Kaydet
a- | +A

Doğan Bey, bir şahin hassasiyetiyle etrafına göz gezdirdi. Tehlike kalmadığından emin olunca da Maria’nın yanına geldi. Akan kanları elinin tersiyle sildi...

Nefesini tutmuş, olup bitenleri takip eden Maria, gördükleriyle rahatladı. Gözleri ışıl ışıl parladı. Artık bacağındaki oku falan düşünecek hâlde değildi. Üstünü başını toplayıp doğrulmak istedi. Fakat yaralı ayağı buna izin vermedi.

Kanayan yaralar saymakla bitmez,

Bereket azalır, kazançlar yetmez,

İnsanlar bozulur, beş para etmez,

Hak hukuk yok olur, çok feci durum!

Doğan Bey, bir şahin hassasiyetiyle etrafına göz gezdirdi. Tehlike kalmadığından emin olunca da Maria’nın yanına geldi. Akan kanları elinin tersiyle sildi. Yarı baygın vaziyetteki kızcağızın koltuklarından tutarak ilerlemeye çalıştı. Maria, tozpembe hayallerle gözünü kapadı...

Rüzgârdan korunabilecekleri kuytu bir yerde, müsait bir ağaç dibine kibarca indirdi. Alelacele çevredeki otlardan yastık yaptı, başının ve kanayan ayağının altına yerleştirdi.

Doğan Bey, elinde olmadan sıkılıyordu. Döndü, arkasına baktı. Yol arkadaşı kucağında bir şeyler getiriyordu. Önündeki ağaca yaslanmış olan Maria’ya gülümsedi. Ayak ucuna çömeldi. Elini sürmeye çekiniyordu. Üryan gelene kadar böyle kararsız kaldı.

Maria, acısını belli etmeden tam bir teslimiyet içinde bekliyor, canını hiçe sayan ve kendini kurtaran Doğan Bey’i seyrediyordu. Başını iki elinin arasına aldı. Sökülmeyen bir hıçkırık boğazına tıkanıyor, nefes alamayacak gibi oluyordu. Gözyaşları sanki kurumuştu. Üryan, kucağındakileri yavaşça yanı başına koydu. Neden sonra;

- Bizim kaldığımız yere götürelim. Orası daha güvenli ve rahat. Ne dersin?

- Yapacağım başka şey yok! İnsafınıza kalmışım!

- !!!

- Hadi arkadaşım kalk!

Üryan Eşkıya, derin bir uykudan uyanır gibi doğruldu. İhtiyaç duyulabileceğini düşünerek taze ağaç dallarından yapmış olduğu sedyeyi getirmişti. Açtı, düzeltti. Hepsinin üzerinde ağır bir tevekkülün izleri vardı. Ayağını işaret ederek sükûneti Maria bozdu;

- Bileğim kırıldı herhâlde…

Doğan Bey, kalktı, ayak bileğini yakından inceledi;

- Korkacak bir şey yok!

Üryan, gömleğinin ucundan tutup bir kenarından yırttı. Doğan Bey’e uzattı. Sevgiyle başını salladı. Bir şey demeden bezi aldı. Ayağı sağlam bir şekilde sardı.

- Bu, ağrını biraz dindirecektir… Korkulacak bir şey kalmadı.

- Canımı da, namusumu da size borçluyum. Sağ olasın yiğidim. Siz yetişmeseydiniz çok fena olacaktım çook!

Doğan Bey, soluklanmak için olduğu yere ilişti. Etrafına, bir şeyler arar gibi bakındı.

- Lütfen kusura bakmayın da bilmeniz lazımdı! Buralarda bu vakitte ne işiniz vardı? Hele tedbirsiz dolanmak akıl kârı değil.

- Babam, muhafız olarak iki adamını yanıma vermişti ama… Eğer, siz olmasaydınız…

Doğan Bey, merhametle kıza baktı. Maria da ona. Kalbi duracakmış gibi oldu. O kadar genç şövalyelerle karşılaşmıştı hiç böyle bir hâl duymamıştı. “Ne oluyor bana?” dedi içinden.

DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.