Kaydet
a- | +A

"Kulağıma hoş gelen nağmeleri doya doya dinledim. Ses, ritim ve melodilerde tarifsiz bir ahenk, sanat ihtiva eden bir kalite vardı..."

Ben de onlara nasıl Müslüman olduğumu tane tane anlattım:

“Seyahati severdim oldum olası. Şartlarım da müsaitti. Çin'i, Japonya'yı, Hindistan ve o civardaki uzak memleketleri pek de merak ediyordum. Pakistan’a gittim. O zamanlar ateisttim! Hiçbir din ve inanç beni âlâkadar etmiyordu. Orada bulunduğum bir akşam her taraf temizlendi, güzel kokularla süslendi. Harikulade bir şeyler olduğunu tahmin etsem de ne olduğunu tam bilemiyordum. Camiler, minareler ışıl ışıl ışıklandırılmış, güzel sesli müezzinler çeşitli ilâhiler söylüyordu. Cadde ve sokaklar, temiz ve yeni elbiseler giyinmiş genç ihtiyar, çoluk çocuktan geçilmiyordu. Ortalıkta bir bayram havası vardı. Yapılan merasimleri gözümü kırpmadan, merakla takip ettim. Kulağıma hoş gelen nağmeleri doya doya dinledim. Ses, ritim ve melodilerde tarifsiz bir ahenk, sanat ihtiva eden bir kalite vardı. Okunanların çoğunu anlamıyordum lakin direkt kalbime nüfuz ediyordu.

Sanma kimse görmüyor,

İşler yola girmiyor,

Boşuna ölüp gitme!

Îmân zarar vermiyor!

O kadar tesirinde kalmıştım ki ertesi gün bir yolunu buldum Din İşleri Bakanlığı'na gittim. Onlara kendimi tanıttıktan sonra dün akşamki coşkulu merasimin sebebini sordum. ‘Akşamki merasiminizi pürdikkat ve merakla takip ettim. Her akşam değil de o akşam niçin yapmıştınız?’ dedim. Yetkililer; ‘Dün gece Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın dünyayı teşrif ettikleri sene-i devriyeleriydi, yani doğum günleriydi. Dünyayı teşrif etmesine sevindiğimizi gösterdik. İlâhiler okuyup duâlar ettik...' dediler. Ben de gayr-i ihtiyari ‘Öyleyse O mübareğin bir kitabını verin! Çok meraklandım, okuyayım’ dedim. Onlar da isteğimi memnuniyetle karşıladı Hadis-i şeriflerinin, yani güzel sözlerinin bulunduğu bir kitabı hediye ettiler. Teşekkür ederek dışarı çıktım. Bir tercüman bürosun uğradım. Rastgele bir sayfasını açtım, tercüme ettirdim.

İlk cümlede ‘Dişlerinizi misvakla temizleyin!’ buyuruluyordu. Misvakın ne olduğunu sözlükten öğrendim. Her yerde kolay bulunuyordu. Fazla zorlanmadım buldum, laboratuvara götürüp bizzat başında bulunarak incelettim. Gelen rapor tüylerimi diken diken etmeye yetmişti. Çok şaşırmıştım anlayacağınız. Şöyle yazılmıştı:

'Misvak; vitamin deposudur. Eğer kullanılırsa, dişlerde skorbüt denilen hastalığın önüne geçer. Suyu, midede özümlemeyi, sindirimi kolaylaştırır, bağırsakları çalıştırır. En mühimi de devamlı kullananlarda basur denilen rahatsızlık zuhur etmez.'

Yazılanları hayretler içinde tekrar tekrar okudum. İçimden “Bu din hakiki din!” dedim, tereddüt etmeden Müslüman olmaya karar verdim. İşte böyle. Bana sizin gibi “Nasıl Müslüman oldun?” diye sorduklarında onlara “Bir odun parçası beni hidayete eriştirdi ve seve seve Müslüman oldum…” diyorum.

DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR