ABD, YPG PARANTEZİNİ KAPATTI
Haftanın en kritik dosyalarından biri Suriye oldu. Şam yönetimi ile terör örgütü YPG arasında ateşkes ve askeri-idari yapıların kademeli entegrasyonunu öngören bir mutabakat gündeme geldi.
Tartışmanın odağında "kademeli entegrasyon" kavramı yer aldı. Sahada askerî tablo değişirken, masada kurumsal birleşme başlığı öne çıktı. YPG’nin kontrolündeki alanlarda sözde idari yapıların Suriye devlet kurumlarıyla birleştirilmesi, askerî unsurların Savunma ve İçişleri bakanlıkları bünyesine alınması ve sınır kapıları ile enerji kaynaklarının merkezi otoriteye devri sürecin ana eksenini oluşturdu.
Entegrasyon sürecinin sahada karşılık bulmaması sonrasında Suriye Ordusu ve yerel aşiretler eş zamanlı operasyonlara yöneldi. Operasyonlar, YPG’nin askerî ve ekonomik kapasitesini kısa sürede zayıflattı. Petrol ve gaz sahalarının büyük bölümünü kaybeden örgüt, gelirlerinin yüzde 70’inden fazlasını yitirerek Deyrizor’dan çekilmek zorunda kaldı ve Ayn el-Arab hattına sıkıştı.
Washington cephesinden gelen mesajlar, sahadaki tabloyla paralel seyretti. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın YPG için kullandığı "birinci ortaklık dönemi sona erdi" ifadesi, uzun süredir açık tutulan YPG parantezinin kapandığını tescil etti. Yaklaşık 15 yıldır sürdürülen YPG merkezli çizgi yerini farklı bir çerçeveye bıraktı. Kürtler için "tarihî bir fırsat" söylemi öne çıkarılırken, askerî ortaklık geri plana çekildi; Suriye devletiyle entegrasyon başlığı ana eksene yerleşti.
TRUMP’IN GRÖNLAND RESTİ: NATO HATTINDAN AVRUPA’YA TARİFE BASKISI
Haftanın bir diğer belirleyici dosyası, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland üzerinden açtığı cephe oldu. Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store’un NATO’daki askerî kapasitenin büyük bölümünün Avrupa Birliği dışındaki ülkeler tarafından karşılandığını hatırlatması ve özellikle "Türkiye" vurgusu, tartışmayı yalnızca savunma başlığının dışına taşıdı.
Washington cephesinde ton hızla sertleşti. Mektup trafiğiyle başlayan süreçte Grönland meselesi açık biçimde "ulusal güvenlik" çerçevesine yerleştirildi. Başlık kısa sürede Davos gündemine taşındı; tartışma Danimarka üzerinden derinleşti ve Avrupa’ya doğru genişledi.
Devreye bu kez ticaret kartı girdi. Trump yönetiminin gümrük vergileri üzerinden verdiği mesajlar, NATO içindeki gerilimi doğrudan ekonomik alana taşıdı. Almanya ve Fransa’dan gelen "şantaja boyun eğmeyiz" çıkışı, Avrupa’nın bu hattaki refleksini netleştirdi.
Avrupa yıllar sonra ilk kez aynı anda iki ayrı cephede ilerlemek zorunda kaldı. Bir yanda ABD ile ticaret masası, diğer yanda NATO içinde büyüyen stratejik gerilim… Grönland dosyası, savunma başlığından çıkıp transatlantik ilişkinin tamamını etkileyen bir test alanına dönüştü.
DAVOS'TA TARİHİ RESTLEŞME
Dünya Ekonomik Forumu bu yıl ekonomi başlığının çok ötesine taştı. Davos’ta küresel piyasalar kadar, ABD ile Avrupa arasındaki Trump merkezli restleşme de yeniden sahnenin ortasına yerleşti.
Macron’un pilot güneş gözlüğü zirvenin "soft" simgelerinden biri hâline gelirken, gümrük vergileri sert başlıklar arasında ağırlığını korudu. Donald Trump’ın Davos yolunda Emmanuel Macron’u hedef alan sözleri ve "yüzde 200 gümrük vergisi" çıkışı, tartışmayı toplantı salonlarının dışına taşıyarak zirvenin tansiyonunu belirleyen başlıklardan biri oldu.
ABD İLE İSRAİL ARASINDA DAVOS KAVGASI
Davos’ta Gazze dosyası, ekonomi başlıklarının önüne geçerek zirvenin ana tartışma alanlarından biri haline geldi. Beyaz Saray, geçiş sürecini yönetecek "Barış Kurulu"nun üyelerini duyurdu; buna paralel olarak "Gazze Yürütme Kurulu" adı altında yeni bir yapı devreye alındı. Türkiye bu süreçte doğrudan masada yer aldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, kurulda yer alan isimler arasında öne çıktı.
Asıl kırılma ise İsrail basınından gelen haberlerle görünür hâle geldi. Jerusalem Post’a göre, Gazze Barış Kurulu’nda Türkiye ve Katar’dan temsilcilerin yer alacağı bilgisi İsrail’e önceden iletilmedi. ABD’li yetkililerin "Gazze artık bizim sahnemiz" ifadesi, Davos’ta kurulan yeni denklemin Tel Aviv’e verdiği mesajı netleştirdi. Gazze dosyasında inisiyatifin Washington merkezli bir çerçeveye taşınması, İsrail açısından alışılmış dengelerin dışına çıkan bir tabloyu beraberinde getirdi.
KOMŞUDA SON DURUM: ATİNA SIKIŞIYOR
Davos’ta dünya konuşulurken, Atina'da gündem Türkiye’ye kilitlendi.
Yunanistan cephesinde medya, Miçotakis yönetimine açık bir "Ankara uyarısı" yaptı.
"Türkiye karşısında bedel ödüyoruz" ifadesi, hükûmetin izlediği çizginin Atina’yı dar bir manevra alanına sıkıştırdığı eleştirisiyle birlikte kullanıldı.
Statükoyla kavgalı çizgisini sürdüren Miçotakis yönetimi ise, İsrail Savunma Bakanı’nı Atina’da ağırlayarak Ankara’ya doğrudan mesaj verdi.
İRAN DOSYASI: KARAR EŞİĞİNDE BEKLEYİŞ
Hafta boyunca İran dosyasında tansiyon yukarı yönlü seyretti.
28 Aralık 2025’te yerel para biriminin döviz karşısında hızla değer kaybetmesi ve ekonomik baskıların ağırlaşmasıyla birlikte, Tahran Büyük Çarşı’da esnaf öncülüğünde başlayan protestolar kısa sürede ülke geneline yayılmıştı. Protestoları gerekçe gösteren Beyaz Saray, İran’ı doğrudan askerî müdahaleyle tehdit etti.
ABD, İran ile artan gerilim ortamında Orta Doğu'da büyük miktarda deniz ve hava gücü konuşlandırarak bölgedeki askerî varlığını artırdı.
ABD basınında da "geri adım yok" yaklaşımı da öne çıktı. Grönland ve Gazze tartışmaları sürerken, İran dosyası da haftanın jeopolitik denkleminde ağırlığını hissettiren başlıklardan biri olarak yerini aldı.

