Kaydet
a- | +A

Birlik ve beraberliğin günümüzde, daha güçlü olarak ortaya konulması lâzım. Bütün milletimiz bir ve berâber olmalı. Gün, birlik ve berâberlik günüdür.

Resûlullah (aleyhis-selâm), hadîs-i şerîflerinde buyurmuştur ki:

“Îmân etmedikçe Cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de kâmil mü’min olamazsınız…”

“Müslümân Müslümânın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, onu düşmâna teslîm etmez…”

“Mü’min, mü’min için bir binânın birbirini destekleyen tuğlaları gibidir.”

“Müminler, birbirlerine karşı muhabbet, acıma ve merhamette, bir vücûd gibidirler. Vücûdun bir yeri râhatsız olunca, bütün vücûd, râhatsız, uykusuz kalıp onun tedâvîsi ile meşgûl olduğu gibi, Müslümânlar da birbirlerine yardıma koşmalıdırlar.” [Buhârî]

“Birbirinizle münâsebeti kesmeyiniz! Birbirinize arka çevirmeyiniz! Birbirinize kin ve düşmânlık beslemeyiniz! Birbirinizi kıskanmayınız! Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz! Bir Müslümânın diğer kardeşine darılarak 3 günden çok uzaklaşması, helâl değildir.” [Buhârî]

“Müslümânla alâkayı kesmek, onun kanını dökmek gibidir.” [Ebû Nuaym]

Bütün Müslümânlar bir âilenin fertleri, hattâ tek bir vücûdun uzuvları/organları gibidirler. Bir ayağımıza bir diken batsa, başımızdaki saçlarımız ayağa kalkmaktadır. Onun için, dünyânın neresinde olursa olsunlar, Müslümânlara yardım etmelidir. Sâdece Orta Doğu ve İslâm âlemindeki değil, Afrika, Asya, Avrupa ve Amerika’daki Müslümânlara da yardım etmelidir. Çünkü dünyânın öteki ucundaki herhangi bir Müslümânın derdi, bizim derdimiz demektir; ona yardım etmek gerekir. Bir hadîs-i şerîfte buyurulmuştur ki:

“Müslümânların dertleri ile ilgilenmeyen, onlardan değildir.” [Hâkim]

Îmânsızları sevmek, onların i’tikâdlarını beğenmek, insanı ebedî Cehenneme sürükler. Âhirette iyilerle berâber olabilmek için, dünyâda da onlarla berâber olmak, onları sevmek, onların yolundan gitmek gerekir.

Kâfirleri dost bilmeden, uygun şekilde kendilerine emr-i ma’rûf yapılır. İslâm dîni yeni gelmedi. 1400 yıldır dünyâda müslümânlarla gayr-i müslimlerin aynı ülkelerde berâber yaşadıkları da olmuştur. Osmânlılar ve onlardan önceki Müslümânlar, gayr-i müslimleri dost bilmediler, fakat hepsiyle iyi geçinerek, onlara güler yüz göstererek, aynı yerde yaşadıkları gayr-i müslimlere yaşayışlarıyla örnek oldular. Onlara kötü davranmadılar. Merhametli davranarak çoğunun Müslümân olmasına sebep oldular. Zâten yüzlerine karşı “siz kâfirsiniz” diye hakâret etmek, günâh olur.

Cihâd da, kâfirlerin şahıslarına karşı yapılmadı. Cihâd, İslâm devletinin, insanların İslâm dînini işitmelerine, Müslümân olmalarına mâni olan zâlim diktatörlerin ordularıyla savaşması demektir. Böylelikle fethedilen yerlerdeki gayr-i müslimlerden bir kısmı, İslâmiyet’in adâletini, güzelliğini, Müslümânların örnek hayâtlarını görerek Müslümân oldular. Müslümân olmayanlar bile, bu adâlet sâyesinde dünyâda râhat ve huzûr içerisinde yaşadılar.

Birlik ve beraberliğin günümüzde, daha güçlü olarak ortaya konulması lâzım. Bütün siyâsî partiler, sivil toplum kuruluşları, iş âlemi, bütün milletimiz bir ve berâber olmalı. Gün, birlik ve berâberlik günüdür.

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı'nın önceki yazıları...