Kadınlar, hislerini belli etmemek için de gülüyor, şarkı söyleyip dans ediyor, daha neşeli ve sevecen görünüyorlardı.
Dili tutulmuştu sanki. Kendi şatosunu ve içindekileri hayal etti. Kim bilir ne kadar güzel bir yerdi? Etrafında pervane olan birbirinden güzel kızlar, hizmetçiler, uşaklar, her hafta düzenleyeceği toplantılar, yemeler, içmeler ve nihayetsiz saadet ve mutluluklar onu bekliyordu. İşte burada, burnunun dibinde. Riske girmeden de olmuyordu ki.
Çok aceleci olma, ayakların burkulur,
Öfkeyle kalkan kişi, pişmanlıkla oturur.
Katlarda bulunan Roma hamamlarından birine girerken buhar karışımı, şarap ve süt kokuları karşıladı gelenleri. Dört bölmeden meydana gelen bu hamamın bir havuzu süt, biri şarap, biri soğuk su, diğeri de sıcak suyla doluydu. Her taraf beyaz mermerlerle yapılmış, heykellerle tezyin edilmişti. Her havuzun giriş kapısında ziyaretçileri karşılayan Kripto’nun mermer havası verilmiş parafinden yapılma heykelleri ona verilen üstün kıymeti gösteriyordu. “Âdeta kendimi, bir rüyanın içinde sanıyorum!” diye düşündü Kripto. Kimseye belli etmeden heykelini yan gözle süzerek ilerledi.
Önce şarap havuzundan başladılar. Kızlar billur kadehlere şarap doldurup doldurup ikram ediyor, bir taraftan da Kripto’nun cesaretini, kahramanlığını, zekâ ve kabiliyetlerini anlatıyorlardı birbirlerine.
- Yüz binlerce ordularımızın yapamadığını şu karşımızda duran aziz yaptı. Onunla burada bulunmak ne büyük bir şans.
Dedi. Bir diğeri atıldı;
- Ebediyen onun kölesi olmaya hazırım. Acaba beni köleliğe kabul ederler mi?
- Ben de hizmetçisi olmak. Her gün akşam, sabah bu havuzlarda ayaklarını yıkamak isterim. Ta ki “dur” diyene, gücüm bitene kadar.
- Gelin güzellerim. Hepinize de yeterim ben!
Deyip kızları kendine doğru çekti. Fakat biri itiraz etti.
- Olmaz efendimiz! Önce bu gördüğün havuzlarda yüzeceğiz. İyice yıkanacağız. Acelemiz ne? Koca gece ve burada gördüklerinin hepsi de senin. Biz hizmetçilerin de emrinizde, deyip gülüştüler.
Geniş bir yatak odasında, gayet büyük bir aynalı dolabın karşısında üç kadın, Kriptoyu soydular. Onu o hâlde görünce nefretleri artıyor, deli oluyorlardı. Hislerini belli etmemek için de gülüyor, şarkı söyleyip dans ediyor, daha neşeli ve sevecen görünüyorlardı.
"Bursa fatihi"ne, güzel kokular sürülmüş, beyaz ipekten şık bir gömlek, giydirildi. Kadehler dolduruldu, üst üste ikram edildi. Kızlardan biri plan gereği şarap havuzuna atladı. Bunu gören Kripto da beklemedi. Balık gibi dibine daldı, çıktı. Güneşte yanmış bir manda gibi oflaya, puflaya dönmeye, kızı yakalamaya çalıştı. Kızlar, durmadan içiriyor, iyice kendinden geçmesini sağlıyorlardı.
Tam sarhoş olduğuna kanaat getirdikten sonra da, süt havuzuna götürdü, yüzdürdüler. Orada da yarı baygın, yarı uyanık hâlde bir hayli dalga geçtikten sonra, sıcak havuza soktu, iyice uyuşturdular. Kripto, artık tam mânâsıyla sarhoş olmuştu. Başı dönüyor, kulakları uğulduyor, gözleri biri iki, ikiyi de dört görüyor ve reflekslerini kontrol edemiyordu.
DEVAMI YARIN

