Kaydet
a- | +A

Pes etmeye niyeti olmayan, eleştirilere kulak asmayan, büyük hayallerle projelerini büyüten bir kaşif… Türkiye’de "deli" yaftasıyla kapıların yüzüne kapatıldığı, ancak Amerika’da dehası anlaşılarak adına özel kanunlar çıkartılan bir isim: İrfan Mavruk.

1940 yılında Adana’da doğan bir çocuğun, 1950’lerin Türkiye’sinde atom enerjisinden ve roketlerden bahsetmesi o dönem için fantastik bir masal gibiydi. Mavruk, projelerini hayata geçirmek için kapı kapı dolaştı.

Destek aradı, kulak aradı, bir nebze olsun anlayış aradı. Başvurduğu yer Adana Elektrik Mühendisleri Odası oldu. Elindeki füze projelerini masaya koydu. Uzun uzun anlattı.

Odanın 1959 yılındaki dergisinde başvuruya dair şu satırlar yer aldı: "İrfan Mavruk'un elinde dolaştırdığı füze projesi meraklı bir çocuğun çizdiği karmaşık bir takım şekillerden ibaret olup, teknik bir makine resmi ile herhangi bir alakası yoktur. Verilen izahattan anlaşıldığına göre İrfan Mavruk, maalesef geniş fantezisi ile mevcut olmayan şeyleri olmuş gibi göstermekte ve hiçbir hesaba dayanmayan bir takım iddialar ileri sürmektedir."

Daha acı bir reddiye yazmak güçtü.

Genç İrfan’ın sunduğu projeler, "kurum tarafından "fantezi dünyasında yaşayan bir çocuğun hayalleri" olarak reddedilmişti. Kendi ülkesinin mühendisleri tarafından yok sayılan o çocuk, aslında o günlerde uzay çağının gizli anahtarını elinde tutuyordu.

Peki Mavruk ne yaptı? Döndü ve çalışmaya devam etti.

Yüzüne çarpan kapılar Mavruk'u durduramadı. Atoma sevdalanmıştı. Okulda ders işlenirken atomlar, parçacıklar, enerji üzerine konuşmaya devam etti. Sınıfta öyle şeyler anlattı ki öğretmen bu durumu idareye taşımak zorunda hissetti kendini. İdare durumu valiye iletti. Konu büyüdü, genişledi, beklenmedik bir yöne evrildi.

ABD'li mühendisler okula geldi.

İrfan'ın anlattıkları o gün kapıyı araladı. Sıradan bir ders saatinde başlayan o konuşma, sonunda bir Türk çocuğunun hayatını kökten değiştirecekti.

Radarsız roketin kaşifi: ABD’nin adına özel kanun çıkardığı, sır gibi sakladığı Türk kim?
Başlık ResmiRadarsız roketin kaşifi: ABD’nin adına özel kanun çıkardığı, sır gibi sakladığı Türk kim?

DOLMABAHÇE’DEN COLUMBİA’YA UZANAN YOL

Yabancı heyetteki isimlerin "Bunda olağanüstü bir zeka var" demesiyle devletin zirvesi hareketlendi. Dönemin Başbakanı Adnan Menderes, Dolmabahçe Sarayı’nda bu genç dehayla bir araya geldi.

TBMM Başkanı Refik Koraltan “Bahsettiğim çocuk bu” diyerek Mavruk’u tanıtır. Kurulun aldığı karar doğrultusunda İrfan, üstün zekalı çocuklar fonu ile ABD’ye gönderilir.

1959’da New York’a ayak basan Mavruk için artık "imkânsız" kelimesi anlamını yitirmişti. Columbia Üniversitesi’ndeki eğitiminin ardından Houston’da nükleer araştırma merkezinde çalışmaya başladı ve kısa sürede insanlık tarihinin en büyük adımlarından biri olan NASA Apollo Projesi’ne dahil edildi.

Radarsız roketin kaşifi: ABD’nin adına özel kanun çıkardığı, sır gibi sakladığı Türk kim?
Başlık ResmiRadarsız roketin kaşifi: ABD’nin adına özel kanun çıkardığı, sır gibi sakladığı Türk kim?

ABD’NİN "ÜSTÜNE TİTREDİĞİ" TÜRK

Mavruk’un dehası, uzay araçlarının kalkış anındaki patlamaları önleyen sistemler ve çığır açan "radarsız roketler" üzerinde yoğunlaştı. Yerden kumandaya ihtiyaç duymadan kendi rotasını çizebilen füzeler üzerindeki başarısı öylesine stratejik bir boyuta ulaştı ki, ABD hükümeti onun korunması için özel bir kanun çıkardı. 25 yaşında dünya feza ilmine yön veren bir "harika çocuk" olarak Amerikan basınında manşetlere taşınan Mavruk gizli servis korumasına alındı.

Nitekim 16 Şubat 1965 tarihli gazeteler, Genç dahinin hakkını şu sözlerle teslim ediyordu:

"Radarsız roketin kaşifi olarak bilinen fakat ülkesinde hak ettiği değeri göremeyen İrfan Mavruk tarafından yapılan ve radarsız olarak uzaya fırlatılan roket büyük bir başarı sağladı."

Bir dönem projelerine kağıt parçası gözüyle bakılan Mavruk, NASA’nın en mahrem birimlerinde uzmanlaştıktan sonra 2010 yılında New York’ta hayatını kaybetti. Vasiyeti üzerine naaşı, her şeye rağmen vazgeçmediği memleketi Adana’ya getirilerek toprağa verildi.