Ziyarete gelip gidenler, "Ne biçim kaynana, gelinine toz kondurmuyor…" diyorlarmış!
Saliha Hanım hemen kalkmış kadına serin bir şerbet ikram etmiş.
"Buyurun vişne şurubudur. Yeni yaptım. Afiyet şifa olsun.”
"Saliha Hanım niye zahmet ettin?”
"Misafire ikram, Allahü teâlâya ikramdır. Sen kapıdan gelirken bir melek 'Ey hane halkı size müjde olsun! Allahü teâlânın selâmı var. Filan kimse sana misafir geliyor...' demiştir. Bir misafir kırk günlük bereket getirir. Misafir kabul etmeyende hayır yoktur. Misafir gelen evin bereketi çok olur.
"Kız bunları nereden öğrendin? Ne hoş malumatlar!”
"Bizde güzel kitaplar var. Gelirsen her zaman beraber okuruz. İnsan, âlimlerin, evliyanın hayatını okuyunca çok tesir ediyor. Hiç kötülük yapmak istemiyor. Güzel ahlâklı olmaya çalışıyor.
Kadın memnun şekilde ayrılırken Saliha Hanım "Güle güle gidin, yine buyurun...” diyor, keyifle uğurluyor. Bu eve, bir daha dedikoduya gelemezdi. Eğer hakikaten bir şeyler öğrenmek istiyorsa, kaynanam Saliha Hanımın kapısı açıktı.
Benim baba evine gittiğimi duyan, gören kadınlar, fırsatı değerlendirmek, taze, çiçeği burnunda gelinin dedikodusunu yapmak için gelmişlerse de, Saliha Hanım, hepsinin elini boş olarak ve biraz da nasihat çekerek yollamış. Gidenler, "Ne biçim kaynana, gelinine toz kondurmuyor…" diyorlarmış.
Kendi köyümüzde yemekler yenip erkekler namaz için camiye gidince, annem beni başka bir odaya aldı yanıma oturup geçimimi sordu. Bilhassa kaynanamla aramın iyi olup olmadığını merak ediyordu. Ben de şikâyetçi bir tavırla:
- Anne, dedim. Doğrusunu istersen Hanımannem'den şikâyetçiyim, beni hep utandırıyor.
- Nasıl yani?
Anneciğimin gözleri büyümüş bana bakıyordu. Belli ki korkmuş ve iyice meraklanmıştı. Hem kaynanam demiyor, “Hanımannem” diyordum, hem de beni utandırdığını söylüyordum. Telâşlanmasın da ne yapsındı?
- A benim güzel kızım Ayşem! Doğru söyle; nasıl utandırıyor? Bağırıp çağırıyor mu? Kocanın yanında, kusurlarını mı sayıyor?
Ben de canım anneciğimin fazla üzülmesini istemediğimden gülerek cevap verdim:
- Anne, bir işin başına varsam, hemen, "Sen daha misafirsin..." diyor. Sabah erkenden benden önce kalkıyor. Evi süpürüyor, kahvaltıyı hazırlıyor. Bulaşıkları bile bana yıkatmıyor. Sen olsan utanmaz mısın?
Annemin şöyle derin bir oh çektiğini gördüm sonra, memnuniyetini dile getirdi:
- Çok sevindim a güzel kızım. Ben de şaşırmıştım zaten. Ayşe’m yanlış bir şey yapmaz diye düşünüyordum.
DEVAMI YARIN

