Kaydet
a- | +A

Kısa zamanda zenginliği ve şöhreti nasıl yakaladığını muhakeme edemiyor, bocalıyordu.

İstediğinin noksansız olduğuna şahit olan Kâbus, sinsi bir gülücükle;

- Tamam, sözümü unutmuş değilim! Seninle yakından alâkadar olacak istediğini yapacaklar bu güzeller. Merak etme…

- !!!

Efendilerinin kahkahasıyla birlikte, baş işareti, üç genç kadını, hemen emri yerine getirmek üzere, harekete geçirmesine yetti. İkisi Kripto’nun kollarına girdi. Diğeri de şarap ve kadehleri tepsiye koyup, gülerek peşlerinden yürüdü.

Kâbus, bir müddet daha mânâlı mânâlı güldü. Kapıdan çıkarken en arkada kalan kız, efendisiyle bakıştı ve birbirlerine göz kırptılar.

Huzurdan çıkanlar, som altından bir heykeli okşayarak döndü, kristal aynalarda kendilerini seyrederek, parlak mermer döşemelerden kayarcasına geçtiler. İki kız, iki yanağına, iki öpücük kondururken, diğeri de uzun elbisesinin eteklerini topladı, gülüşerek, şakalaşarak yürüdüler.

Kripto, sabahtan beri hep bu anı beklemişti. Yemeğe, içmeye, kadına, müziğe, dansa, kısacası her şeye son derece acıkmıştı. Dokuz aydır kadın yüzü görmemişti... Hiçbir şey yapmamış olsa bile yalnız Osmanlılar arasında bu kadar zaman geçirmek mükâfatlandırılması için yeterdi ve artardı bile. Oysa o neler yapmamıştı ki? Bir devi kalbinden hançerlemiş, zayiat vermeden de geri dönebilmeyi başarmıştı. Hem de Hurufi ve adamları gibi fazlasıyla. Bir düşünülse ne mânâya geleceği çok iyi anlaşılacaktı.

Kâbus’un yemek, tatlı, altın, mücevher ve güzel kız laflarıyla hayalleri yeniden tutuşmuş, iyice alevlenmişti. Artık başka bir şey düşünemiyordu. “Ah bu gece ne âlemler, ne çılgınlıklar yapacağım?” diyordu içinden.

Birdenbire önüne gelen bu talihi şeytana uyup da kaçırmamış, iyi değerlendirebilmişti. Kısa zamanda zenginliği ve şöhreti nasıl yakaladığını muhakeme edemiyor, bocalıyordu. Kafasında bu sabit fikir, gittikçe altın, elmas, inci, yakut ve çeşit çeşit mücevher oluyor, sandık sandık doluyor, ağırlaşıyordu. Daldığı hayallerinde mest olmuş, tamamen sersemlemiş gibiydi.

Dünya nimet yeridir, dünyalık âşığına,

Ne koyarsan aşına, o gelir kaşığına.

Güle oynaya geniş mermer merdivenlerden indiler. Uzun, dar pencerelerden süzülen ışık antre ve salonları ışıl ışıl aydınlatıyordu. Kripto hayatında görmediği bu ihtişama, binbir çeşit süslere hayranlıkla baktı bir daha. Hele Kâbus’un oturduğu salon, neydi o öyle? Halılar, duvardaki resimler, vazolar, ağır perdeler, her bir ayağı bir hayvan figürüyle yapılmış masa ve sandalyeler, daha neler, neler? DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.