"O iyi kalpli, güler yüzlü misafirperver insanlar, o güzelim Müslümanlar olmasaydı dünyanın ne tadı olurdu?.."
Hayatı, insanları epey tanımış olduğumu sanıyordum. Oldukça güngörmüş, tecrübeli sayılmamdan dolayı susmayı tercih etmiştim. Aklıma bir şeylerin gelmesini bekliyormuşum gibi bir müddet oyalandım. Spor yapar gibi gerindim, belimi düzelttim, yüzüm huzur ve saadetle doldu, yorgun gözlerim eski bir ışıkla parıldadı, derin derin soludum havayı, gayriihtiyari içten bir “ah” çektim. Sanki ciğerlerim sökülecek gibi olmuştum. Yakınımdaki taş duvara sırtımı dayayıp kuvvet aldım. Sonra başımı kaldırdım, yaş dolu gözlerle:
- O iyi kalpli, güler yüzlü misafirperver insanlar, o güzelim Müslümanlar olmasaydı dünyanın ne tadı olurdu?
- Çok doğru! Onlar olmasaydı siz de hasretini çekip buraya gelebilir miydiniz? Evet eskiler doru taylara, yağız atlara bindiler, çekip gittiler ama yerlerine otomobillere binen çalışkan evlatlarını, torunlarını bıraktılar… Göl yerinden su hiç eksik olur mu bey?
- Öyle ya “Göl yerinden su eksik olmaz” derlerdi eskiler! Türkiyeli olmaktan memnun musun?
- Onu ne sen sor ne de ben söyleyeyim! Kara sevdalıya sevdadan bahsetmek yakışır mı?
- Ben soracağımı sordum! Sıra sende; söyle, benim hakkımda ne öğrenmek istiyorsun? Çok merak ediyorum!
- Çok sebep var da ben en mühimini sorayım!
- Ne soracaksan sor! Hadi!
- İhlâslı olmanın ne demek olduğunu daha iyi anladın mı?
- Nasıl?!
- Eskiden her şeyi dedelerimizden gördüğümüz gibi yapardık, şimdiyse Allah rızası için yapıyoruz! Elhamdülillah, kötülükleri beceremedik vesselâm!
- Öyle ya; ameller, niyete bağlı. Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: “Dinimizde esas olan niyettir. İşlerimizde güzel ve doğru niyet şarttır. Müminin niyeti, amelinden önce gelir.” İHLÂS VAR HER ŞEY VAR, İHLÂS YOKSA HİÇBİR ŞEY DE YOK, vesselâm!
Haydi, durma geliver!
Şu kırmızı gülü ver!
Herkesle iyi geçin,
Yüzlerine gülüver!
***
- Maşallah! Bizi bizden çok biliyorsun Bey! Kimsin, nerelisin?
- Nasıl desem?
- Nasıl dersen de!
- Anlayacağınız, iyi derecede Türkçe öğrenmiş, Türkiye’yi, Türkleri seven ve seneler öncesinde Müslüman olan bir Alman’ım.
- Alman asıllı olabileceğini hiç tahmin etmemiştim. İsminiz!
- İsmim Sevgili Peygamberimizin ismine izafeten Ahmed. Kendim bilhassa tercih ettim. İsmimi pek seviyorum. İstiyorum ki sorsunlar ben de iftiharla AHMED diye haykırayım!
- Türkiye’de de en çok kullanılan isimlerden biri Ahmed, diğeri de Mehmed. Her ikisi de Sevgili Peygamberimizin mübarek isimlerinden. Bu yüzden askerimize "Mehmedçik" deniliyor.
- Onu biliyorum.
- Peki, nasıl oldu bu iş?
- Tabii ki kolay olmadı. Çok araştırma, inceleme ve mukayeseler yaptım.
- Bütün Avrupalılar aydın insanlar, araştırmacı ve oldukça da kritiker olur.
DEVAMI YARIN

