Ne mutlu Kabaklı hocamıza ki ömrünün son haftalarına kadar hayatın içinde oldu, gazetedeki yazılarını sürdürdü ve yine ne mutlu ona ki çok sevdiği ve hayattaki her şeyi paylaştığı sevgili eşinden fazla ayrı kalmadı. Ne mutlu Kabaklı hocamıza ki ardından malı mülkü, parası pulu tartışma konusu olmayacak, cenazesi polemik konusu yapılmayacak, samimiyetle, saygıyla, dualarla, gözyaşlarıyla gerçekten üzüntü ile uğurlanacak.
Tabutunu taşıyanlar can dostları, gönüldaşları, yoldaşları, talebeleri olacak. Hiç kimse onun cenazesi üzerinden siyaset yapamayacak, güç gösterisine kalkışamayacak. Çünkü Kabaklı Hoca nefsini aşmış bir insandı, paranın pulun hesabını yapmayan, malın mülkün, şanın şöhretin bu dünyada kalacağını bilerek yaşayan bir kuldu. Her zaman doğru bildiğini söyledi ve yazdı. Her dönemde despotlara, diktatörlere, zalimlere, sahtekârlara karşı çıktı. Demokrasiyi her zaman savundu. Milletin değerlerini, devletin bekasını savundu. Aktüalitenin içinde boğulup edebiyatı, sanatı ihmal etmedi. Türk Edebiyatına kalıcı eserler bıraktı.
Sözün kısası, olması gerektiği gibi bir gazeteci-yazardı, aydındı, dosttu. Bizim nesil onun Tercüman Gazetesi''ndeki yazıları ile büyüdü. Benim için ayrıca baba dostu idi. Annemin, babamın hocası ve aile dostumuz idi. Çocuk yaşımdan itibaren onun sohbetlerinde bulunma şansına sahip olmuştum. Ardından yazı yazmak, hem de onun yazmış olduğu gazetede hem onur verici hem de çok üzücü. Allah''tan rahmet diliyorum. Türk milletinin başı sağ olsun. Sözü hocamıza bırakıyorum, 1969 yılında Tercüman''da çıkan bir yazısından aldığım aşağıdaki cümleler Ahmet Kabaklı''nın öngörüsünün ne derece kuvvetli olduğunu gösteriyor: "Şimdi Sayın Türkeş Türk Ordusunda Kâzım Karabekir''lerin, Fevzi Çakmak''ların hiç tükenmeyen bir benzeri olarak siyasi hayata geçtiğinden beri temiz mayalı yüksek tahsil gençliğimizi Türk İslam geleneğinde yetiştirmek rehberliğini omuzuna almış bulunuyor. Millet hizmetine hazır, bilgili ve nefse hakimiyet sahibi insanlar olmayı içleri tutuşarak bekleyen fakat ekserisi bir takım kızıl ve hain şebekelerin tuzağına düşürülüp harcanan Türk gençliğini yurdun her yanında kurtarıcı teşkilatlara bağlayan Alaparslan Türkeş''in yalnız bu hizmeti bile sonsuz teşekküre layıktır. Aydın ihanetlerinden bıkan ve kendi evlatlarını özleyen halkımız o gençleri bağrına basmalı. Bu gençlerin yarın öğretmen, din adamı, doktor, ziraatçi, mühendis, hukukçu vs. olarak yurdun kaderini değiştirecekleri unutulmamalıdır." *** Eşimle uzun yıllar aynı kürsüde mesai arkadaşlığı yapmış olan Gazi Üniversitesi öğretim üyelerinden, trafik kazasında kaybettiğimiz Prof. Ali Yücel Uyarel''e ve aynı kazada vefat eden kayınpederine Allah''tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.

