İkisinin de dizleri titriyordu. Heyecandan ter basmıştı. Ömürlerinde çok şeyler görmüşlerdi, fakat böylesiyle ilk defa karşılaşıyorlardı.
Hikmet, hakkı bâtıldan ayıran bir kuvvettir,
Ruhun idrak gücünü gösteren bir haslettir.
Çok kısa zamanda yaraları kapanmış, eski gücü kuvveti yerine gelmişti. İlk gece kuyu gibi bir yerde kafasına, koluna, sırtına vurulan darbeleri, hayal meyal hatırlıyor, başka bir şey daha bilmiyordu.
Etrafına mânâlı mânâlı bakıp değişikliklerin sebebini öğrenmek istiyor, lakin buna imkân bulamıyordu. Can yoldaşı, karındaşı Boğa Hasan ile artık her zaman sohbet ediyor, karanlık köşelerde kıbleyi tahmin ederek namaz bile kılabiliyorlardı. Hiçbir baskı, sıkıntı görmüyor, hissetmiyorlardı.
Yine bir vakit namazı kılmışlardı ki, kapı açılmaya başladı. Sesin geldiği yere baktılar. Tepeden tırnağa örtülü biri, sepet dolusu meyveyle içeri girdi. Yanlarına kadar sokuldu. Fazla merakta bırakmamak için de hemen yüzünü açtı. Doğan Bey ve Boğa Hasan hayret ve sevinçten ne yapacaklarını şaşırdılar.
- Üryan!
- !!!
İkisinin de dizleri titriyordu. Heyecandan ter basmıştı. Ömürlerinde çok şeyler görmüşlerdi, fakat böylesiyle ilk defa karşılaşıyorlardı.
Zindanda bir dost.
Üryan, nefes almak için biraz durdu. Gözlerini yerden kaldırdı. Karşısındaki mert yiğitlere, tekrar dostça baktı.
- Oh! Çok şükür yâ Rabbî!
Diye haykırdı sevinçle.
Arkadaşlarını tam iyileşmiş, eski güç ve kuvvetlerine kavuşmuş görmenin sevinciyle ne yapacağını bilemiyordu. Bu hâl ya çok kötü zamanlarda, ya da mesut olduğunda olurdu. Elinde değildi.
Getirdiklerini ikram etti. Nefis bir masa donattılar. Afiyetle yerlerken olup bitenleri en ayrıntısına kadar anlattı Üryan.
Maria’nın fedakârlığını duyup öğrenince Doğan Bey’in gözleri doldu. “Helâl olsun kıza! Sözünün eri, delikanlıymış” diye söylendi içinden.
- Şimdi dilediğiniz gibi hareket etmeye serbestsiniz. Sizden mesul tek kişi benim. İsterseniz kaçalım. Neyi, nasıl düşünüyorsanız bilin ki hepsine de varım, hem de sonuna kadar.
Dedi, Üryan.
- Senin samimi olduğuna inancımız tam karındaşım. Maksat bizim kaçıp kurtulmamız değil. Kaçıracaklarımızla birlikte kurtulmamız ve Bursa’ya eli boş dönmememizdir. Her gün ayrı bir yeri, şatoyu, çevreyi ve geliş, gidiş yollarını iyice inceleyelim, plânlarımızı sağlam yapalım. Gerisi… gerisi kolay!
Diyen Doğan Bey’i can kulağıyla dinleyen Boğa Hasan, müsaade istedi ve düşüncelerini açıkladı.
- Padişah efendimizin bu hadiseden mutlaka haberi olmuştur. Tiz zamanda mutlaka destek gelecektir. Onları bekleyelim. “Ne olur, ne olmaz?” hesabıyla uyanık olalım ve kollayalım.
“Bugün ne güzel bir gün. Bu arkadaşlar ne hoş insanlar. Bu uğurda mücadele etmek, yorulmak, düşüp kalkmak ve hatta gerekirse can vermek ne güzeldir. Kim bilir?” diye içinden geçiren Doğan Bey, Hocası Emîr Sultan’ı görür gibi oldu karşısında, tebessüm etti edeple.
DEVAMI YARIN

