- Kanada, Türkiye'nin savunma ambargolarını kaldırdı ve ilişkiler stratejik ortaklığa evrildi.
- Kanada Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Charlotte MacLeod, Türkiye'nin hamlelerinin Kanada havacılık sektörünü canlandırdığını belirtti.
- Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, CANDU nükleer teknolojisini içeren bir mektupla Türkiye ile nükleer iş birliği konusunda görüşmelerin sürdüğünü ifade etti.
- Türk nükleer teknoloji şirketi Nuclean ile Kanada merkezli Portland Holdings arasında Küçük Modüler Reaktörler (SMR) ve yeni nesil teknolojiler odaklı bir ortaklık imzalandı.
- İki ülke arasındaki iş birliği, insansız hava araçlarından savaş gemilerine, nükleer Ar-Ge'den uranyum madenciliğine kadar genişliyor.
Türkiye’nin enerji ve savunma alanında izlediği çok boyutlu dış politika, Kanada ile ilişkilerde belirgin bir eksen değişimini beraberinde getirdi. Birkaç yıl önce yaptırımlar ve savunma kısıtlamalarıyla anılan Ankara-Ottawa hattı, bugün nükleer teknoloji, ileri imalat ve stratejik iş birliği başlıkları üzerinden yeniden tanımlanıyor.
Ottawa'nın, Türkiye'nin artan stratejik ağırlığını nasıl okuduğunun ilk somut işaretlerini, geçtiğimiz mart ayında Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan özel röportajımızla kamuoyuna duyurmuştuk. Kanada Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Charlotte MacLeod gazetemize, Türkiye’nin hamlelerinin Kanada havacılık sektörünü nasıl canlandırdığını dürüstçe itiraf etmiş ve "Ankara bize can suyu oldu!" cümlesiyle yeni dönemin sinyalini vermişti.
O gün sahadan yükselen sinyal, haziran sonunda Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand’ın Ankara’ya ilettiği ve CANDU nükleer teknolojisini içeren mektup ile resmiyet kazandı. Ardından Kanada Başbakanı Mark Carney'in kamuoyuna açık açıklamalarında Türkiye'nin ileri imalat ve savunma sanayisindeki kapasitesine yaptığı vurgular, yakınlaşmanın geçici değil, stratejik bir tercih olduğunu gösterdi.
Bakan Anand, mart ayında Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından nükleer iş birliğini kurumsallaştırmak adına iletilen mektubun içeriğini şöyle aktarmıştı:
"Mart ayında Türkiye'yi ziyaret ettiğimde, Enerji Bakanı ve meslektaşım ile bir araya geldim. Görüşmelerimiz sırasında, Türkiye için nükleer enerjinin ne kadar önemli olduğunu gördüm. Türkiye, Kanada'yı sadece nükleer enerji alanında değil, aynı zamanda diğer enerji sektörlerinde de potansiyel bir ortak olarak görüyor. LNG, temiz enerji ve geleneksel enerji hakkında konuştuk. Kanada'nın bakış açısından, kendimizi bir enerji lideri olarak görüyoruz ve bizimle çalışmak isteyen ülkelerle enerji ortaklıklarını güçlendirmeye kararlıyız. Özellikle, Kanada'nın CANDU nükleer teknolojisi hakkında konuştuk. Kanada, CANDU reaktörleri ile on yıllardır deneyime sahip ve reaktörler Arjantin ve Romanya gibi ülkelerde başarıyla çalışıyor. Teknolojinin sahibi olarak Kanada, özellikle nükleer enerji alanında Türkiye ile iş birliğini genişletmeye ilgi duyuyor. Çabanın bir parçası olarak, Hodgson Bakanı'ndan Türkiye Enerji Bakanı Bayraktar'a, CANDU teknolojisi ve daha geniş nükleer iş birliği üzerine devam eden tartışmaları desteklemek üzere bir mektup ilettim. Konuşmalar erken aşamada."
MASADAN SAHAYA: CANDU VE SMR HAMLESİ
Prangalarından kurtulan Türkiye-Kanada ilişkileri insansız hava araçlarından savaş gemilerine, nükleer Ar-Ge’den uranyum madenciliğine uzanan entegrasyonla, transatlantik ittifakın yeni güvenlik ve enerji mimarisini şekillendiriyor.
Girişimin ilk somut adımı, Türk nükleer teknoloji şirketi Nuclean ile Kanada merkezli yatırım devi Portland Holdings arasında atıldı. Nükleer Sanayi Derneği’nin (NSD) katkılarıyla imzalanan ortaklık, Küçük Modüler Reaktörler (SMR) ve yeni nesil teknolojiler odağında, Türk sanayisine Kanada’nın gelişmiş nükleer ekosisteminin ve mühendislik devlerinin kapısını açıyor.
TRANSATLANTİK İTTİFAKTA YENİ EKSEN
Bakan Anand'ın, Hakan Fidan ile Ottawa zirvesinde çizdiği ticaret, enerji, savunma ve güvenlikten oluşan dört stratejik başlık artık bürokratik bir temenninin ötesine geçmiş durumda. Kanada'nın köklü CANDU teknolojisi ile Türkiye'nin ileri imalat ve savunma sanayisindeki kapasitesi yeni bir ortaklık zemini oluşturuyor.
Dün ambargolarla Ankara’yı durdurabileceğini sanan Transatlantik aklı, bugün rotasını tamamen Türkiye eksenine kırmak zorunda kaldı.

