Kaydet
a- | +A

Bir ülke üretim ve teknoloji fukarası ise eğer, -devletin tepesindekiler basiretli davranıp hiç münakaşa bile etmeseler, neticede birer fâni olduklarına göre başlarına her şey gelebilir, Başbakan nezle olabilir, Cumhurbaşkanı''nın tansiyonu yükselebilir, bakanların mide ağrıları tutabilir...- ve bundan dolayı çıkabilecek ekonomik krizlere hiç kimse engel olamaz. Türkiye menkul kıymetler borsası olan, serbest piyasa ekonomisinin oturtulmaya çalışıldığı bir ülkedir ancak bütün bunlardan önce sanayi ve teknolojiye dayalı bir üretim ülkesi olması gerekmektedir. Ne yazık ki üretim toplumu olmadan sanayi ve yüksek teknoloji devrimini, bilim çağını yakalayamadan tüketim toplumunun her türlü gereğini yerine getirmeye zorlandığımız için adına "ekonomik kriz" dedikleri olayları yaşamaktan kurtulamayacağız.

Sanayi sektörü gelişmeden tarım ve hayvancılığı öldürdük. Tarım kesiminde açığa çıkan işgücü büyük şehirlere akın edince olması gerektiği gibi sanayi kesiminde istihdam edilemedi, neticede hizmet ve ticaretin kayıt dışı kısmında ekmek parası kazanmaya başladı. Demek ki tarım sektörü çok zayıfladı, sanayi sektörü gelişmedi, hizmet sektörü ise büyük ölçüde kayıt dışı olarak gelişti. Güdük kalan sanayi zaten sadece geleneksel yapıdaki tüketim malları ile sınırlı kaldı yani bizim sanayimiz gıda ve tekstil üretimi oldu, ara mallar ve özellikle yatırım malları üretiminde varlık gösterilemedi.

Bugün enerji üretiminde, ihtiyacımız olan elektriği elde etmekte çağın teknolojilerini kullanamadığımızdan yağmur ve kar duasına çıkıyoruz oysa insanoğlunun tabiat üzerinde egemenlik sağlayabilmesi teknolojideki gelişmişlik seviyesine bağlıdır. İşte Türk toplumu henüz yeryüzünde mevcut teknolojileri tam anlamıyla kullanma ve yenilerini üretme aşamasına gelemediği için iradesi dışındaki olayları kontrol etmek ve zararlarını azaltmakta kifayetsiz kalmaktadır. Dolayısıyla tabii afetlerden, iklimden, yönetimdeki insanların karakter yapısından, hastalığından-sağlığından normalin çok üzerinde etkilenerek dengesini kolayca kaybedebilmektedir. Durum böyle olunca da maalesef bugün gelinen noktada, yağmur duası ya da Başbakan''a uzun ömürler duası etmekten başka çare kalmadığı iddia edilerek, tembellik, beceriksizlik ve ihmal "acizlikle" kamufle edilmektedir.