Rüzgârı arkamıza almışız, İrlanda''nın en iyi oyuncusu Carr''ın daha üçüncü dakikada sakatlanıp çıkması bizim için büyük bir avantajdı. Üstelik Denizli Dublin''dekinin aksine ofans ağırlıklı kadroyu sahaya sürmüştü. Orada K.Hakan''la sol gösterip; burada Okan''la sağ gösterip vurmak istedi. İlk yarıda hep onun kulvarından geldik. Topu yere indiren de o idi, diğerleri inatla havadan oyunu tercih ediyordu. Bu rüzgârı arkamıza almamızda bir avantaj olamazdı, aksine İrlandalılar bizim yapmak istediğimizi yaptılar. Bu değerlendirmelere ışık tutarken, Rüştü''yü sedyeyle dışarı çıkarken gördük, kahrolduk. Engin''e de güveniyorduk. Engin''e ısınıcı toplar da geldi, Hakan Şükür''le ilk yarının uzatmasında müthiş bir pozisyon da bulduk; olmadı...
Şimdi rüzgâr avantajı İrlanda''daydı. Akıllıca ve yerden yükleniyorlardı ama Denizli''nin akılcı taktik anlayışıyla İrlanda''ya fırsat vermedik. Fatih sağ kulvarda, Okan''la göbekten süpriz golcü olarak büyük işler yapmaya başladı. İki tana de inanılmaz gol fırsatını kaçırdık, forveti de üçlemiştik. Golün geleceği an meselesiydi çünkü Arif''le direkler sarsıldı, Sergen''le kaleciyle burun buruna kalındı, Ümit Davala''yla bir ağlara girmediğimiz kaldı ama meşin yuvarlak çerçeveden içeri girmedi de girmedi. Artık Fransız hakemin düdüğüne kalmıştık. Off... Vakit bir türlü geçmiyordu, yetti artık yetti derken finalin vizesini aldık...

