"Biz, kızımızı oraya hizmet etmesi için gönderdik. Siz, onun hizmetine mâni oluyormuşsunuz. Zavallı, evde suçlu gibi duruyormuş!.."
Birkaç gün sonra iadeiziyaret için annem bize gelmişti kayınvalidemle aralarındaki sohbete şahit oldum. Ben mutfağa geçmiştim ama sesler geliyordu.
- Saliha Hanım!
- Buyur dünür.
- Kızım Ayşe geldiğinde sizi sordum.
- Eee?
- Ne biçim annesin? Beni kimlere vermişsin öyle? Deyip sizi şikâyet etti. "Artık o koca denen adamın evine gitmek istemiyorum! Beni oraya gönderme! Çünkü kocamın anası beni çok mahcup ediyor…” dedi.
- Hayrola Dünür! Gelinimi nasıl mahcup ediyormuşum?
- Orasını siz bilirsiniz. Kırk günlük geline yaptığınız reva mı?
Saliha Hanım iyice şaşırmıştı. Suçunu öğrenmek istiyordu:
- Suçum neymiş? Öğreneyim de bir daha yapmayayım!
- Biz, kızımızı oraya hizmet etmesi için gönderdik. Siz, kızımızın hizmetine mâni oluyormuşsunuz. Zavallı, evde suçlu gibi duruyormuş. Bugünden tezi yok, bütün işleri kızım yapmalı.
- Hay Allah, iyiliğini versin! Beni korkuttunuz. Ben de acaba ne suç işledim diye kahırlanıyor, hem de merak ediyordum. Özür dilerim. Bir daha onu memnun edecek şekilde hareket ederim!
- Saliha Hanım, şaka yaptım. Kızım sizden çok memnun; ama artık misafirliği kalmadı. Onlar ne de olsa genç. Lütfen işlere yardım etsin!
Yükseldikçe enflasyon,
Görülüyor depresyon,
Hadise kızıştıkça,
Fırlar hemen tansiyon!
Mevzu bu şekilde başlayınca gayr-i ihtiyari iyice kulak kesildim. Önce annemin sözlerinden utandım, üzüldüm. Saliha Hanıma bir şeyler söyleyecekti, vazgeçti. Sonra anneciğim memnuniyetini bildirip teşekkür edince derin bir nefes aldım. Dostça birbirlerine sarılarak gülüştüklerindeyse iyice rahatlamıştım.
Kısa bir müddet sonra da annemleri memnun ederek evlerine gönderdik.
Beyim işe gittikten sonra, kayınvalidem Saliha Hanım eskisi gibi evin işlerini yapmaya başladı. Hemen koştum dedim ki:
- Hanımanneciğim artık müsaade et de ben yapayım evin işlerini.
- Kızım, sen bu evde misafir değilsen bile acemisisin. Hangi eşyanın nerede olduğunu bilmezsin. Yemeğe tuz koyacak olsan iki saat tuz ararsın. Bıçak lazım olsa bıçak ararsın. Gel ben sana her şeyin nerede olduğunu göstereyim! Bak, çatal kaşık burada. Tuz biber şurada. Bir çivi çakman gerekebilir. Çiviler ve çekiç şuradadır.
Kayınvalidem, Hanımanneciğim Saliha Hanım, süpürgeye varıncaya kadar her eşyanın teker teker yerini gösterdi. Kendisi çok intizamlı idi. Benim de öyle intizamlı olmamı istiyordu.
- Bak kızım! Aldığın şeyi yerine koymazsan, evde eşya aramakla başın döner. Bu evin prensibi böyledir. Her eşya alındıktan sonra yerine konur. Kendi odanı da böyle yap! Oğlanın pijamasını devamlı bir yere koy! Gömlekleri, atletleri belli bir yerde dursun. Çorabınızı, mendilinizi, hâsılı bütün eşyanızı belli bir yere koyup oradan almalısınız. Bir gün başka yere koyarsan bulunamaz. Ben oğlumu bu intizamlılığa alıştırdım diyebilirim. Tıraş makinesinin yeri bellidir. Paltosunu, ceketini her gün belli bir yere asar. Bugün şu askıya, öbür gün başka bir askıya asmaz. DEVAMI YARIN

