Zilhiccenin 9. günü olan Arefe gününde, Arafât'ta bulunmayan ve “vakfe” yapmayan bir kimsenin haccı sahîh olmaz.
18 Mayıs 2026 Pazartesi günü idrâk ettiğimiz Zil-hicce ayı, hem “Harâm aylar”ın (Muharrem-i harâm, Recebül-ferd, Zil-ka’de ve Zil-hicce) sonuncusu (4.sü), hem “Hac ayları”nın (Şevvâl-i Şerîf, Zil-ka'de ve Zil-hicce) sonuncusu (3.sü), hem de “Hicrî-kamerî sene”nin son ayıdır (12.sidir).
Bu mübârek ayda, İslâmın 5. şartı, hem bedenî, hem de mâlî bir ibâdet olan “Hac ibâdeti”, gerekli şartları taşıyanlara vâcip olan “Kurbân ibâdeti” ve âkıl ve bâliğ erkeklere vâcip olan “Kurbân Bayramı namazı” gibi mühim ibâdetler vardır.
“Ka’be-i Muazzama”yı ziyâretle ilgili iki temel ibâdet vardır: Bunlardan biri "Hac", diğeri ise "Umre (Ömre)"dir. Hac ibâdeti, “belli bir yeri, belli bir zamanda, belli şeyleri yaparak ziyâret etmek” şeklinde ta’rîf edilmektedir.
Hanefî mezhebine göre, gücü yeten Müslümânlara, ömürlerinde bir def’a olmak üzere, "Hac" farz, "Umre (Ömre)" ise sünnet-i müekkede(kuvvetli sünnet)'dir.
[Mâlikî mezhebinde de umre, gücü yeten Müslümânlara, ömürlerinde bir kerre müekked sünnettir. Fakat Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde ise, şartlarını taşıyanlara umre de, hac gibi, ömürde bir kerre farzdır.]
Bilindiği üzere İslâmın 5. şartı olan “Hac” ibâdeti, hem bedenî, hem de mâlî bir ibâdettir. Bu ibâdette, birtakım meşakkatler bulunduğu için, Sevgili Peygamberimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem), hac yapacağı zaman, "Allâh'ım onu bana kolaylaştır ve benden kabûl buyur" diye duâ etmiştir. Umre (Ömre) ibâdeti için de aynı duâyı yapmıştır.
Ayrıca, Peygamber Efendimiz (aleyhis-salâtü ves-selâm), "Hac menâsikinizi benden alınız (öğreniniz ve benim yaptığım gibi yapınız)" buyurmuştur.
Hac ve Umre (Ömre) ibâdetleri, ayrı ayrı yapılabileceği gibi, hac ayları içerisinde, bunların ikisi birlikte de yapılabilir.
Hac, ancak, "Hac Ayları" adı verilen belli zaman içerisinde yapılabilir. Hac ayları, Şevvâl-i Şerîf, Zil-ka'de ve Zil-hicce aylarıdır [Zil-hicce ayının da ilk on günüdür].
Yine Zilhiccenin 9. günü olan Arefe gününde, Arafât'ta bulunmayan ve “vakfe” yapmayan bir kimsenin haccı sahîh olmaz. Eğer vakfe, “Arefe Günü”nden bir gün önce veya bir gün sonra yapılacak olursa, tekrâr Arafât’a çıkmak gerekir. Çıkılmazsa, “Haccın Farzları”ndan birinin yapılmaması sebebiyle, hac sahîh olmaz. Sonraki senelerden birinde tekrâr hac yapmak gerekir. Bu, Perşembe günü, Cuma namazı kılmak gibi olur. Cuma günü, Cuma namazını tekrâr kılmak lâzım olur. Yine Arefe günü boyunca, Arafât hudûdu dışında bulunan kişinin de, “vakfe” farzı yerine gelmediğinden haccı sahîh olmaz.
“Umre (Ömre)”nin belli bir zamanı olmayıp, bu ibâdet, Arefe günü sabâhından, Kurbân Bayramının dördüncü günü akşam vaktine kadar olan beş gün müstesnâ olmak üzere, hac aylarında da, hac ayları dışında da, bütün yıl boyunca, her zaman yapılabilir. Şayet fakîr bir kimse, hac aylarında umre için gelmiş ise, ona hac farz olur. Zikredilen beş günde, umre (ömre) yapmak, Hanefî mezhebine göre tahrîmen mekrûhtur. Bu günlerde sadece hac yapılır. [Hac ve umre rehberlerinde, bu konularda geniş bilgiler vardır.]

