Şu Boğaz harbi nedir?'' demiş ya şair, Türkiye o Boğaz harbinden tam 86 yıl sonra diğer anlamda öyle bir "boğaz harbine" girmiş ki her şeyimiz ekonomi olmuş... Meclis''te Medeni Kanun değişiklikleri görüşülüyor, onlarca madde problemsiz geçerken "mal rejimini" belirleyen maddelerde kıyamet kopuyor.
Aile toplumun temeli. Geçim iyi ise, evlilik yürüyorsa, eşler ve çocuklar sağlıkta sıhhatte, aklı başında iseler kanunda neler yazdığı pek de önemli olmuyor. Ancak, geçimsizlik, boşanma, üveylik müesseseleri gündeme gelirse o zaman söz kanunun. Boşanmanın ardından herhangi bir tarafın haksızlığa uğramaması için en ince teferruatına kadar düşünülerek yapılmalı kanunlar fakat yine de her insan ayrı bir kahraman, her hayat ayrı bir roman. Hukuk kuralları herkesin hikâyesine göre ayrı ayrı yapılamayacağı için, ülkenin sosyo-ekonomik şartları, yasanın uygulanabilirlik imkânı, bugüne kadar yaşanan tecrübeler göz önüne alınarak, uygulayıcılar olan hâkimlere, geniş ölçüde danışılarak makul bir "mal rejimi" bulunmalı. Adalet Bakanı Türk''ün üzerinde ısrar ettiği edinilmiş mal ayrılığı rejimi, boşanma olduğu takdirde, evlilik süresi içinde edinilmiş malların eşler arasında eşit paylaşımını öngörüyor. Adalet Komisyonu üyelerinin çoğunluğu tarafından kabul gören paylaşmalı mal ayrılığında ise paylaşılacak malların "ailenin kullanımındaki mallar" şeklinde sınırlandırılması söz konusu ki bunun ayrımı pek kolay olmasa gerekir.
Konunun çok teferruatı var, alt başlıkları var. Uzmanların objektif ve serinkanlı tartışmaları gereken bir mesele. Kadın veya erkek, şu ya da bu partili gözüyle değil, yani hissi yahut ideolojik mülâhazalarla değil, bilimsel ve akılcı bakmak gerekiyor. Bu sadece bir kadın hakları meselesi olamaz, evlilikte her iki cins insan söz konusu. Kamuoyunda yaygara kopartılarak, popülizme ve şova meydan verilirse yeterince tartışma ve toplumu bilgilendirme imkânı kaybedilir. Medeni Kanun mal rejimini düzenleyen maddelerden ibaret değil. Birçok yönü ile her vatandaşı ilgilendirebilecek böylesine önemli bir yasa "feminizm" veya "maçoluk" gibi muğlak kavramların gölgesinde karambole getirilmeden, bazı sivil toplum örgütlerinin birbirleriyle olan çekişmelerine kurban edilmeden, bilen kişilerin siyasetçileri, basını ve halkı aydınlatmaları da sağlanarak inşa edilmeli.

