Geçtiğimiz günlerde Haliç Kongre Merkezinde düzenlenen İstanbul Küresel E-İhracat Zirvesi, yani IGEXX 2026’da dolaşırken bu söz geldi aklıma.
Çünkü bazen bir ülkenin gerçek potansiyelini anlamak için bugünkü rakamlarına değil, henüz açmadığı kanatlarına bakmak gerekir.
Ve ben IGEXX’te Türkiye’nin açılmaya hazırlanan kanatlarını gördüm.
Türkiye artık kabına sığmıyor.
Üreten, satan, ihracat yapan Türkiye artık yalnızca komşu ülkelere, yakın coğrafyaya veya geleneksel ihracat pazarlarına bakmıyor.
Sınırların ötesine bakıyor.
Zaten IGEXX 2026’nın teması da tam olarak buydu:
“Beyond Borders – Sınırların Ötesinde.”
Bence bundan daha isabetli bir tema seçilemezdi.
Çünkü bugün değişen sadece ticaretin araçları değil, sınır kavramının kendisi.
Dünyanın çarşısı İstanbul’a geldi
Eskiden ihracat yapmak için dünyayı dolaşırdık.
Ürününüzü üretirdiniz.
Numunelerinizi bavulunuza koyar, Almanya’da fuara giderdiniz. Amerika’da distribütör arardınız. Orta Doğu’da bayi bulmaya çalışırdınız.
Aylar süren seyahatler, görüşmeler, numuneler, distribütörlük anlaşmaları…
Bugün ise bambaşka bir dünyanın kapıları açılıyor.
IGEXX’te bunu çok net gördüm.
Dünyanın farklı bölgelerinden gelen küresel pazar yerleri, teknoloji şirketleri, lojistik firmaları, ödeme kuruluşları, markalar ve ihracatçılar İstanbul’da aynı çatı altında buluştu.
Düşünsenize…
Zirveye katılan 50 küresel pazar yerinin temsil ettiği ticaret hacmi yaklaşık 2,75 trilyon dolar.
Bir başka ifadeyle dünyanın devasa dijital çarşısının önemli bir bölümü birkaç günlüğüne İstanbul’a kurulmuş oldu.
Türk üreticisi artık müşterinin kapısını çalmak için dünyanın öbür ucuna gitmek zorunda değil.
Dünyanın müşterisine açılan kapılar İstanbul’a geliyor.
Ve Türk firmalarına deniliyor ki:
Ürününü getir.
Markanı getir.
Hikâyeni getir.
Dünyaya açıl.
7 trilyon dolarlık yeni dünya
Rakamlar meselenin büyüklüğünü daha iyi anlatıyor.
Küresel e-Ticaret hacminin 2019 yılında yaklaşık 3,2 trilyon dolar seviyesindeyken 2026'da 7 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.
Yani önümüzde devasa ve giderek büyüyen bir pazar var.
Türkiye'nin buradaki hedefi de artık küçük değil.
Ticaret Bakanı’mız Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat, IGEXX'in açılışında Türkiye'nin 2026 yılı sonunda 6 milyar dolarlık e-İhracat rakamına ulaşmayı hedeflediğini açıkladı.
Daha önemlisi, taban genişliyor.
Yıllık 10 bin doların üzerinde e-İhracat yapan tüzel firma sayımız 2022 yılında 8 bin 132 iken 2025 sonunda 11 bin 420'ye yükselmiş durumda.
Güzel.
Ama yeterli mi?
Bence değil.
Çünkü Türkiye'nin üretim kabiliyeti, girişimci insanı, sanayi altyapısı, lojistik avantajı ve coğrafi konumu düşünüldüğünde bizim e-İhracat’ta konuşmamız gereken rakamlar bunların çok daha ötesinde.
Ben Türkiye'nin önce bölgesinin, ardından dünyanın önemli e-İhracat merkezlerinden biri olabileceğine inanıyorum.
Çünkü bizim problemimiz üretmek değil.
Biz üretmeyi zaten biliyoruz.
Tekstil üretiyoruz.
Makine üretiyoruz.
Mobilya üretiyoruz.
Otomotiv yan sanayisi üretiyoruz.
Savunma sanayisi üretiyoruz.
Takıdan ayakkabıya, gıdadan elektroniğe kadar dünyanın dört bir tarafına satılabilecek binlerce ürün üretiyoruz.
Şimdi öğrenmemiz gereken başka bir şey var:
Dünyaya dijitalden satmak.
İhracatın tanımı değişiyor
Bence IGEXX 2026'nın verdiği en önemli mesajlardan biri buydu.
İhracatın tanımı değişiyor.
Eskiden ihracat dediğimizde aklımıza fabrikalar, konteynerler, limanlar, tırlar ve distribütörler gelirdi.
Bunların hiçbiri ortadan kalkmadı.
Ama artık bunların yanına başka kelimeler eklendi:
Pazar yerleri…
Dijital pazarlama…
Yapay zekâ…
Büyük veri…
Fintek…
Fulfillment…
Sosyal ticaret…
Akıllı lojistik…
IGEXX'te konuşulan konulara baktığınızda bunu çok net görüyorsunuz.
Yapay zekâ ajanlarından otonom alışveriş ve ödeme sistemlerine, veri odaklı büyümeden akıllı lojistiğe kadar önümüzde yepyeni bir ticaret düzeni kuruluyor.
Artık sadece iyi ürün üretmek yetmeyecek.
İyi ürün üreteceksiniz.
Doğru platformda bulunacaksınız.
Veriyi doğru okuyacaksınız.
Yapay zekâyı kullanacaksınız.
Müşterinizi tanıyacaksınız.
Lojistiğinizi yöneteceksiniz.
Dijital pazarlamayı bileceksiniz.
Ve dünyanın herhangi bir ülkesindeki müşteriye, sanki yan mahalledeymiş gibi ulaşacaksınız.
İşte yeni ihracat bu.
Bir KOBİ'nin sınırı artık kendi şehri değil
Ben işin en çok bu tarafını önemsiyorum.
Çünkü e-İhracat yalnızca büyük şirketlerin meselesi değil.
Belki de tam tersine en büyük fırsat KOBİ'lerin önünde.
Anadolu'nun herhangi bir şehrinde üretim yapan küçük bir şirket düşünün.
Eskiden bu şirketin Almanya'ya, Amerika'ya, İngiltere'ye, Körfez ülkelerine veya Uzak Doğu'ya ulaşması için çok ciddi sermayeye ve uluslararası organizasyona ihtiyacı vardı.
Bugün doğru ürün, doğru dijital altyapı ve doğru lojistik modeliyle dünyanın müşterisine ulaşabilmesi mümkün.
Bence e-İhracat’ın Türkiye açısından asıl devrimci tarafı burada.
Coğrafyanın kader olmaktan çıkması.
Gaziantep'teki üreticinin müşterisi artık sadece Gaziantep'te değil.
Konya'daki sanayicinin pazarı sadece Türkiye değil.
Bursa'daki tekstilcinin vitrini sadece mağazası değil.
Kayseri'deki mobilyacının dükkânının kapısı artık dünyanın her ülkesine açılabilir.
İnternet, Türkiye'nin önüne yeni bir liman açtı.
Üstelik bu limanın denize kıyısı yok.
Konferanstan daha fazlası
IGEXX'i gezerken özellikle hoşuma giden bir başka tarafı daha oldu.
Bu organizasyon yalnızca insanların sahneye çıkıp konuştuğu klasik konferanslardan biri olarak tasarlanmamış.
İşin merkezinde B2B görüşmeler var.
Türk üreticileri, markaları ve KOBİ'leri dünyanın farklı ülkelerinden gelen pazar yerleri ve ticaret partnerleriyle doğrudan masaya oturuyor.
2024'teki ilk IGEXX'te 900 şirket, 33 pazar yeriyle 2 binin üzerinde B2B görüşme gerçekleştirmiş ve organizasyonun açıkladığı verilere göre 1 milyar doların üzerinde ticaret hacmi oluşmuştu.
2026 organizasyonu ise bunun çok daha ötesine taşındı.
Ben fuarcılığın ve iş dünyası organizasyonlarının geleceğini de biraz burada görüyorum.
Sadece insanları salona doldurmak değil…
İnsanları ticaret yaptırmak için aynı masaya oturtmak.
Konuşmak güzel.
Networking güzel.
Ama günün sonunda üreticinin sipariş alması lazım.
İhracatçının yeni pazara girmesi lazım.
KOBİ'nin ilk e-İhracat faturasını kesmesi lazım.
Başarıyı bence böyle ölçmeliyiz.
Türkiye'nin kanatları var
Elbette önümüzde sorunlar da var.
Finansmana erişimden üretim maliyetlerine, lojistikten küresel korumacılığa kadar ihracatçımızın mücadele ettiği çok sayıda başlık bulunuyor.
Bunları görmezden gelmek doğru olmaz.
Ama sorunları konuşurken fırsatları kaçırmak da doğru olmaz.
Türkiye'nin önünde çok büyük bir pencere açılıyor.
Avrupa'nın yanındayız.
Asya'nın kapısındayız.
Afrika'ya yakınız.
Orta Doğu'nun merkezindeyiz.
Güçlü bir üretim kültürümüz var.
Gelişmiş bir lojistik altyapımız var.
Genç ve teknolojiye hızlı adapte olan bir girişimci kuşağımız var.
Ve en önemlisi:
Ticaret bizim kültürümüzde var.
Şimdi bu ticaret refleksini dijital dünyaya taşımamız gerekiyor.
Türkiye önce kendi bölgesinin e-Ticaret ve e-İhracat merkezi olabilir.
Sonra?
Neden dünyanın en önemli dijital ticaret merkezlerinden biri olmasın?
IGEXX 2026'dan ayrılırken aklımda rakamlardan çok bu duygu vardı.
Türkiye'nin içinde henüz tam olarak kullanamadığı çok büyük bir potansiyel var.
Bazen biz kendi kapasitemizi kendimiz küçümsüyoruz.
Oysa bir ülkenin sınırları yalnızca haritalarda çizilen çizgiler değildir.
Ekonomik sınırlar vardır.
Ticari sınırlar vardır.
Teknolojik sınırlar vardır.
Zihinsel sınırlar vardır.
Ve bunların hepsi aşılabilir.
IGEXX'in “Beyond Borders – Sınırların Ötesinde” mesajını bu yüzden çok kıymetli buluyorum.
Çünkü Türkiye artık kabına sığmıyor.
Üretimimiz sınırları aşmak istiyor.
Markalarımız sınırları aşmak istiyor.
Girişimcilerimiz sınırları aşmak istiyor.
Şimdi sıra dijital ticarette.
Buradan, Türkiye'nin e-İhracat vizyonuna verdiği güçlü destek için Ticaret Bakanı’mız Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat'a; bu alanın gelişmesi için yoğun emek veren Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü E-İhracat, Dijital Pazarlama, Davranışsal Kamu Politikaları ve Yeni Nesil Teknolojiler Daire Başkanı Sayın Hasan Önal'a; Türkiye İhracatçılar Meclisi'ne, ETİD'e ve IGEXX 2026'nın gerçekleşmesinde emeği geçen herkese ayrıca teşekkür etmek istiyorum.
Türkiye'nin ihracat hikâyesinde yeni bir sayfa açılıyor.
Belki bugün 6 milyar doları konuşuyoruz.
Yarın 10 milyarı…
Sonra 50 milyarı…
Rakamların nereye ulaşacağını bugünden bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum:
Kanatlarımız var.
Şimdi onları açma zamanı.
Çünkü André Gide'in söylediği gibi:
“Açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez.”

