Kaydet
a- | +A

"Bolluk içinde yaşayan, merhamet nedir bilmeyen, aciz insanları perperîşan eden insanlardan intikam almak için bu çetin yolu seçtim yiğidim."

Üryan Eşkıya, her şeyi itiraf ediyor, pişmanlığını dile getiriyordu:

-Bolluk içinde yaşayan, merhamet nedir bilmeyen, aciz insanları perperîşan eden insanlardan intikam almak için, ucunda ölüm olan bu çetin yolu seçtim. Bugüne kadar hiç doğrularla karşılaşmadım. Yapılan haksızlıklar, bütün yolsuzluklar da beni iyice çileden çıkardı, kamçıladı.

- Hep bu anlattıklarının farkında olmak ne büyük bir saadet, biliyor musun? Tedavi olabilmek için, önce hastalığı doğru teşhis etmek lazım.

- Evet yiğidim. Onun için utanmadan, sıkılmadan anlatıyorum her şeyimi. Çabuk yükselmek, herkesin sayıp, korktuğu biri olmak istedim. Hepsi de fazlasıyla oldu. Bazen kılık değiştirip halk arasına giriyordum. İki kişi konuşuyor olsalar mutlaka benden bahsediyorlardı. Boyum bilmem kaç metreymiş. Gözlerimden şimşekler çakıyormuş, ağzımdan ateşler saçarak konuşuyormuşum. Kılıcımı iki defa kaldırdığım hiç görülmemiş. Ordular gelse baş edemezmiş. Daha neler, neler?

Menfaat, mal için akıyor kanlar,

Canımız sıkılır, çok feci durum!

Kalleşler eliyle gidiyor canlar,

Gönüller yakılır, çok feci durum!

Doğan Bey, elinde olmadan hafifçe gülümsedi. Gözlerinin önüne dökülmüş saçlarını arkaya attı. İtirafçı Üryan Eşkıya’ya, dikkatlice dinlediğinin mesajını verircesine baktı.

- Bunların hepsi de zevk, eğlence içinde yaşamak, çok iyi yemek, içmek, çok kaliteli giyinmek, zengin, güzel biriyle evlenmek, en kısa ve kestirme yoldan etkili olmak, bolluk içinde yaşarken de insanları idare etmek sevdasından başka bir şeyler değildi yiğidim.

- Mürşidi olmayanın mürşidi şeytan oluyor maalesef. Cenâb-ı Mevlâm, nefisleri kâfir yaratmış. Islah edilmezse, dizginler ele alınmazsa durum daha farklı olmuyor. Kim olursa olsun.

Doğan Bey’i dinlerken yorulan gözlerini ateşten nehre, oradan da karanlığın derinliklerine çevirdi, aklına ne geldiyse meyus olup derinlere daldı.

- O anlattığının en taze ve en canlı misali işte karşınızda.

- Lütfen! Her şeyi üzerine alma!

Sevenler yok olur, zora gelince,

Kimseler görünmez dara gelince,

Dostların çoğalır para gelince,

Zahire bakılır, çok feci durum!

Manastırda okuduğu sırada Müslümanlarla tanışmıştı. Temizliklerine, çalışmalarına, güler yüzlü, tatlı dilli, yardımsever oluşlarına şahit olup hayran kaldığını ve kısa zamanda gönüllü olarak Müslüman olduğunu, bu yüzden ailesinden, komşularından, milletinden tart edildiğini, Müslümanların içine de bir türlü giremediğini, itilmiş, kakılmış, ne yapacağını bilemezken dağa çıktığını, tek kurtuluş yolunun yeryüzünün bu en azgın ve acımasız mahluklarından intikam almak olduğunu, heyecanla bir bir anlattı.

- Kendini yoruyorsun!

- Nasıl yormayayım yiğidim, nasıl? Derdim çook, çook! Bak hele! İyi bir Müslüman olamayınca mabedi başına yıkılmış, ihlâslı bir mümin gibi altında ezildim. Hiç ümidim kalmadı. İradesi elinde olmayan bir ruh gibi hareket etmeye başladım. Etrafım kalın bir şüphe bulutuyla kaplandı. Asabileşmiştim. DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.