Kaydet
a- | +A

Florya sokaklarını günde 3-5 kez arşınlarken hayâl gücünü derinleştirip, "Sarı-kırmızı formanın A''sını ne zaman giyeceğim? Bir gün o da bana nasip olacak mı? Onlarca gencin içinden şans gülecek mi?.." sorularını kendi kendine sorarmış...

Gerçeği, hakikatı, asıl olanı; duysa, görse, inanası gelmezmiş.. Yine de toprak sahalarda, tıfıl bir çocuk duygusu ile ümit törpüsünü törpüleyerek müjdeli günleri bekler dururmuş...

Yılları durduramazsın ya; akıp gitmiş... Boyu-posu gelişmiş.. Sakalları onbir onbir maç yapar hale gelmiş.. Ayak numarası büyümüş.. Haliyle; sarı-kırmızı forma da artık küçük gelmeye başlamış... Kimse de, "Gel bu A forma senin hakkın" demiyormuş.. Üzüntüsünden rüyasında kâbuslar görüyormuş.. Yaşı dolduğu için çok sevdiği formadan ayrılmak gücüne gidiyormuş.. Üzüntüsü patlama noktasına geldiği bir gün karşısına; onu anlayan, güvenen, inanan biri çıkmış... Çekmiş bir köşeye ve " Bak oğlum! Terini bir yıl pilot takımımızda (Bakırköyspor''da) akıtacaksın. Haydi göreyim seni. Futbolunu oyna; gerisini merak etme..." Çok değil, sezonun sonu gelmeden o çok değer verdiği kişi, "Tasını tarağını topla ve yuvana dön" demiş. Mutluluktan havalara uçuyormuş.. Hayâlleri gerçeğe dönüştüğü, sarı-kırmızı A formaya kavuştuğu için günlerce gözüne uyku girmemiş... Bu öyküyü dünyanın öbür ucunda dinledim; Fatih Akyel''den. Hayat bu işte; 9 yıl sonra ümitleri yeşermişti. O artık G.Saray A takımının futbolcusu idi.

Amerika''dan Türkiye''ye haberler uçuyor; Fatih Terim''in G.Saray''a iki yıldız kazandırdığı dillerden düşmüyordu.. Yeni dünyada Fatih Akyel ve Emre Belözoğlu futbollarıyla fışkırıp duruyordı... Yanına yanaşıp söyleşi yapmaya kalktığımda tir tir titriyordu. Öyle ürkek, öyle çekingendi ki; konuşurken kekeliyordu. Emre ise öcü görmüş gibi kaçmıştı. Konuş Fatih dediğimde; kısa ve öz cümleler dökülüyordu ağzından: "Çok şükür bugünleri gördüm. Futbol hayatım boyunca, bu formayı sırtımdan çıkarmayacağım. Parada pulda gözüm yok. Kovsalar da buradan gitmem"... 2.5 yılda çok yol aldı Fatih.. Fazla şımardığı ve hocasının dediklerini sahada yapmadığı için kızağa çekildiği maçlar oldu. Yılmadı çalıştı; bu sezon da aralıksız forma giydi. Saha içi yanlışları çoktu ama, arkadaşları örtmesini biliyordu. Bazı maçlarda da garip hatalar yapıp, komik durumlara düşüyor; bu kez de onu gençliği kurtarıyordu.. Öyle veya böyle başarılı bitirmişti bu yılı... Transfer görüşmeleri başladığında, G.Saray''da kalacağına, herkes gibi ben de kesin gözle bakıyordum. O ne!.. Fatih Akyel''de bir afra tafra... Çok değer verdiği kişiye de "madik" atmaz mı? Yönetimi ile restleşmez mi? Parayı ön plana çıkarmaz mı? "..... parayı illa ki isterim (rakama sinir oluyorum da açık açık yazamıyorum)" diye tutturmaz mı?...

Ne oldu; olan kendine oldu!.. G.Saray''da itibarı sıfıra indi!.. Yerine iki tane aslan gibi futbolcu alındı! Gördün mü Fatih; neler oluyooor hayatta?.. İyi ki de parada pulda gözün yokmuş!..

NOT: Bu yazının mürekkebi kurumadan öğrendim ki; Fatih Akyel U dönüşü yapıp amcasıyla "Kulüpte kalacağım" diye haber yollamış. Doğruyu yaptın Fatih... O zaman ben de diyorum ki; G.Saraylılığın ağır bastı. Unutmadan söyleyeyim: Parada pulda gözün yokmuş...