ABD, İran'a karşı şimdiye kadarki en sert yaptırım paketlerinden birini açıkladı:
Hedef ülkenin ekonomisine büyük zarar vererek politikasını veya davranışını değiştirmek. Banka hesapları donduruldu, uluslararası transfer sisteminden çıkarıldı, İranlı şirketlerin ülke dışındaki mal varlıklarına el konuldu...
Hazine Bakanı Scott Bessent, yeni yaptırımların İran üzerindeki baskıyı artırarak geniş çaplı askerî operasyon ihtiyacını ortadan kaldırabileceğini açıkladı. Tahran ile ticari ilişkilerini sürdüren üçüncü ülkelere yönelik sert mesajlar verdi. "Çökmekte olan bir rejimin finansal atar damarı olarak hareket eden her ülke, onun izolasyonunu paylaşmayı beklemelidir" ifadesini kullandı. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin ekonomik, askerî ve güvenlik alanlarında topyekûn bir savaşla karşı karşıya olduğunu söyledi "İran çökmedi, güçlendi" dedi. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, ABD'nin ekonomik savaşına yardımcı olan bölge ülkelerinin çıkarlarını hedef alacaklarını söyledi.
Peki bu ekonomik ambargo bizi nasıl etkileyecek? Bir defa şu anda 92 olan brent petroldeki sert yükseliş enerji maliyetlerimizi arttırıyor. Akaryakıt fiyatlarında ciddi artışlar yaşanıyor. Türkiye’nin önemli bir doğalgaz ve petrokimya sağlayıcısı İran’a yaptırımların şiddetlenmesi bu girdilerin tedarikini zorlaştırarak sanayi üretim maliyetlerini arttıracak. Enerji faturasının büyümesi ülkenin döviz ihtiyacını (cari açığı) büyüterek Türk lirasında büyük değer kaybına yol açacak. ABD’nin İran ile iş yapan üçüncü ülke şirketlerini ve bankaları hedef alma stratejisi finans sektörünü çok zor durumda bırakacak. SWIFT, dünya genelindeki bankaların birbiriyle güvenli ve hızlı bir şekilde döviz ve mesaj transferi yapmasını sağlayan uluslararası bir iletişim ağından dışlanan İran ile yasal ticaret yapmak ve para transferi gerçekleştirmek neredeyse imkânsız hâle gelecek. Bu durum, gri piyasaların veya alternatif ödeme yöntemlerinin (takas gibi) zorunlu olarak devreye girmesine yol açacak. Ambargo sebebiyle İran ekonomisinin küçülmesi, Türkiye’nin bu ülkeye yaptığı tekstil, otomotiv yan sanayisi ve gıda gibi sektörlerdeki ihracatını baltalayacak. Van bölgesindeki Kapıköy Gümrük Kapısı gibi sınır hatlarında ticari hacim düşecek. Ayrıca ekonomik krizdeki İran halkının Türkiye'ye tatil veya alışveriş için gelişleri azalacak. Taşımacılık ve enerji maliyetlerindeki artış, üretimden gıdaya kadar tüm sektörlere yansıyarak Türkiye'de hâlihazırda yüksek seyreden enflasyonu yukarı yönlü tetikleyecek. Türkiye diplomatik olarak krizin dışında kalmayı başarsa bile ABD'nin İran'a uygulayacağı ekonomik abluka Türkiye'ye yüksek enerji faturası, artan enflasyon ve ikincil yaptırım riskleri olarak geri dönecek.
Ama bu krizden en az etkilenmek için önümüzde acil olarak almamız gereken kararlar var. Azerbaycan, Rusya ve Katar gibi alternatif ülkelerden yapılan boru hattı ve LNG (sıvılaştırılmış doğalgaz) ithalat payı artırılmalıdır. Yerli rüzgâr, güneş ve hidroelektrik yatırımlarına hız verilerek dışa bağımlılık ve dolayısıyla ambargo dönemlerinde tırmanan enerji faturası baskısı düşürülmelidir. ABD Hazine Bakanlığı (OFAC), İran ile iş yapan finans kuruluşlarına ağır ikincil yaptırımlar (secondary sanctions) uygulamaktadır. Türk bankalarının küresel finans sisteminden (SWIFT) dışlanmaması için yaptırım kurallarına tam uyum sağlanmalı ve şüpheli işlemler sıkı denetlenmelidir. Türkiye, geçmiş dönemlerde olduğu gibi insani tüketim maddeleri (gıda, ilaç vb.) ve doğalgaz tedariki gibi kritik alanlarda ABD'den resmî yaptırım muafiyeti (waiver) koparmak için diplomatik müzakereler yürütmelidir.
SON NOKTA: İşte burada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump ile arasındaki yakın ilişki bağı öne çıkıyor. ABD Başkanı İran ambargosu nedeniyle yere göğe sığdıramadığı Türkiye’nin büyük zarara uğramasını önlemek için bize 180 günlük geçici muafiyet uygulayabilir. Gerçek dost, kara günde belli olur.

