Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
İsrail’in truva atları
0:00 0:00
1x
a- | +A

Katil Netanyahu yeni savaşlardan ve yeni ittifaklardan bahsederken, kendilerine destek verecek Arap ülkelerinin varlığına da dikkati çekti!..
Tabii ki iş birlikleri dikkate alındığında akla hızlıca gelen ülkeler arasında BAE bulunuyor

Böyle bir ortamda İsrail’e bölgesel ve küresel destek veren herkes, aslında İsrail’in bölgesel savaşları genişletmesine yardım etmiş oluyor.
Bu yüzden bunlar için İsrail’in “truva atı” değil, “truva atları” demeye devam etmek isterim.

İsrail’in ilgi alanlarına dikkat ettiğimizde, uzanmak istediği Orta Doğu coğrafyasında hâkimiyet kurma çabasını, Akdeniz ve çevresine hükmetme hedefiyle pekiştirmek istediğini görürüz.

Güney Kıbrıs’a dikkat!

Artık uzun zamandır Güney Kıbrıs’ta gayrimenkul satın alımları gündemde bulunuyor.
İsrail, Güney Kıbrıs’ı dikkat çekmeden işgal ediyor ve Yunanistan’ın Türkiye kompleksini bu hususta kullanıyor.

Aynı durum Hindistan için de geçerli...
Yumuşak karın üzerinden savaş içerikli stratejiler, Netanyahu için olmazsa olmazdır.

Katil Netanyahu, “İran ile henüz işimiz bitmedi” diyor ve Tahran’ı ekonomik olarak boğarak günün sonunda direnişi kırmayı amaçlıyor.

Bu noktada Siyonizm ile Anglosakson ittifakı arasındaki bağı görmezden gelemeyiz.
Bu ittifakla hangi ana başlıklar hedefleniyor:

1. Ekonomik çöküş
2. Halk ayaklanması
3. Siyasi otoritenin çöküşü

ABD ve İsrail ittifakı İran üzerinden yeni bir düzen oluşturmaya çalışırken, İsrail Arap dünyasında kendisine ortaklarla yeni sistemi kurguluyor.

BAE, İsrail için truva atı rolündedir. Bu çok açıktır.

Arap devletleri bunun farkında mı? Tabii ki farkında.

Eğer İsrail, coğrafyanın tamamı üzerinde etki ve baskısını kurmaya devam ederse, bu Arap devletleri için yeniden ve derin bir çöküşün sinyali değil midir?

Türkiye ise bu planlı hedefleri tek tek çökertmenin peşindedir.
Suriye meselesinin neden hayati olduğu konusunda sanırım artık kimsenin sorusu kalmadı.

Ve tabii Afrika…


Somali üzerinden İsrail ve Siyonizm hattının yapmak istediği hamleler, coğrafyanın büyük kısmında hâkimiyet kurma hedefleriyle bağlantılıdır.

Palmiye’ye yerleşen Türkiye’nin varlığı, en az Somali’deki Türkiye faktörü kadar hayatidir.

Bu savaş süreci nükleere evrilmeden bitecek mi?
Yeni virüs dalgalarından bahsediliyor... Acaba bu yine savaşlar zincirinin bir parçası olarak mı karşımıza çıkarılıyor?

Büyük nükleer felaketler yaşanmadan bu vahşi yapının değişim ve dönüşümünü görmek en büyük temennimizdir.

İsrail gibi bir "zehir", küresel sistemin elinde sonuçları ağır olan bir silahtır.
Böyle hasta bir yapının dünyayı içinden çıkılmaz felaketlere sürüklediği de açıktır.

Bunu geç olmadan idrak edenler, İsrail’in her tarafa uzanan yapısından kurtulanlar, günün sonunda kazanan taraf olacaktır.

Truva atı meselesine; İsrail’in içlerine kadar uzandığı tüm devletlerin bakması, ders çıkarması gerekiyor. Çünkü büyük facialara yol açan bu yapının dostu yoktur. Sadece çıkarları için kullandıkları kişiler, kurumlar ve ülkeler vardır.

Sevil Nuriyeva’nın önceki yazıları…