Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Yetmez ama evet!
0:00 0:00
1x
a- | +A

Bundan tam 10 yıl önce. Hain terör örgütü FETÖ, devletin her kademesine sızmış olsa da 2014'ten itibaren MİT ve TSK bünyesinde başlatılan tasfiyeler nedeniyle köşeye sıkıştığını hissetti. Örgüt, yaklaşan Ağustos 2016 Yüksek Askerî Şûra'sında üye kadrosundaki mensuplarının deşifre olup ordudan ihraç edileceğini anlayarak darbe girişimini planlanandan erkene çekmek zorunda kaldı. Örgüt elebaşlarının verdiği talimatlar ve darbe planına dair MİT'e gelen ihbarlar, deşifre olma korkusunu tetikledi. Hareket alanlarının daraldığını ve tasfiye edileceklerini gören FETÖ mensupları, ellerindeki mevcut silahlı gücü kullanarak kontrolü tamamen ele geçirmek amacıyla 15 Temmuz gecesi planlanan saatten önce (gece 03.00’te) harekete geçti. FETÖ 12 Eylül’de olduğu gibi askeriyenin yönetimi ele geçirdiğini açıklamasıyla halkın korkuya kapılacağını, evlerinden dışarı çıkmayacağını düşündü. Ama Erdoğan’ın halkı sokağa davet etmesiyle bütün plan suya düştü hesap şaştı!..

FETÖ (Fetullahçı Terör Örgütü), 1960'lı yıllarda Fetullah Gülen'in zehirli vaazlarıyla İzmir'de başlattığı yapılanmayı; 1980'lerden itibaren eğitim kurumları, dershaneler ve yurtlar üzerinden hızla genişleterek; sivil toplum, medya ve devlet kurumlarına gizli bir hiyerarşi (kripto yapılanma) ile sızarak büyüttü. Örgüt, öğrenci evleri, dershaneler ve özel okullar açarak toplumsal tabanını genişletti. Eğitim kurumlarından elde ettiği gelirleri finansal güce dönüştürürken, yetiştirdiği genç beyinleri örgüt ideolojisi doğrultusunda devlete yerleştirdi. Yıllar boyu yapılan sınavlarda soruları çalarak kendi mensuplarının polis, yargı, TSK ve bürokrasi gibi kritik devlet kurumlarına yerleşmesini sağladı. Bu sayede devlet içinde paralel bir devlet yapısı oluşturdu. Gazeteler, televizyon kanalları ve bankacılık sektöründe (Bank Asya) güçlenerek propagandayı yönetti ve ekonomik ağını genişletti. Tabanından topladığı bağış (himmet) ve gelirlerle büyük bir finansal imparatorluk kurdu; mensupları arasında sıkı bir bağlılık ve gizlilik ilkesi uyguladı. Devlet içerisindeki gücünü kullanarak kendilerine muhalif veya engel gördükleri kişi ve kurumları, emniyet ve yargıdaki üyeleri aracılığıyla sahte deliller ve kumpas davalarıyla tasfiye etti. FETÖ’nün Türk halkının en zayıf yanı olan dinî hislerini kullanarak ağına düşmeyen siyasetçi, iş adamı, eğitimci, akademisyen yoktu. Sonra kel görününce düşünceler değişti, ama iş işten geçmişti...

FETÖ’nün 17-25 Aralık operasyonları ve 15 Temmuz Darbe Girişimi başta olmak üzere Türkiye'ye yönelik kumpas ve saldırıları Türk ekonomisine toplam 500 milyar doları aşkın bir maliyete yol açtı. Hem doğrudan maddi kayıplar hem de makroekonomik dengelerde uzun vadeli yapısal hasarlar oluştu... Fiziki yıkımların, askerî mühimmat kullanımının ve kamu kaynaklarındaki kayıpların doğrudan maliyeti 158 milyar dolardır. Yatırımların ertelenmesi, iptal edilen projeler ve piyasa durgunluğu sebebiyle oluşan dolaylı maliyet 350 milyar doları bulmuştur. Hain darbe girişiminin kişi başına düşen doğrudan maliyeti 2 bin dolardır. Saldırılar, Türkiye’nin hedeflediği 1 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe ulaşmasını 10 yıl geciktirdi. Ülke risk priminin yükselmesiyle yabancı sermaye girişi yavaşladı. Güvenlik algısının zedelenmesi sonucunda turizm gelirlerinde milyarlarca dolarlık kayıp oluştu.

FETÖ’yü kuran ve sonuna kadar destekleyen ABD istihbarat örgütü CIA’nın iki amacı vardı; birincisi Türkiye’deki dinî duyguları istismar ederek halkın dinî inancını zedelemek, ikincisi ve en önemlisi Türkiye’nin büyüyerek Orta Doğu’nun en güçlü bölgesel ülke olmasını önlemekti...

251 şehit verdik ama dimdik ayakta durduk, yılmadık, yıkılmadık, hainleri teker teker temizledik, hâlâ da temizliyoruz, çalıştık, ürettik, kazandık. Bugün tüm dünyanın gıpta ile baktığı bir ülke hâline geldik...

Başkan Trump F-35 uçaklarını KAAN’lar için F-110 motorları vererek ve CAATSA yaptırımlarını kaldırarak CIA (ABD istihbarat örgütünün) kötü imajını silmek istiyor. Yetmez ama evet!

Necmettin Batırel'in önceki yazıları...