"Eğer bir Müslümân, diğer Müslümânlara eli ile (yani bedeniyle] ve malı ile yardım edemiyorsa, o takdîrde hiç olmazsa duâ ederek yardım etmelidir..."
Yiyecek, giyecek ve başka ihtiyâçları konusunda Müslümânlara yardım, hem dînî bir vazîfe, hem de çok sevâptır. Zîrâ hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Bir Müslümânın sıkıntı ve kederini gidereni veya bir mazlûma yardım edeni, Allahü teâlâ affeder.” [Buhârî]
“Bir dîn kardeşinin ihtiyâcını gideren, sanki ömür boyu Allah’a hizmet etmiş gibi sevâp kazanır.” [Buhârî]
“Kim bir mü’mini, bir münâfığın eziyetinden korursa, Allahü teâlâ da onu, Cehennem âteşinden korur.” [Ebû Dâvûd]
“Allah indinde, en kıymetli amel, mü’mini sevindirmek, sıkıntısını gidermek, borcunu ödemek veya karnını doyurmaktır.” [Taberânî]
“Dîn kardeşini müdâfaa eden Müslümânı Allahü teâlâ, Cehennem ateşinden korur.” [Taberânî]
“Dîn kardeşinin aleyhinde konuşulurken, onu müdâfaaya gücü yeterken, bunu yapmayanı, Allahü teâlâ, dünyâ ve âhirette zelîl eder.” [İbn-i Ebi’d-dünyâ]
Bu hadîs-i şerîfleri, günümüz şartlarındaki bütün Müslümânlar için de dikkatli bir şekilde düşünmelidir. Irâk, Sûriye, Filistîn, Lübnân, Mısır, Libya, Yemen, Afgânistân, Pakistân, Doğu Türkistân, Arakan [Myanmâr]… gibi sıkıntıda olan Müslümânları bir de bu hadîs-i şerîfler açısından mülâhaza etmeliyiz. Onlara karşı bazı sorumluluklarımızın olduğunu anlamamız ve bilmemiz gerekir.
Eğer bir Müslümân, diğer Müslümânlara eli ile (ya’nî bedeniyle] ve mâlı ile yardım edemiyorsa, o takdîrde hiç olmazsa duâ ederek yardım etmelidir! Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Müslümânın müslümân üzerindeki haklarından biri de, ona gıyâbında duâ etmektir.” [Deylemî]
İslâm âlimlerinin ve Evliyâ-yı kirâmın büyüklerinden olan İmâm-ı Rabbânî (kuddise sirruh) buyurmuştur ki:
“İşte bugün, her Müslümân, elinden gelen yardımı yapmayıp, İslâmiyet baskı altına düşerse, yardımı esirgeyen her Müslümân, âhirette mes’ûl olur. Bunun için, kuvvetim olmadığı hâlde, yardıma koşmaya özeniyorum. Güçlükleri yenerek, İslâmiyet’e ufacık bir hizmet edebilmek yolunu arıyorum. ‘İyilerin çoğalmasını isteyen de, onlardan sayılır’ buyuruldu.” [c. 1, m. 47]
“Bugün İslâmiyet’e yardım için az bir şey vermek, binlerce altın vermiş gibi kıymetlidir. Hangi tâlihli kimseye, bu büyük ni’met ihsân edilirse, ona müjdeler olsun! Dînin yayılmasına hizmet eden, cihâd sevâbına kavuşur. Hele bu zamanda, Müslümânlara yardım etmek daha güzel, daha sevâptır.) [c. I, m. 193]
Yine İmâm-ı Rabbânî’nin (rahmetullahi aleyh), zamânının sultânına yazdığı bir mektûbu da şöyledir:
“Kahramân askerlerinize yardım ve zafer ihsân etmesi için, Allahü teâlâya duâ ediyorum. Duâ ordusunun askerlerinin [leşker-i duânın] kalpleri kırık olduğu için, savaş ordusunun askerlerinden [leşker-i gazâdan] daha ileridirler. Duâ ordusunun askerleri rûh gibidirler, gazâ ordusunun askerleri ise, onların bedenleridir. O hâlde, gazâ ordusunun askerleri, duâ ordusu olmadıkça, iş başaramazlar. Çünkü rûhsuz bedene hiçbir yardımın ve kuvvetin faydası olmaz.” [c.III, m. 47] Bunun için dünyâdaki bütün Müslümânlara duâ etmelidir!

