Kaydet
a- | +A

Türkiye''nin bayramda bile teneffüs yapmayan bunaltıcı siyasi havasından biraz olsun uzaklaşabilmek için Başkent''ten kaçmak yeterli. Hele her santimetre karesinin şehit kanları ile sulandığı ve destanların yazılıp efsanelerin yaşandığı Çanakkale Boğazı ve Gelibolu yarımadası sanki daha fazla vatan kokuyor. Bu yurdun kıymetini bilmemiz gerektiğini bize bir kere daha hatırlatıyor.

Milletine, tarihine ve kültürüne tamamen yabancılaşmış bazı aydınların küçümseme cüretini gösterdiği Çanakkale Zaferi''nin yaşandığı 1915 yılında ülkenin önde gelen eğitim kurumlarının mezun veremeyip bütün öğrencilerini Kilitbahir tepelerine gömdüğü gerçeğinden hareket edilirse felaketin boyutları ve söz konusu muharebenin daha sonra kurulacak olan bağımsız ve üniter Türk devleti için önemi anlaşılmış olur. Bir ülke ki gençlerini okul sıralarından alıp cepheye sürmek zorunda kalmıştır, hakiki bir ölüm kalım mücadelesi vermiş demektir. Bugün gelinen noktada gençlere şunu öğretmemiz gerekir ki bedeli çok ağır olan bu mücadele daha aradan bir asır bile geçmeden bu vatanın ekmeğini yiyen birileri Türk''e ait ne değer varsa aşağılasın, yok etmeye çalışsın, kargaşaya sürüklesin ve bu milleti hesapsız denecek kadar çok paranın şımarttığı ya da parasızlığın perişan ettiği amaçsız ve bedbin insanlar topluluğu haline getirsin diye yapılmadı.

18 Mart yaklaşıyor. Bu vesileyle şehitliği ziyaret eden herkes Milli Park alanından ayrılıp kuzeye, mazlum Marmara''nın yükünün önemli bir kısmını sırtlamış olan Tekirdağ''a doğru gidecek olursa "toprağı sıksan şüheda fışkıracak" olan bu cennet vatanın toprağını, havasını ve suyunu çarpık, açgözlü ve görgüsüz bir yapılaşma örneği sergileyerek nasıl da kirlettiğimizi, güneye doğru gidenler de Ege Bölgesi kıyılarını hızla aynı akıbete doğru sürüklediğimizi görecektir. İşin kötüsü bütün bu yaptıklarımızı gelişme, kalkınma, ilerleme zannetmemizdir.

Ormanlarımızı, şehit kanlarının yeşerttiği milli parkımızı yakanlar, kıyıları yağmalayanlar, asırlardır meyve veren, ekonomide önemli yer tutan zeytin ağaçlarını keserek yerine hiç kimsenin girip yaşamayacağı evler inşa ettirerek rant zengini olanlar hepsi ama hepsi aynı zihniyetin ürünleridir. Hani Çanakkale Zaferi ile İstiklal Savaşı ile övünmenin ve Atatürk''ü sevmenin anlamsız, Türküm demenin ise "mutsuzluk" olduğuna inanan zihniyetin... Etrafınıza dikkatli bakarsanız bu zararlıları kolayca tesbit edersiniz.

Bayramda gidemedinizse önümüzdeki günlerde, 18 Mart haftasında en yakınınızdaki şehitlikleri ziyaret ediniz ve onların ruhlarının azap çekmesini istemiyorsanız etrafınızdaki millet-memleket "zararlılarıyla" mücadele ediniz. Hem insanlık hem vatandaşlık vazifesidir.