Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Savaş bereketi...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Orta Doğu’daki savaştan Türkiye’ye coğrafi konumu, üretim kapasitesi ve ticaret ağları dolayı büyük fırsat kapısı açılıyor. Tedarik krizi nedeniyle üretimler ülkemize kayacak. Gelişmiş sanayi altyapısı, lojistik avantajı ve Avrupa’ya yakınlığı dolayısıyla büyük avantaja sahibiyiz. Savunma ihracatı 10 milyar dolar seviyesine çıkacak. Savaş sonrası bölgede başlayacak yeniden inşa süreci çimento, demir çelik, seramik ve cam sektörlerini bölgesel lider yapacak. Gıda ihracatında rekorlar kırılacak. Un, makarna, süt ve tavuk ürünleri âdeta kapışılacak. Enerji koridorunda merkez olacağız. TANAP, Türk Akım, Bakü-Tiflis-Ceyhan Hattı projeleri ile transit ülke konumu güçlenecek. Irak, İran savaşı nedeniyle Basra Körfezi'nin güneyindeki terminallerini kapatmasının ardından, Türkiye üzerinden petrol sevkiyatlarını yeniden başlatacak. OPEC'in en büyük ikinci üreticisi olan Irak'ın petrol üretimi, ülke petrolünün büyük bölümünün ihraç edildiği Hürmüz Boğazı'nın kapatılması nedeniyle ciddi şekilde geriledi. Perşembe günü Irak sularında iki petrol tankerine saldırı düzenlendi. Bu saldırı, Körfez'deki Irak petrol terminallerinde faaliyetlerin askıya alınmasına yol açtı. Irak’ın imdadına Türkiye yetişti, Bu hat kullanımından önemli pay elde edeceğiz. 40 milyar dolarlık gelirle lojistik merkez olduk.

Orta Doğu ülkelerinde gü­venlik riskinin artması yüzünden turizmde özellikle Rus ve Avrupalılar tarafından tercih edilen ülke olacağız. Savaş sonrası bölgede gıda güvenliği önem kazanacak. Türkiye’nin tarım tek­nolojileri ve sulama sis­temleri ihracatı büyük talep görecek. Türkiye’nin diploma­tik ve ekonomik rolü artacak. Enerji diplomasisi, ticaret koridorları, bölgesel anlaşmalarla stratejik önemi zirveye çıkacak. Bugün dünyanın gündemi İran-İsrail-ABD üçgeninde kilitlenmiş durumda. Bunlar arasındaki gerilim nükleer başlıklar ve balistik füzeler üzerinden okunuyor. Peki gerçekten mesele yalnızca İran’da rejim değişikliği ile nükleer faaliyetlerin kısıtlanması mı? Asıl mesele güç dengesi, tarihsel bellek ve bölgesel egemenlik mücadelesi. İran-ABD-İsrail hattındaki füze-drone savaşı son kırk yılın değil; yüzyıllara yayılan bir zihinsel arka planın ürünü. İran’ın Hürmüz Boğazı kapaması küresel enerji piyasalarında deprem etkisi meydana getirdi. Petrol tavan oldu...

Jeopolitik tartışmalar yapılırken gözden kaçan dev bir olay var. Su... Türkiye, Fırat Nehri ve Dicle Nehri’nin yukarı havzası çok önemli bir stratejik avantaj sahibidir. Bugün su, petrol kadar önemli bir kaynaktır. İklim değişikliği akış rejimlerini bozuyor, kuraklık artıyor, tarımsal talep büyüyor. Aşağı havza ülkelerinde su kıtlığı ekonomik ve siyasal istikrarsızlığa yol açıyor. İşte tam bu noktada, Güneydoğu Anadolu Projesi’nin ve onun kalbi olan medar-ı iftiharımız Atatürk Barajı ön plana çıkıyor. Baraj, yalnızca bir hidroelektrik santrali değildir. O, geleceğin su jeopolitiğini bugünden görebilen bir devlet aklının eseridir. CHP’nin şiddetle karşı çıktığı bu tarihî proje mühendis aklı; gecesini gündüzüne katarak inşa eden teknik kadrolar ve basiret sahibi rahmetli Turgut Özal sayesinde hayata geçti. Bazı eserler yalnızca bugünü değil, yarım asır sonrasını da düşünerek yapılır. Bu topraklarda böyle eserler üretildi. Onları doğru anlamak ve korumak, vatan borcudur. Çünkü geleceği barajlar ve onları tasarlayan vizyonun derinliği belirleyecek...

Savaş acılarla dolu bir süreç ama Ramazan-ı şerif ile birlikte bize bereket getirecek...

Necmettin Batırel'in önceki yazıları...