Kaydet
a- | +A

"Ne var ki, bir Alman ancak bu kadarının farkına varabilmiş… ona bu kadarı kâfi gelmiş...” deyip hayret ve hayranlıklarını saklamadılar.

Siz komiser diyorsunuz ben polis şefi diyeyim. Adam pek şaşırmıştı hissiyatını şu cümlelerle anlatma ihtiyacı duydu:

"Bu işe akıl sır ermez! Nasip meselesi Ahmed Bey. Kavuştuğun nimetler sana afiyetler olsun. Nice insanlar bu inceliği anlayamıyor, îmân etme şerefiyle şereflenmiyorlar. Maşallah, sizin için âlimlerin binbir delille ispatlamasına hacet kalmamış, ufak bir odun dalı yetmiş, maşallah! Buna nasip denir…” deyip kucakladı, defalarca özür diledi. Bizde böyle bir hadise yaşansaydı kimin umurundaydı?

Artık geri dönsene!

Arabama binsene!

Îmânsız geçen günüm,

Bana gelir bin sene!

Onlardan biri de:

"Kaldı ki, misvakın daha başka faydaları da var...” deyince yanımdaki de söze girdi:

"Ne var ki, bir Alman ancak bu kadarının farkına varabilmiş… ona bu kadarı kâfi gelmiş...” deyip hayret ve hayranlıklarını saklamadılar.

Komiser tekrar öfkelendi:

"Ya bizimkilere ne lazım? Mürtet olanın işi daha zor…” dedi, alt dudağını ısırır gibi yaptı hırsından. Sonra da “Ama Avrupaî hayat da öyle yabana atılacak gibi hepten kötü değil…” deyince tüylerim diken diken oldu. Nezaretteyim, zindanda kalır per perişan olurum gibi menfi şeyler düşünmedim. Ağzıma ve aklıma gelenleri bir makineli tüfek gibi sıraladım:

“Hayranı olduğunuz Avrupaî hayatın içinden geliyorum beyler! Onları benden daha iyi bilemezsiniz! Hani sık sık kullandığınız bir ecdat sözünüz var ya “Tereciye tere satmayın!” Lütfen bana tere satmayın! Neler çektiğimi bir ben bilirim! Bana kül yutturamazsınız! Madem kafanız basmıyor tek tek sıralayayım:

Biz yani hayranı olduğunuz Avrupalılar, her çeşit alkolden, uyuşturucudan kurtulmaya çalışıyoruz, siz ona alışmak için bahaneler arıyor, âdeta can atıyorsunuz!

Biz aile hayatını bozan zinadan, köpekler gibi sokaklarda sarmaş dolaş olmaktan bizarız, siz o iğrençliklere imreniyorsunuz.

Bizde yardımlaşma, dayanışa, paylaşma, merhamet denen bir şey hiç yok! İnsanlığımızdan utanıyoruz, siz bize benzemek için birbirinizle yarış içindesiniz! Öz evlatlarınızı bizim gibi olsunlar diye kılıktan kılığa sokuyor, bilhassa teşvik ediyorsunuz!

Biz hınzır etini yasaklatmaya çalışıyoruz, zararlarından dolayı siz gizli saklı onu hayatınıza sokabilmenin yollarını tartışıyor, insanınızı alıştırmaya gayret ediyorsunuz!

Sayıp sırlayacağım şeyler çok da, kısa keseyim. Hakikaten elinizi vicdanınıza koyup ne kaybettiğinize ve onun yerine ne koymaya çalıştığınıza bir bakın, ne olur?

Hülasa şunu söyleyeyim; ya o ecdat dediğiniz asil millet sizin atalarınız değil, ya da siz fena kandırılmışsınız!

Gençlerden çıt çıkmıyordu. Öyle bir aşağılık kompleksi hastalığına yakalanmış insanlarla karşı karşıyaydım ki sormayın!

“Niçin böyle yüzlerine karşı söylediğim?" diye kendi kendime kızdım, doğru söylemek lazım gelirse biraz da korktum. Neme gerek, koca bir devlette tek bir adamım. Alnıma susturulmuş tabancayla bir mermi sıksalardı ne yapabilirdim? Attıkları kimsesizler mezarlığında tarihin derinliklerine karışır giderdim! DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR