Özetle Dinle
Kaydet
Köşe Yazıları 1 saat önce
NATO zirvesi öncesinde Ankara'daki diplomatik trafik hızlanırken, ABD Başkanı Trump'ın NATO'ya katılım motivasyonu ve Türkiye'nin savunma sanayii kapasitesi ön plana çıkıyor.
  • Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, Ankara'daki NATO zirvesi öncesinde Ukrayna savaşı ve diplomatik çözüm arayışlarını ele alan yaklaşık 90 dakikalık bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
  • Donald Trump, Türkiye'de düzenlenecek NATO zirvesine sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan'a duyduğu saygıdan ötürü katılacağını belirtti.
  • ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını azaltma planları, Avrupa'nın Türkiye'nin savunma sanayii kapasitesini daha hayati görmesine neden oldu.
  • Türkiye'nin savunma sanayii, satışlarının %56'sını ABD, Avrupa ve diğer Batılı müttefiklere gerçekleştirerek Avrupa güvenlik mimarisinde liderliğe soyundu.
  • Türkiye, hem Rusya ile doğrudan konuşabilen hem de Trump'ın saygısını kazanabilen tek aktör olarak NATO'nun rotasını belirleyecek güç konumunda.
Türkiye Gazetesi
Trump'tan Putin'e Ankara teklifi! İki lider neler ...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Önümüzdeki hafta Ankara’da düzenlenecek tarihi NATO Zirvesi için geri sayım sürerken, küresel diplomasi trafiği eşi benzeri görülmemiş bir hız kazandı. Transatlantik ilişkilerin derin bir kırılma yaşadığı, ABD Başkanı Donald Trump’ın ittifaktan çekilme kartını masada tuttuğu kritik virajda, dünya siyasetinin kalbi adeta Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde atıyor. Ancak zirvenin hemen öncesinde Moskova’dan gelen bir haber, gözleri bir kez daha Washington-Moskova hattına çevirdi.

ZİRVE ÖNCESİ 90 DAKİKALIK "UKRAYNA" TRAFİĞİ

Kremlin’den yapılan resmi açıklamaya göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’daki büyük buluşma öncesinde yaklaşık 90 dakika süren kritik bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmenin ana ekseni, bekleneceği üzere Ukrayna savaşı ve diplomatik çözüm arayışlarıydı.

Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Ushakov, Trump’ın bizzat arabuluculuk teklif ettiğini belirterek şu detayları paylaştı:

"Başkanlar, özellikle Donald Trump'ın Türkiye'de düzenlenecek NATO zirvesine katılımını göz önünde bulundurarak Ukrayna'da bir çözüm bulunması konusunu ele aldılar. Trump, ABD’li temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın bu çözüm için arabuluculuk çabalarını sürdüreceğini ve Moskova’yı yeniden ziyaret etmeye hazır olduklarını aktardı."

Telefon diplomasisinde Putin’in Trump’a "saha gerçeklerini" içeren bir sunum yaptığı öne sürülmekte. Nitekim Rus komutanların stratejik Kostiantynivka kentini ele geçirdiklerini iddia etmesi, Ukrayna lideri Zelenskiy'nin ise bu iddiayı jet hızıyla reddetmesi, masadaki pazarlığın ne denli çetin geçeceğinin sahada bir yansıması.

TRUMP: "ZİRVEYE SADECE ERDOĞAN İÇİN KATILIYORUM"

Zirveyi geçmişteki örneklerinden ayıran en çarpıcı unsur, Trump’ın NATO’ya yönelik o meşhur hırçın tavrı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duyduğu şahsi saygı arasındaki keskin tezat. İttifaktan tamamen çekilmeyi ve Avrupa’daki Amerikan askeri varlığını radikal biçimde kısmayı planlayan Trump, geçtiğimiz günlerde Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığı görüşmede kartları açık oynadı:

"Eğer bu zirve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Türkiye’de düzenleniyor olmasaydı, oraya gideceğimi hiç sanmıyordum. Oraya sadece çok iyi bir dostum olan Erdoğan’a duyduğum saygıdan ötürü katılıyorum."

ABD Başkanı'nın çıkışı itiraf, NATO yönetimini de panikletmiş durumda. Brüksel, zirve programını tamamen "Trump’ı ikna etmek ve ittifakta tutmak" üzerine kurguladı. Sunumların odağına soyut dayanışma cümleleri yerine, milyarlarca dolarlık askeri alımlar yerleştirildi.

ABD’NİN BIRAKTIĞI BOŞLUĞU TÜRK SAVUNMA SANAYİİ DOLDURUYOR

Trump’ın müttefikleri üzerindeki askeri bütçe baskısı sürerken, Pentagon raporları ABD’nin Avrupa’daki stratejik bombardıman uçaklarını, keşif İHA’larını ve savaş gemilerini üçte bir oranında azaltacağını işaret etmekte. İşte tam bu noktada Bloomberg’in analizinde de vurgulandığı gibi Avrupa, Türkiye’nin 10 milyar dolarlık yerli askeri ve endüstriyel kapasitesinin kendisi için ne kadar hayati olduğunu yeniden keşfediyor.

Türk savunma sanayii, Kıbrıs Barış Harekatı'ndan bu yana süregelen onlarca yıllık askeri ambargoları ve sürtüşmeleri yıkarak, geçtiğimiz yıl satışlarının %56’sını doğrudan ABD, Avrupa ve diğer Batılı müttefiklere gerçekleştirdi.

Baykar'ın İtalyan savunma devi Leonardo ile ortak girişim (Joint Venture) kurması, TUSAŞ'ın İspanya'ya 30 adet Hürjet satması ve Romanya'ya yapılan savaş gemisi ihracatı, Ankara’nın ABD sonrası Avrupa güvenlik mimarisinde liderliğe soyunduğunu da kanıtladı.

Alman Marshall Fonu (GMF) Türkiye Direktörü'nin tespiti çok kıymetli. Türkiye’nin değeri artık sadece coğrafyasından değil, yerli ve milli savunma sanayisinden kaynaklanıyor.

Ankara, hem cephede Rusya ile doğrudan konuşabilen hem de Batı’da Trump’ın saygısını kazanabilen tek aktör olarak bu jeopolitik fırtınada NATO’nun rotasını belirleyecek yegane güç konumunda.