Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Yeni dünya sistemi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Tür...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Uzun zamandır Türkiye’nin, yeni dünya sistemi bağlamında yürüttüğü çalışmalara tanıklık ediyoruz. Süreci daha yakından takip ettikçe, nasıl bir gelecek tasarlandığı yavaş yavaş ortaya çıkıyor; dünyanın alacağı yön ve şekil giderek belirginleşiyor. Türkiye ve Türk dünyası da bu çerçevede günümüz siyasi tarihinin ana merkezlerinden biri hâline geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidar dönemi, Türk dünyası hattı açısından en etkili ve sonuç üreten dönemlerden biri olarak öne çıkıyor. Bu süreçte sistemli bir strateji izleniyor, sürdürülebilir hedefler belirleniyor ve bunların adım adım hayata geçirildiği görülüyor. Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin en başarılı olduğu alanlardan birinin Türk dünyası olduğu artık yalnızca içeride değil, dışarıda da fark ediliyor. Kalıcı çözümler üretme kabiliyeti, uzun vadeli siyaset kurgusu ve hedef odaklı planlama, bu yaklaşımın en belirgin göstergeleri arasında yer alıyor.

Dünya, eski sistemin çözülmeye başladığı bir süreçten geçiyor. Bu durum uzun zamandır dile getiriliyor. Yeni kurulacak düzenin nasıl şekilleneceği henüz tam anlamıyla netleşmiyor; ancak Türkiye, Türk dünyası ile birlikte geleceğe dair kendine özgü bir tasavvur geliştiriyor. Bu tasavvur, sadece teoride kalmıyor; ekonomik, savunma, sosyolojik ve kültürel alanlarda kurulan iş birlikleriyle somutlaşıyor. Soyut hedefler giderek somut sonuçlara dönüşüyor ve bu sürecin ilk meyveleri görülmeye başlanıyor. Tüm bunların uzun vadeli bir perspektifle planlandığı açıkça hissediliyor. Elbette Türkiye ile Türkistan coğrafyasındaki devletler arasında zaman zaman farklı bakış açıları ortaya çıkıyor. Bu durum sürecin doğal bir parçası olarak varlığını sürdürüyor. Her şeyin sorunsuz ilerlediği bir tablo gerçekçi olmuyor. Ancak belirleyici olan, bu farklılıkların nasıl yönetildiği oluyor... Erdoğan’ın rasyonel ve çözüm odaklı yaklaşımı, çoğu zaman bu alanlarda yeni kapılar aralıyor.

Bu vizyonun önemli yansımalarından biri de Adalet ve Kalkınma Partisi bünyesinde Türk dünyasına özel bir siyasi alanın oluşturulmasıdır. Bu alanda görev üstlenen Prof. Dr. Kürşad Zorlu, hem akademik birikimi hem de sahadaki çalışmalarıyla dikkat çekiyor... Uzun süredir yürüttüğü çalışmalar, Türk dünyasına yönelik somut projelerin gelişmesine katkı sağlıyor. Bu süreçte, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belirlediği stratejik hedeflere içerik kazandıran fikirler üretiliyor ve bu fikirler giderek daha fazla karşılık buluyor.

Türkiye, Türk devletleriyle ilişkilerinde yalnızca siyasi değil; tarihsel, kültürel ve toplumsal dinamikleri de gözeten çok katmanlı bir yaklaşım benimsiyor. Türk Devletleri Teşkilatı, bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Ortak karar alma mekanizmaları güçleniyor, ortak tarih bilinci pekişiyor ve gelecek vizyonu birlikte şekilleniyor. Türkiye, bu geniş coğrafyada sadece kendi adına değil, kader ortaklığı kurduğu Türk dünyası ile birlikte hareket ediyor. Bu yaklaşım, yeni dünya düzeninde edilgen bir konumdan ziyade, süreci etkileyen ve yön veren bir aktör olma hedefini ortaya koyuyor. Türkiye, etki ve ilgi alanı içinde farklı aktörlerle birlikte masayı kuran ve dengeyi belirleyen bir rol üstleniyor. Bu çerçevede Türk dünyası ile birlikte kazanmanın yolları aranıyor.

Bizler ortak kader birliği anlayışıyla yetişiyoruz. Bu düşünce, geçmişten bugüne uzanan bir miras olarak varlığını sürdürüyor. Bu yolda bedel ödeyen münevverlerin hatırası, bu fikrin ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Yolu anlamlı kılan şey, onun ardındaki mefkûre ve gayedir. Bu gaye, insanı bulunduğu yerden hayal ettiği noktaya taşıyacak gücü içinde barındırıyor. Yeter ki bu hayal canlı kalsın, onu gerçekleştirecek irade ve vizyon varlığını sürdürsün. Bugün Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde bu hedefleri gündemde tutuyor, bu vizyonu somutlaştırmaya çalışıyor ve Türk dünyası ile birlikte yeni bir gelecek inşa etme çabasını sürdürüyor. Rabbim muvaffak eylesin.

Sevil Nuriyeva'nın önceki yazıları...