Kaydet
a- | +A

Kuru arpa yemesinden ve uzun yol katetmesinden dolayı susamış olan hayvan, sahibini sürüklercesine ırmağa daldı...

Ayın on beşi her tarafı, sarı, mor sislerle dolduruyordu. Kara bir post gibi önündeki gölgesine, basa basa Üryan’a doğru yürürken, Kamer tayın kişnemesi üzerine döndü. Yularını çözdü. Dizgini koluna alıp nehre doğru indi.

Kuru arpa yemesinden ve uzun yol katetmesinden dolayı susamış olan hayvan, sahibini sürüklercesine ırmağa daldı. Kana kana içti. Başını kaldırdı, kişnedi. Sanki diğer yol arkadaşını çağırıyor gibiydi. Uzaktan Doğan Bey’i takip eden Üryan Eşkıya da atını suya getirdi.

- Önce arkadaşlarımızın karnı doysun.

- Sonra da bizim.

- Onların ağzı var, dili yok. Bir konuşabilseler kim bilir neler anlatacaklar? Neler söyleyecekler bu zavallı insanlar hakkında?

Dedi Doğan Bey.

“Yaralarımı deşme be yiğit delikanlı!” der gibi bir “ah!” Çekti. Kalın, gür kaşlarını kaldırdı. Parlak mavi gözleri sanki derinden dışarı çıktı. Kuzu postundan yapılmış başlığının altından taşan uzun sarı saçlarını, kulaklarının ardına topladı. Başlığını yeniden örttü.

- Herkes, her şeyi söyleyebilse!

- Dünyanın şekli değişir değil mi?

- Evet, büyük bir buhran geçirdim yiğidim.

- Bırak eskileri. Sen şimdiye bak. Pişmansın ya!

- Hem de çok! Lakin insanlığımdan utanıyorum. Hayvandan farksız bir budala, katıksız bir ahmak, kendini beğenmiş bir sefil olduğumu ayağını gırtlağıma basınca anladım. Çok geç aklım başıma geldi. Çok geç… Kolum, kanadım kırık. İçinde bulunduğum hâl, ölmek üzereymişim de, yarı bırakılmış infaza benziyor.

- Fazla takma dedim ya!

- Elimde değil yiğidim. Bu an, sanki herkes, her ses, hatta yalnızlığım, şu dinmeden esen, güneşte kavrulmuş yaprakları öttürerek döken rüzgâr, şu önümüzde bilmem ne zamandan beri kesintisiz akıp giden gümüş derenin şırıltısı sanki; “Ey paradan, maldan başka bir düşüncesi olmayan iki ayaklı mahluk!” diye haykırıyor.

- Bir şeyler yeseydin.

- Nasıl olsa o vazifeyi yaparım yiğidim. Bırak da açılmışken içimi dökeyim.

- !!!

- Şimdi ben sana sorayım insanın hayvandan farkı ne?

- !!!

- Sen edebinden cevaplamıyorsun. O zaman ben söyleyeyim; mukaddesatı, yüksek fikirleri, insanlara faydalı olması değil mi?

- !!!

- Kaç gündür beraberiz? Bakıyorum, hep sen fedakârlık ediyorsun. Üstelik galip olan sensin, köle olmaya razı olan ben. Daha biraz önce yatağın iyisini bana bıraktığını şu kapanasıca gözlerimle gördüm. Kendin yorgun, aç, susuz olduğun hâlde atını önce doyurdun, içirdin. Şahit olduklarım aşağılık hâlimi anlamaya, iyi ile kötüyü mukayese edip tartmaya yetiyor, artıyor bile.

- !!!

- İşte yeni anladım, bu sende olan güzelliklerin hiçbirinin bende olmadığını da, onun için yanarım perişan hâlime. Onun için gevezelik ederim yiğit delikanlı. Her şeyi yemekten, içmekten ibaret sanmışım tıpkı hayvan gibi. Şimdiye kadar hayvani isteklerimin peşinde koşmuş, durmuşum. Kırk yaşını geride bırakmış olduktan sonra feci hakikati görmek, doğruları işitmek, hele anlamak ne acı şey! DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.