Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Çağrı merkezinden zirveye: THY'de Ahmet Olmuştur d...
0:00 0:00
1x
a- | +A

9 Nisan 2026. Türk Hava Yolları, yeni genel müdürünü açıkladı. Adı: Ahmet Olmuştur. Haberi okuyanların bir kısmı bu ismi ilk kez duyuyordu. Oysa o, tam 26 yıldır bu şirketin içindeydi. Sessiz sedasız, kademeli, ısrarcı bir tırmanışla.

2000 yılında işe başladığında masası çağrı merkezindeydi. Telefon açıyor, soruları cevaplıyor, şikâyetleri dinliyordu. O masada oturan biri için THY Genel Müdürü olmak, hayal bile kurulamayacak kadar uzak bir ihtimaldi. Ama Ahmet Olmuştur o masada hayal kurmak yerine öğrenmeyi seçti.

"Kariyer, çoğunlukla en parlak adımla değil, en ısrarcı adımla kazanılır"

Çağrı merkezinin ardından Gelir Yönetimi'ne geçti. Uçuş analisti olarak biletlerin, rotaların, fiyatlandırmanın matematiğini öğrendi. Bu küçük bir adım gibi görünüyordu. Değildi. Çünkü THY gibi karmaşık bir hava yolunu anlamak istiyorsanız, gelir yönetimini anlamak zorundasınızdır. O, bunu çok erken kavradı.

Müdürlük geldi, ardından başkanlık. 2014'te Pazarlama ve Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı koltuğuna oturdu. Bu koltuğu tam 9 yıl doldurdu. Miles&Smiles sadakat programını büyüttü, uçuş ağını genişletti, fiyatlandırma stratejilerini şekillendirdi. 2023'te ticari operasyonların tamamından sorumlu Genel Müdür Yardımcısı oldu. Ve 2026'da, adım adım çıktığı o merdivenin en üst basamağına ulaştı.

"Çağrı merkezinde başlayıp genel müdür olmak; bir kariyer hikâyesi değil, bir sabır dersidir"

Peki bu hikâye bize ne anlatıyor? Ahmet Olmuştur, dışarıdan gelmedi. İnsan kaynakları fuarlarında parlayan bir isim değildi. Sosyal medyada viral olan konuşmaları yoktu. Ama THY'nin kanını, ritmini, kültürünü içine çekmiş; her pozisyonda kurumun bir katmanını daha öğrenmişti. Kurumun ona değil, onun kuruma uyum sağladığı bir 26 yıldı bu.

Dışarıdan kurtarıcılar bulmak çoğu şirketin düştüğü hatadır. Yahut bir rakibinin yöneticisini avlamak. Oysa Peter Drucker'ın meşhur sözü "Kültür, stratejiyi kahvaltı niyetine yer!" Ahmet Olmuştur ve onun gibi içeride yetişmiş değerli yöneticiler THY'nın iki ayaklı insan hâli gibi oluyor. THY gibi düşünmeye başlıyorlar bir yerden sonra zira tam tersi, THY de onlar gibi düşünüyor çünkü.

Şahsen, Desnet'te de aynı şeye çok önem veriyorum. El terminali sektöründe çok tecrübeli birini getirmek bazen, nadiren işe yarar, ama faydası kadar zararı da olur, zira başka bir şirketin DNA'larını getirir, şirketinizin DNA'sını bozar.

Gençlere şunu sormak istiyorum: Siz hangi masada oturuyorsunuz şu an? Ve o masaya bakışınız nasıl? Geçici bir durak olarak mı, yoksa bir öğrenme laboratuvarı olarak mı? Ahmet Olmuştur'un farkı, büyük ihtimalle ikinci bakışı benimsemesindeydi. Çağrı merkezindeki her telefon görüşmesinde bir şey öğrenmiş, her analiz tablosunda bir şeyi kavramış, her yöneticilik kademesinde biraz daha büyümüştü.

"Başladığın yeri küçümseme. O yer seni büyütecek olan zemindir"

Eğitim geçmişine de dikkat edin. Marmara Üniversitesi İşletme mezunu; sıradan, prestijsiz sayılabilecek bir başlangıç. Ama MBA için New York'a, Londra'ya, Paris'e gitmiş. Üç farklı üniversitede, dönüşümlü bir eğitim programıyla dünyayı anlamaya çalışmış. İngilizce öğrenmiş, Arapça ve Osmanlı Türkçesine el atmış. Yani yetinmemiş, merakını beslemiş.

Bugün THY, 531 uçaklık bir filoyu yönetiyor. 100 bini aşkın çalışanı var. Dünyanın 130'dan fazla ülkesine uçuyor. Bu devi yönetecek adam, bir zamanlar telefon açıp 'Nasıl yardımcı olabilirim?' diye sordu. Bu cümle, kariyer yolculuğunun özeti aslında: hizmet etmeyi, yardım etmeyi, öğrenmeyi benimsemiş biri.

"Sizi kim olduğunuz değil, ne öğrenmeye devam ettiğiniz tanımlar"

Şunu netleştirelim: Bu yazı, 'herkes genel müdür olabilir' masalını anlatmıyor. Kariyer öyle naif bir yere oturmuyor. Emek var, doğru seçimler var, belki biraz şans da var. Ama Ahmet Olmuştur'un hikâyesinin çekirdeğinde şu gerçek duruyor: 26 yıl boyunca aynı kurumda kalıp her seferinde daha fazlasını öğrenmek, daha fazlasını üretmek, daha fazlasını taşımak... Bu bir tercih.

Bugünün gençleri çoğu zaman hızlı yükselmek istiyor. Anlaşılır bir istek. Ama bazı yollar yavaş ilerler ve o yavaşlık, aslında en sağlam temeli döşer. Çağrı merkezinden genel müdürlüğe giden yol, tam olarak böyle bir yoldur.

Bulunduğunuz yerde en iyi olmaya çalışın. Bir sonraki pozisyona değil, şu anki işinizin derinliğine odaklanın. Öğrenmeyi asla bırakmayın. Ve 'Nasıl yardımcı olabilirim?' sorusunu, kariyer boyunca hiç bırakmayın.

Ahmet Olmuştur'un hikâyesi bunu söylüyor. Kendisine göz bebeğimiz THY markasını göğsümüzü daha da kabartacağı uçsuz bucaksız başarılar diliyorum.

---

Çağrı merkezinden zirveye: 7 ders

1. Pozisyon değil, öğrenme peşinde koş. Ünvan seni büyütmez, o ünvanla ne öğrendiğin büyütür. Her görev bir sınav değil, bir usta sınıfıdır.

2. Sabır bir zayıflık değil, stratejidir. Acele eden çok, yetişen az. En sağlam kariyerler birikim üstüne birikim katarak yükselir.

3. Kurumunu rakiplerinden daha iyi tanı. İçeriden yetişen biri, dışarıdan gelen parlak ismin göremediği şeyleri görür. O görüş açısı, zamanla en büyük rekabet avantajına dönüşür.

4. Ortalama bir başlangıç, olağanüstü bir sonu engellemez. Hangi üniversite, hangi şehir, hangi aile — bunlar başlangıç noktanı belirler, varış noktanı değil. Varış noktasını sen belirlersin.

5. Uzmanlık, liderliğin zeminini döşer. Ne yaptığını bilmeden nasıl yapılacağını söyleyemezsin. Önce işi öğren, sonra işi yönet.

6. Tutarlılık, zekâdan daha uzun solukludur. Parlak olmak dikkat çeker. Güvenilir olmak ise kariyer inşa eder. Uzun vadede insanlar seni ne kadar zeki olduğunla değil, ne kadar güvenilir olduğunla hatırlar.

7. Hizmet etmeyi küçümseme. En tepedeki insanların pek çoğu, bir noktada en altta çalışmıştır. O deneyim gururu değil, empatiyi öğretir. Ve empati, liderliğin en nadir bulunan malzemesidir.

Ömer Ekinci'nin önceki yazıları...