Rabbim, öz anneciğini aratmayacak ana, öz babasını aratmayacak bir baba ihsan etmişti. Bakalım zaman daha nelere gebeydi?
Ahh güzel çocuk! Seni çok seviyorum! Bu methiyeler az bile!
Canım anacığımın benim için söylediği en kıymetli sözü senin için diliyorum Rabbimden:
'Kalbine hiç korku girmesin, bileğin bükülmesin, gözlerindeki nur hiç sönmesin, îmânın kavi olsun… Muvaffak ve muzaffer olasın daima!’ Âmin...”
Birer meyve dalıdır,
Yeşilidir, alıdır,
Soframızın balıdır,
Huzura adım adım,
Yürür gider evladım.
Sevince paytak yürür,
Paça yerde sürünür,
Hep keyifli görünür,
Hayatımdaki tadım,
Canımdan can evladım.
Sağa sola koşturur,
Keyifliyken coşturur,
Yorulunca oturur,
Korkumdan çok ağladım,
Her şeyimsin evladım.
Asil bir ailenin ferdi olmak elbette büyük bir saadetti. Kuvvet, cesaret ve akıl icap ettiren dünyada, yeni hayata bu zayıf ve çocuk hâliyle nasıl uyum sağlayacak ve ne yapacaktı?
Rabbim, öz anneciğini aratmayacak ana, öz babasını aratmayacak bir baba ihsan etmişti. Bakalım zaman daha nelere gebeydi? Yaşadıkça görecekti.
Bu toy çocuğun ilk arkadaşları saraya yakın bey oğullarıydı. Hepsi de kuvvetli, her işte oldukça mahir, mevcut hayatın içine karışabilmiş delikanlılardı. Hem medrese talebesi, hem de iyi insan yani her yönüyle numuneler. Arkadaşlarının kendisi gibi olmak istemesine şaşırmazdı. Onu zaman zaman kıskananların çıkmasına da pek aldırış etmezdi. Doğan'ın en büyük isteği arkadaşları gibi güçlü kuvvetli olmak, kendini rahatça ifade edebilmek, onların ortamına girmek, yani kısacası bu içinde yaşayacağı hayata karışabilmekti.
O gayet görgülüdür,
Evin gonca gülüdür,
Şakıyan bülbülüdür,
İşleri ayarladım,
Cana cansın evladım!
Çoğu zaman ilim meclislerinden çıkmıyor; bazı sevdiği alîmlerin peşine takılıyor, kelimelerin derinliğini, ahengini duyabilmek için sohbetlerini dinliyordu. Serde biraz acelecilik olsa gerek, bazen; "Hiçbir şey anlamıyorum, bilmiyorum, yapmıyorum, işe yaramamaktan tükeniyorum…” diye hayıflansa da iyi bir insan, iyi bir Müslüman ve vatandaş olma mücadelesinden yine de vazgeçmiyordu. Kendini hiçbir şey yaşamamış gibi vasıflandırıyor. Oysa o farkında olmadan hem bedenen gelişiyor, hem ruhen, zihnen kuvvetleniyordu. Öyle bir zaman geldi ki artık, “İyiyi kötüyü tanıdım, öğreneceklerimi öğrendim, hayatta ve ayakta nasıl kalınacağını biliyorum! Bunca insanın arasında yapayalnız değilim!” diyor, güçsüzlüğünden, iradesizliğinden, öksüz ve yetimliğinden hiç yakınmıyordu.
Büyük hevesle başladığı medrese talebeliğinde iyi bir âlim olması beklenirken bileği kuvvetli, gözü kara bir cengâver olarak çıkıvermişti.
Uyanır sabah erken,
Neşe saçar gülerken,
Sevinir sevilirken,
Gidince sensiz kaldım!
Dayanamam evladım!
Genç Doğan’ın asıl kuvvetinin ortaya çıkışı ise bir küçük kızın kaçırılması hadisesi üzerine “Ben bulurum…" deyip vazife istemesi ve zorbayı saklandığı ininde kıskıvrak yakalamasıyla oldu.
DEVAMI YARIN

