Kaydet
a- | +A

Maçtan önceki yazımda içimdeki korkuları açığa vurmamaya çalıştım.

Bizim neslin spor yazarı ve yorumcularında böyle müsabakalarda önemli kompleksler vardır. Çünkü hayatımız, yurt dışındaki önemli mücadelelerden devamlı fark yiyerek dönmekle geçmiştir. 80 binlik Guiseppe Meazza Stadyumu ve yapılan büyük tezahürat, sayısını unuttuğum kadar maç anlattığım bu stadyumda beni çok ürkütüyordu. Bunu maçtan önce Scala''ya da sordum; "Ben de korkuyorum" dedi. Ama, "Bu korku, hakemin düdüğü ile geçer" diye ekledi. İşte bu endişelerle geldiğim stadyumda ilk 20 dakikada harika bir Beşiktaş gördüm. Hocaları ne dedisye onu yaptılar. Scala, tipik bir İtalyan teknik direktör olarak, tabii ki, kademeli bir defans ve bol adamla müdafaayı tercih edecekti. İlerde sadece Pascal Nouma ve Ahmet Dursun''a zaman zaman Yasin Sülün katılacak, soldan İbrahim, ortadan Tayfur, Milan müdafaasında fırtınalar koparacaklardı. Scala''nın 19.dakikada haklı bir penaltı kazanacağımızı düşünmesi için kâhin olması lâzımdı. Bu hepimiz için geçerliydi. Ancak, Thomas Helveg, soldan yapılan bir ortaya, sol eli ile öyle bir smaç çaktı ki, bu smaçı ünlü voleybolcular dahi kıskandı. Tayfur''un penaltısı, klas bir terzinin diktiği elbise gibi kaleci Dida''ya tam oturdu. Herşey iyi gidiyordu. Ama önce yardımcı hakemlerde sonra da maçın Polonyalı orta hakeminde kıpırdanmalar başladı. Sonrasında da Polonyalı hakem Ryszard Wojcik tribünlerdeki müthiş seyircinin tezahüratına yarım saat dayanabildi. Polonyalı hakem, Pascal Nouma''ya verdiği haklı sarı kartın dışında Shevchenko''nun Ümit ve Erman karşısında Hollywood yıldızlarına taş çıkartacak nitelikte kestiği nefis rolleri yutmaya başladı. Buna bizim defans hataları da eklenince İtalyanlar soyunma odasına rüyalarında göremeyecekleri bir skorla gitti.

Her ne kadar Milan, 8 önemli oyuncusunu sakatlık ve Sidney Olimpiyatları sebebiyle oynatamıyorsa da G.Saray''ın Milan''da bıraktığı izleri silmek güçtü ve Milanlı oyuncular müthiş atak bir futbolla bu defa da Beşiktaş karşısında kazaya uğramamak için sakatlık numaraları dahil ortaya neleri var, neleri yoksa döküyorlardı.

35.dakikada Tayfur''un cezaalanında bir hatası beraberlik golünü yememize sebep oldu. Soldan yapılan ortayı Markus Münch kısacık boyuna rağmen güzel bir yükselişle kornere gönderince, Coco''nun çapraz kafası durumu eşitledi. Shorunmu bilmiyorum, bu golü kurtarabilir miydi? Ama Bierhoff''un kafa golünde hiç bir kusur yoktu. Alman oyuncu topu kafa ile öyle köşeye bıraktı ki, Shorunmu dokunmasına rağmen gole mani olamadı. Burada da hakemin Erman''a verdiği haksız sarı kartın önemli rolü vardı. Shevchenko, rolünü çok güzel oynamıştı, hakem de yutmuştu. Tayfur''un hatasından yediğimiz üçüncü golle soyunma odasına boynumuz bükük gittik. Tarihe ilk yarının son 10 dakikasında biten bir maç olarak geçecek olan bu oyunun, ikinci yarıda da yenen hatalı bir golden sonra Scala''ya vereceği çok önemli dersler olmalı. İtalyan teknik direktör, her ne kadar "Ben takımımdan memnunum, takviyeye gerek yok" diyorsa da, bu tecrübesiz ve sık sık hata yapan defansla hiç bir yere varamaz. Hele Ümit''le...