Kaydet
a- | +A

Beyazıd Paşa, Atmaca Nuri Bey'in ardından iftiharla baktı. Dudaklarında anlaşılmayan bir duâyı mırıldayarak koltuğuna oturdu...

Mahcup bir veda bu, buyur demeden.

Gitme, kal talebi bekleme benden.

Ayrılık kararı verilmiş dünden,

Yiğidin korkusu olmaz ölümden!

Beyazıd Paşa, Atmaca Nuri’nin gözlerinin içine bakarak, ahvalin fenalığını, Osmanlıyı bekleyen tehlikeleri, iç ve dış düşmanları, ahalinin yapısını, zaaflarını, Yıldırım Han’ın dilek ve emirlerini, Emîr Sultan hazretlerinin ve bütün ulemânın duâ ve teveccühlerini, Doğan Bey ve Boğa Hasan Bey’in nerede, hangi şartlarda bulunduğunu, Kâbus denilen yalancı, fırsat düşkünü insanın imkânlarını tek tek, üstüne basarak anlattı. Anlaşılıp anlaşılmadığını tespit için de Atmaca’ya tekrarlattı ve tasdik ettirdi.

Beyazıd Paşa diyeceklerini deyip, lafını bitirdikten sonra doğruldu.

Atmaca Nuri de Paşa’nın kalktığını görünce hemen fırladı.

- Anlaşılmıştır Paşam, dedi...

Beyazıd Paşa, oturduğu koltuğundan gelip babacan bir tavırla, sırtını sıvazladı.

- Bugünden tezi yok tedarikini tamamla! Yanına alacağın adamları seç, düş yola! Gazânız mübarek, Cenâb-ı Allah yâr ve yardımcınız ola!

- Emriniz başımın üstüne Paşam!

Diyen Atmaca Nuri Bey, hürmetle geri çekildi. Gayet mesut ve kendinden emin vaziyette çıkışa yöneldi.

Beyazıd Paşa, iftiharla ardından baktı. Dudaklarında anlaşılmayan bir duâyı mırıldayarak koltuğuna oturdu...

Nasihat eden kimse, takvâ ehliyse eğer,

Sözleri kalbe değer, elbette tesir eder.

***

AH LOLO!..

Büyücü, işiyle meşgulken gelen Erkara, öfkesini bastırırcasına öyle bir kahkaha patlattı ki gök gürültüsü gibi kayalarda yankılandı. Yarı yarıya sağır olan büyücü Lolo bile bu şiddetli ses karşısında irkildi. Elindeki kepçesini düşürdü. Az daha kaynayan kazana düşecekti. Döndü, dik dik Erkara’ya baktı.

- Sen ha!

- Ben ya!..

-!!!

- Sana ne demiştim ha? Konuşsana büyücü bozması!

-!!!

Büyücü korkuyla geriledi. Bir şey diyecekti diyemedi, yutkundu.

Zayıf, çarpık ayakları dolaştı, sendeledi, sırtüstü yere düşecekken Erkara lime lime olmuş kaftanının kolundan tutarak yukarı kaldırdı. Avını parçalamaya hazır bir sırtlan gibi üzerine dikildi. Dişlerini sıkarak haykırdı.

- Sahtekâr, bunak kocakarı! Beni kandırdın! Gözümün içine baka baka yalan söyledin!

- !!!

- Ne Gülşah’ın bana yâr olmaya niyeti var! Ne de Akıncı Doğan’ın ölmeye…

- Hiddetlenmeyin beyzadem! Siz endişe etmeyin, ben...

Erkara, lafını kesti.

- Endişe edecek olan ben değil sensin! Muvaffak olamazsan ölürsün demiştim! Ben sözümün eriyimdir!

Cümlesini bitirmeden belinden çektiği kamasını büyücüye sapladı. Bir daha… Bir daha… Zaten zayıf, fersiz, oldukça da ihtiyar olan Lolo, sendeledi, titredi, boş bir çuval gibi olduğu yere yığıldı...

Erkara, muzaffer bir komutan edasıyla etrafına bakındı. Uzakta ve yakında kimsecikler görünmüyordu. Canlı varlığa dair en ufak bir işaret de yoktu ortalıkta. DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.