Kaydet
a- | +A

Ekonomik faaliyetlerin son durağı tüketimdir. Bu mutlu sona varabilmek için katedilen yolun başında ise üretim vardır.

İnsanoğlu nefes almaya başladığı andan toprak altına girene kadar her türlü ihtiyacını karşılamak için tüketmek zorundadır ancak tükettiklerinin bedelini de ödemek zorundadır. Bu bedelin günlük hayattaki simgesi "paradır". Parayı kazanmanın yolu ise "çalışmaktan" geçer. Müteşebbis, işçi, çiftçi, tüccar, memur, teknisyen vs. çeşitli adlar altında çalışabilmek için üretim faaliyetinin mevcut olması gerekir. Kazanmaya ve tüketmeye giden tek yol üretimdir. Üretiminiz olmazsa, ticari faaliyetiniz, sermaye piyasanız, bankanız, vergi kaynağınız, hizmet sektörünüz olamaz. Finans hacminin genişliği, menkul kıymetlerin büyüklüğü, tüketici pazarının çapı üretiminizle doğru orantılıdır. Bir aile düşünün ki hayatını sürdürmek için gerekli ihtiyaçlarını karşılamak zorunda fakat fertlerin hiçbirinin işi yok. Aile elindeki dededen kalma mülkleri satıyor, bir kısmı ile ihtiyaçlarını satın alıp diğer bir kısmını repoda faizde tutup bir süre gelir elde ediyor, biraz borç alıyor, biraz kemerleri sıkıyor ama nereye kadar? Babanın, annenin ya da genç çocukların işe girerek bir şeyler üretmeleri, gelir sağlamaları veya müteşebbis bir ruh sergileyerek nakde çevirdikleri mülklerle bir iş yeri açmaları yani eve girecek nakdi sürekli kılmaları ve çoğaltmaları gerekmez mi? Türkiye de bu durumda. Eldeki mülkleri satıp savarak, dışarıdan kredi alarak, devamlı kemer sıkarak ülke refaha ulaşamaz. Yatırımları arttırıp yeni istihdam alanları oluşturup üretimi ve milli geliri arttırmadıkça gitgide küçülen mevcut pastayı gitgide artan bir nüfusa yetiremezsiniz. Aileye olduğu gibi ülkeye de gelir lazım. Gelir, üretip çalışarak elde edilir. Repodan, faizden, satıştan elde edilenle ömür geçmez, çoluk çocuk büyümez, istikbal sağlam olmaz. Türkiye hemen hemen her sektörde sadece iç pazara değil dış pazarlara da hitap edebilen nitelik ve nicelikte üretim yapabilecek kaynaklara, insan gücüne ve sermaye birikimine sahiptir. Devlet, önce Özelleştirme İdaresi denilen ucubeden kurtulup modern bir verimlilik programını uygulamaya koymalı ardından da bir zamanlar Batı Avrupa ülkelerinin de yapmış olduğu gibi makro seviyede yol gösterici hatta özendirici bir yatırım planlaması ile üretimin yolunu açmalıdır. Yani mevcut malzeme ile helvayı yapabilmek için akılcılığa ve iyi niyetle beslenmiş idealizme ihtiyaç vardır.